26 October 2006

BİRAZ BAYRAM BİRAZ TATİL

öncelikle bu perşembe cuma izin almadığımıza çok pişman olduk ,iyice dinlenirdik ...müdür de yok fırsatı kaçırdık yani...
cumartesi günü ;sabahtan mısra yine hasta gibiydi ,biz hastaneye gittik songülle
ordan jimnastik ordan dedemin mezerı karşıyakaya..mısraya dedemizin bahçesi dedik(zeycan önermişti işe yaradı epeyce)çiçekler dikti minicik elleri ile ağlamamak için zor tuttum kendimi toprağı kazarken solucanlar buldu çok eğlendi ...sonra hep beraber dua ettik ...
alışveriş falan bitti cumartesi
pazar günü mısra ile kibritçi kıza gittik (oyun hakkında görüşlerimi bilahare yazacağım )
PAZARTESİ bakıcı izinli idi ;anneane sabri mısra ve küçük kuzen ahlatlıbele gittiler ben evde yemek yaptım :)pzt akşamı 21:15 seansına gittik kızımla ,çok güzel oldu sadece biz vardık filmde onun harçlıkları ile mısır aldık :)gece 11 i geçmişti çıkışta
ah bir an önce büyüse de sakaryada içmeye gitsek diye geçirdim içimden ...
salı günü ;sabah evde temizlik vardı sonra misafirlerimiz geldi bu arada fatoşcum sağolsun uğradı nehir harbiden çok büyümüş ,boran da kreşin çok olumlu etkileri vardı bana hep mısrnaın annesi dedi ya çok komikti ...herkes gidince biz çıktık misafirlik turlarına ...
çarşamba ;sabri çalıştı biz de onu ziyarete gittik ilk kez işyerine ...mısra çok uslu durdu çok a dam gibi davrandı herkesin elini sıktı yabancılarla ingilizce konuşmaya çalışmas çok komikti sürekli may name iz mısra dedi durdu :))))
ordan da hop eymir yaptık zeycanla işte ordaki 2 saat gerçek bayram oldu bana gölün üzeirnde güneşin batışı muhteşemdi kızlar çok eğlendi
ve işte geldik işe :))))
(bayramda bankadan para çekmeyi unutarak msranın harçlıklarına dadanan anne pelin)

09 October 2006

yeni tanıştığımız badem Posted by Picasa

işte hastalıklar başladı

cuma akşamı ile tiyatroya gittik ve sezonu açtık 'tek kişilik düet'
mısra da özlem ve cana konuk oldu
gece ise mısra bir türlü uyuyamadı en sonunda da 4 gibi karnım ağrıyor diyerek kustu sonra rahatladı uyudu ...
sabah kalktık apar topar hastaneye götüreceklermizi ayarldık ve gittik
songül banu ve yıldız ile benim eski bir dostum da yanımızdaydı ..
mısra baba ile arabada kaldı biz dağıtıma çıktık
biz hastanede iken mısra arabada kusmuş tekrar
dağıtım bitince ben arabaya gittim mısra kötü gözüküyordu gerçekten yine de yemek yer biraz açılır diye ulusa gidelim dedim çıkrıkçıalrda kolye malzemesi alacaktık çünkü
ama dükkana kadar gidince tekrar kustu doğru pediatric klinicte aldık soluğu biz de ...
ertuğrul beye ateşi var ve kusuyor diyince hemen aldı bizi .
mısranın ateşi 37-37.5 civarında seyretti hep
mısra ertuğrul beyi çok sevdi muayenehaneyi çok sevdi...çocuk gelişimci ile de görüştük bu arada...
ishal başlar dedi ert. bey ve başladı gerçekten de ...ama gayta tahlili yaptıramadık .
kalan tüm haftasonunu da evde geçirdik
kolye yaptık kitap okuduk ateş çok yükselince banyo yaptık boyu kadar kağıtlara resimler çizdik ,gruplardan gelen tarifleri denedim (havuç çorbası ,mısırlı çorba ,börülceli semizotu ,kıymalı ıspanak ,fırında pilavlı tavuk ) mısra sonunda yine makarna yemek istedi
okul ödevimiz vardı ;sofra hazırlarken anneye yardım edilecek ,ödevini yaptı kızım hasta hasta ...
pazar günü anneanemin kadını izinli idi ,onu yıkamak bana düştü 2 çocuğum vardı yani pazar günü
bir de elimden geldiğince temizlik yaptım
sonuç olarak oldukça yorgun bir haftasonu idi...
planladığımız ata binme ve jimnastik aktivitelerini yapamadık ama evde oturup jöle yaptık :)))

04 October 2006

çatma kaşını

ben küçüktüm
sinirli ve küçüktüm
çok kırılgandım
kılıflarım ve duvarlarım vardı
başımı kitaplara dönerdim çoğunca
büyüklerin anlamsız sorularına kalkan olsun adına

ben küçüktüm
küçük ve yalnızdım
ben virgüldüm
anneanem nokta
beraber noktalı virgül olur gezerdik
çarşı pazar
gezerdik başka şehirleri

ben küçüktüm
küçük ve bulanık kafalı idim
hayata dair çok sorum vardı
üşenmeden cevaplardı
kitaplar okurdu bana hergece
hergece başka dünyalara giderdik

ben küçüktüm
küçük ve iştahsızdım
onun reçel kokardı elleri
sanki mutfak bir keşif yeri idi
patlıcan reçeli yaptı birgün hayret ettim sonra karpuz reçeli erkek incir toplardık ağaçlardan kaşınırdı heryerimiz ve hiç reçel yediğini görmedim onun bu heyecan sadece bize idi

ben küçüktüm
küçük ve yorgundum
kucağında uyurdum dizinde uyurdum
ellerinde büyürdüm
çatma kaşını derdi bana
ben dünyaya çok küstüm
korksun isterdim dünya kaşlarımdan
o da iz olcak derdi büyüyünce iki kaşının arasında

ben büyüdüm
büyük ve yalnızım
iki kaşımın arasında bir ince çizgi
anneanemin sözü kulaklarımda
iz kaldı bak alnımda senden bana hatıra

Pelin O.

dedemi özledim

dedem öleli 9 yıl oldu
bugün çok özledim
ankaradan bursaya taşınmıştık orda arsamız vardı ev yaptırırken başında duralım diye geldik ...
benim okuluma yakın bir ev aradık
ev ararken bir bodrum katı bulduk okuluma en yakın ev
sobalı bir bodrum kat
ev 7-8 ayda bitecek hemen yeni evimize gececeğiz
annemler teyzemler de gelecek
herkes muhalefet etti bodrumda oturmamıza
benim keyfim yerinde ...önü bahçeli çiçek dikerim sularım diye düşünüyorum hep
neyse eve taşınıldı
ben okula başladım (orta 2 )
*** dedem nerden aklıma geldi ,bir lafı vardı
'muvakkat bir zaman için 'derdi
o bodruma taşındık
evimiz yapıalmadı müteahhit bizi dolandırdı derken sanırım ben üniversiteye başladığımda ev bitmişti anca ben hiç oturamadım
o muvakkat zaman hiç bitmedi ama bize hep güç verdi
***
yorgunum dede
bitmeyen bir muvakkat zaman var yine önümde
keşke burda olsaydın

haftasonlarından biri

cmt sabah mısra ile kontrole gittik
ateşi vardı :(
peditusa başladık pazar günü burnu aktı ve bugün iyi
böyle devam edecek kreş boyu
hastaneden sonra ;hala kızı ile buluşup kızılaya gittik mısra neverlanda gitti ben gürellere...
o kitap aldı bol bol ben de kıyafet ,neverlanda kök yayıncılığın tiyatro serisini gördüm bir tanesini aldım ,cd de tiyatro ,daha izlemedik izleyince anlatırım görüşlerimi ama açıkcası
sonra metropolde oturduk ,tenedosta oturduk kıızm büyüse de otursak buralarda dedim içimden
metropolde bir kız msırayı nanik yaparak taciz etti uzun süre ,mısra ne sonunda patladı LANET OLSUN diye bağırdı ,çok komikti
sonra beraber beğendiğe gittik mısra beğenik'i çok seviyor tüm reyonlar var ve küçük
birsürü kalem kitap aldı oyuncak seçti bu arada nurteni gördük fıstık gibi olmuştu amerika meselesi yaramış arkadaşıma
kendime bir sürü cd aldım ilk kez ,timur selçuk ,selda bağcan,nazan öncel ,mor ve ötesi ,bülent ortaçgil ,yeni türkü (toplu cdleri ) (ne kadar eski kafalıyım ya )
beğendikte epey dolandık ,hemen her reyondan birşey aldık
ekmek ,parfüm ,kaplumbağa ...
sonra pazara gidip köyümde kış hazırlıkları alışverişi yaptık
bilginiz olsun diye ;
bir kasa domates -10 mio (23 ila 27 kilo arası geliyor)
barbunya 1.5 mio
biber 500-750-1.000
dolmalık biber- kırmızı biber 1.000
soğan 4 kilo 2 mio
falan falan
ben neler yaptım pazardan kilolarca aldığım soğan domates ve biberle bol gözyaşı dolu bir pazar geçirdim cmt gecesi 2 ye pazar günü 10 a kadar mutfakta çalıştım
sonuçta deepferezi doldurdum
haşlanmış nohut
haşlanmış kurufasulye
taze barbunya
bamya
fasulye
soğan domates biberli yemek harcı
domates biber kırmızı biber ile menemen harcı
geçen yıl teyzem yapmıştı ;bu yıl o izinde işler başıma kaldı
arada mısra dedesi halası ve babası ile düğüne gitti ben de anneanemle oturdum bira içtim ona fanta koydum
dertleştim ağladım yorgunluğumu anlattım
anlamıyor ya ;güldü ;öptü;allah sana güzel gelsin dedi....
vay be
bana tüm çocukluk gecelerimde usul usul masal anlatan anneanem masal oldu ...
pek ağladık pek sohbet ettik ..
haftasonunn en iyi zamanı bu idi
belki de bu yazın en iyi zamanı idi

tatil sepeti

belek beach :bufiyat.com 'dan yaptırdım rezervasyonu. 3 gece kaldık .belek beach belekte değil serik tarafında bir otel .havuzunun için kocaman bir nazar boncuğu motifi işlenmiş.ağaçlandırma ,dış dizayn vb çok güzel.bize denizi görmeyen ama 2 odası olan bir aile odası verdiler.çok da işimize geldi.alacartlardan hiç rezervassyon yaptırmadık. yemekler genelde iyi idi.havuzlar kalabalıktı ,Türk aile çoktu .Çocuk havuzu ;önce 1 karışlık bir bebek havuzu sonra biraz daha derini .sonra 90 cm lik bir sutopu sahası sonra 140 cm ve daha üstü.90 ve 140 cm birbirine geçmeli idi.bu da mısra ile yüzerken işimize geldi açıkcası .animasyonlar Türkçe ve Almanca ağırlıklı idi.Anfi tiyatro vardı . Fena değildir grup.Çocuk klubü ile hiç ilgilenmedik.Yani fiyatına göre hizmeti ve yemekleri güzel ,kumsalı olan bir oteldi .Çok kalabalık olduğu için havuzları tercih etmedik fazlaca. Çocuk havuzunda tavşanlı kaydırak vardı.
papillon muna:side de bulunan bu otelde beğendiğimiz oteller arasında idi .papillonun 3 oteli var diğerlerini görme şansımız olmadı. kumsal çok güzel kum idi ,deniz yıldızı bile topladık.öğle sonu dalga oluyordu.otelde önde bungalovlar var 2 şer katlı ,biz alt katta kaldık ,kapılarda sineklikler vardı ,otel odaları eski ama kullanışlı idi.banyoda sadece duş yeri olamsı hariç odadan yana sıkıntımız olmadı.safeler ücretsizdi.sevdiğim şeyler ;
*hergün günün bir kokteyli vardı ,benim gibi bira içmeyi sevmeyenler için keyifli ve özenli idi.
*mutfağı çok güzeldi ,yemek çeşidi çok çok iyi idi.
*alacart balık,deniz kıyısında beach barda yapılıyordu denize nasıl ,kumsal ayaklarının altında ,ve dilediğiniz her balık mezesi ahtapot yengeç kalamar vb...ve balık .güzel bir alacartı vardı ayrca da canlı müzik oluyordu ,servis şık idi.
*kumsalı çok güzeldi,deniz 50 mt kadar falan hep 40-50 cm di.çocukların denize alışması için çok idealdi.
*çocuk havuzu küçük idi.kaydırak yoktu.mini clup çalışmaları güzeldi ama ağırlıklı yabancı çocuklara hitap ediyordu .
*servis güzeldi
sonuç ;dört yıldızlı otele beşyıldız para verdik ama keyifli ve temiz bir 4 gün geçirdik .
lara beach :lara'da kervansaray ,concart vb otellerinin yanında bir otel. 5 yıldızlı.oldukça büyük bir oteldi çocuk havuzu kocamandı ,bir kısmında fil şekilinde küçük kaydırak diğer kısmında çocuklara küçük aquapark vardı .otel boyu heryer havuzdu arada köprüler minik adacıklar vardı ,sutopu havuzu ayrı idi.deniz çabuk derinleşiyordu,ama mkemmel bir iskelesi vardı ve iskelede akşamları açıkhava sineması oynuyordu ,içkinizi kocaman mindeler üzeridne yudumlarken seyredebiliyordunuz filmi.mutfağı mükemmeldi.çeşit çok çok boldu ,dil ciğer haşlanmış mısır midye dolma döner ....
çocuk klubu güzeldi ,mini disco güzeldi.çocuklar çok eğlendiler ,
en büyük sıkıntı sivrisineklerdi onu da bantlarla çözdük .
alacart rezervasyonuna hiç fırsatımız olmadı
içtiğim en güzel capicinolar ordaydı
bir de 10-15 çeşit bitki çayı ve ıceslah vardı ki her ikisi de hem çocukalr hemde biz mutlu etti.otelin çok yakınında bir nehir vardı denizle birleşen .ve pekçok ve pek büyük yengeçler...akşamüstü yengeç avı seasnları düzenledik .
belek beach de anne baba mısra
muna da anne baba mısra ,anne baba ece
lara beach de mısra can ve ece şeklinde en uuzn oyun grubu tatilimiz yaptık

badem -bademcik

mısra ile kelime oyunları çok oynadık tatilde
l ile başlayan kelime
a ile başlayan hayvan vb....
dile karşı ilgisi var seviyor sorulu cevaplı oyunları
benim de işime geliyor bu oyunlar her yerde herzaman oynanabiliyor çünkü...
mesela ben kö ööö-köpek diyorum
o da kööö-köfte diyor gibi
2. oyunumuz da kelime türetmek
simit -simitçi
gözlük-gözlükçü gibi
cmt gecesi bir arkadaşa gittik köpeği var adı 'badem '
bir ara kız hastalığından bademciklerinin şiştiğinden bahsederken msıra konuya atladı
anne badem -bademcik oluyor bak diye ....
dikkat çok hoşuma gitti paylaşayım dedim

25 August 2006

annelik güdüsü

karşıdan karşıay geçerken 2 kere dikkat ediyorum ya bana birşey olursa kızıma ne olur diye
veya geceleri dibine vurup alkolün sabahlara kadar şiir okuyamıyorum mısra sabah uyandığında yumurtasını kim kırar diye
kendime 50 mioluk bluz alırken kırk kere düşünen ben mısraya el kadar oyuncağa ne apralar veriyorum
tüm haftasonumu attır ,havuzdur ,oyun parkıdır ,hiç olmadı mısranın oyun arkadaşlarının ağırlanmasıdır tamamen çocuğa yönelik planlıyorum
atlı atlet istedi diye 40 derece sıcakta pazarlarda turluyorum (ama azmin zaferi sonunda buluyorum)
bir lokma az yese içimin yağları eriyor ve ya birinin ona kaş çattığıın görsem
bu bana özgü değil sadece tüm anneler böyle
bu annelik nasıl bir duygudur nasıl bir hormondur

15 August 2006

domestic haftasonu

cmt sabah mısra ile kontrole gittik
ateşi vardı :(
peditusa başladık pazar günü burnu aktı ve bugün iyi
böyle devam edecek kreş boyu
hastaneden sonra ;hala kızı ile buluşup kızılaya gittik mısra neverlanda gitti ben gürellere...
o kitap aldı bol bol ben de kıyafet ,neverlanda kök yayıncılığın tiyatro serisini gördüm bir tanesini aldım ,cd de tiyatro ,daha izlemedik izleyince anlatırım görüşlerimi ama açıkcası
sonra metropolde oturduk ,tenedosta oturduk kıızm büyüse de otursak buralarda dedim içimden
metropolde bir kız msırayı nanik yaparak taciz etti uzun süre ,mısra ne sonunda patladı LANET OLSUN diye bağırdı ,çok komikti
sonra beraber beğendiğe gittik mısra beğenik'i çok seviyor tüm reyonlar var ve küçük
birsürü kalem kitap aldı oyuncak seçti bu arada nurteni gördük fıstık gibi olmuştu amerika meselesi yaramış arkadaşıma
kendime bir sürü cd aldım ilk kez ,timur selçuk ,selda bağcan,nazan öncel ,mor ve ötesi ,bülent ortaçgil ,yeni türkü (toplu cdleri ) (ne kadar eski kafalıyım ya )
beğendikte epey dolandık ,hemen her reyondan birşey aldık
ekmek ,parfüm ,kaplumbağa ...
sonra pazara gidip köyümde kış hazırlıkları alışverişi yaptık
bilginiz olsun diye ;
bir kasa domates -10 mio (23 ila 27 kilo arası geliyor)
barbunya 1.5 mio
biber 500-750-1.000
dolmalık biber- kırmızı biber 1.000
soğan 4 kilo 2 mio
***
pazardan kilolarca aldığım soğan domates ve biberle bol gözyaşı dolu bir pazar geçirdim cmt gecesi 2 ye pazar günü 10 a kadar mutfakta çalıştım
sonuçta deepferezi doldurdum
haşlanmış nohut
haşlanmış kurufasulye
taze barbunya
bamya
fasulye
soğan domates biberli yemek harcı
domates biber kırmızı biber ile menemen harcı
geçen yıl teyzem yapmıştı ;bu yıl o izinde işler başıma kaldı
arada mısra dedesi halası ve babası ile düğüne gitti ben de anneanemle oturdum bira içtim ona fanta koydum
dertleştim ağladım yorgunluğumu anlattım
anlamıyor ya ;güldü ;öptü;allah sana güzel gelsin dedi....
vay be
bana tüm çocukluk gecelerimde usul usul masal anlatan anneanem masal oldu ...
pek ağladık pek sohbet ettik ..
haftasonunn en iyi zamanı bu idi
belki de bu yazın en iyi zamanı idi ....

nefret ettim pembeden

mısra ile sabahları en büyük mücadelemiz ;
her sabah pembe birşeyler giyip gitmek istiyor okula ve kavga çıkıyor milyonlarca para vermişim rengarenk gardolap yapmışım ve hanımefendi sadece pembe giymek istiyor
bu da beni delirtiyor
sabah duş alıp evden çıkıyoruz o da duş alma istiyor
sanki kız çocuk doğurmadım kendime kuma aldım
bu sabah çok kavga ettik arabadan indiğimde bana el sallamadı
çok üzüldüm
hala da aklımda el sallamaması
ama sabah bizim gibi hızlı hazırlanıp giyinip çıkmak durumda
ama o ;
toka kelebekli olsun
kilot ayılı olsun
elbise pembe olsun
vır vır vır ...
ben de sabaharı sanırım biraz huysuz kalkıyorum
hoşgörülü olayım diyorum ama beceremiyorum
kıyafetrlerini akşamdan hazılrıyoruz genelde
hep pembe hep pembe başka renk görmek istemiyor
çocuğa bağırıp çağırınca da ben üzülüyorum ,okula mutsuz gidiyor
of ya
dün gece bana sen kötü annesin dedi
belki de doğrudur annelik bana göre değildir
bilemiyorum

nefret ettim pembeden

mısra ile sabahları en büyük mücadelemiz ;
her sabah pembe birşeyler giyip gitmek istiyor okula ve kavga çıkıyor milyonlarca para vermişim rengarenk gardolap yapmışım ve hanımefendi sadece pembe giymek istiyor
bu da beni delirtiyor
sabah duş alıp evden çıkıyoruz o da duş alma istiyor
sanki kız çocuk doğurmadım kendime kuma aldım
bu sabah çok kavga ettik arabadan indiğimde bana el sallamadı
çok üzüldüm
hala da aklımda el sallamaması
ama sabah bizim gibi hızlı hazırlanıp giyinip çıkmak durumda
ama o ;
toka kelebekli olsun
kilot ayılı olsun
elbise pembe olsun
vır vır vır ...
ben de sabaharı sanırım biraz huysuz kalkıyorum
hoşgörülü olayım diyorum ama beceremiyorum
kıyafetrlerini akşamdan hazılrıyoruz genelde
hep pembe hep pembe başka renk görmek istemiyor
çocuğa bağırıp çağırınca da ben üzülüyorum ,okula mutsuz gidiyor
of ya
dün gece bana sen kötü annesin dedi
belki de doğrudur annelik bana göre değildir
bilemiyorum

26 July 2006

babasız ilk gece

sabri ve mısra ilkez ayrı kaldılar
geceyi kızımla terasta oturarak geçirdim
parkta konser vardı
rüzgara rağmen sarıldık sarmalandık kucak kucağa şarkı söylerken uyuyakaldı ..
şarkıların nakaratlarını beraber söyledik çok güzeldi
yıldız saydık gökyüzünde
gece onunla yattım odasında
ben yalnız yatmaya korkarım :(
kapının arkasına oyuncaklarını falan yığdım mısranın ...
gece boyu ışık yandı beni de uyku tutmadı
sabah o da erkenden uyandı
bak güneş gelmiş kalk artık diye beni de uyandırdı
beraber banyo yaptık
ve başladı ağlamaya gitme işe diye
bizim de aynı hikaye başladı
bak canın annnesi de işe gidiyor
ecenin annesi de
oğuzun annesi de
sadece tt ni annesi gitmiyor o da hasta çünkü...
falan falan çok ağladı
sonra kreşe götür beni diye ağladı
işe geç kaldım sonuçta

sıkıntı sıkıntı sıkıntı

hep görüp yaşayacaklarımız var diye düşünürüm
illaki sıkıntılar bunalımlar olucak
yaşadığım en kötü dönemlerden biri
üzerimde çok baskı va hre açıdan ve herzamandan çok
bir de 2002 mart ayında böylesi dibe vurmuştum

17 July 2006

dedemi özledim

dedem öleli 9 yıl oldu
bugün çok özledim
ankaradan bursaya taşınmıştık orda arsamız vardı ev yaptırırken başında duralım diye geldik ...
benim okuluma yakın bir ev aradık
ev ararken bir bodrum katı bulduk okuluma en yakın ev
sobalı bir bodrum kat
ev 7-8 ayda bitecek hemen yeni evimize gececeğiz
annemler teyzemler de gelecek
herkes muhalefet etti bodrumda oturmamıza
benim keyfim yerinde ...önü bahçeli çiçek dikerim sularım diye düşünüyorum hep
neyse eve taşınıldı
ben okula başladım (orta 2 )
*** dedem nerden aklıma geldi ,bir lafı vardı
'muvakkat bir zaman için 'derdi
o bodruma taşındık
evimiz yapıalmadı müteahhit bizi dolandırdı derken sanırım ben üniversiteye başladığımda ev bitmişti anca ben hiç oturamadım
o muvakkat zaman hiç bitmedi ama bize hep güç verdi
***
yorgunum dede
bitmeyen bir muvakkat zaman var yine önümde
keşke burda olsaydın

12 July 2006

sultana veda

VEDA MEKTUBUMUZ
Sevgili Sultan
Güzel Kızım
Kızımın Yarıannesi ,en iyi dostu ,en iyi arkadaşı
İşte zaman geldi yollarımız ayrılıyor
İyi kötü şeyler yaşadık yaşattık
Yaptığın pekçok şey için teşekkür ederim sana .Kızımı üç yaşına getirdin öncelikle daha ne olsun ...Mutlu bir kızım oldu 
Sen benim yıkılmaz kalemdin ...
Sen olmasan anneanemle bu sayılı günleri geçiremezdim ,insanın kız evladı için büyüyünce neler hisseder ,nasıl endişelenir bilemezdim. İyi anılarla ayrılalım isterim iyiliklerle ...
Benim hayatımda ‘o dedi bu dedi ‘diye düşünecek araştıracak kadar vaktim yok ...Kim ne derse desin senin yerin hep belli. Değer verdiğim 2 şey var Anneane ve kızım .Herikisi için de bana çok yardımcı oldun Alllah senden razı olsun .Bazı yersiz hareketlerin beni üzen kıran şeyler olmadı değil . Onu da gençliğine veriyorum ne yapalım .Elbet ben de seni kırmışımdır üzmüşümdür . Hakkını helal et.
Sana dürüst olduğun sürece kapım herzaman açık olacaktır. Çok iyiniyetlisin ve bu da insanlar tarafından kullanılmaya çok açık. Nolur alet olma hiçbir kimseye . Küçük yalanlar hep bir büyüğünü doğurur en sonunda sen bile hangisi doğru hangisi yalan karıştırırsın .
Allah yolunu açık etsin .Yapma dediğim halde yaptığın ne varsa yaşadığımı sen de yaşa anlarsın üzüntümü sıkıntımı. Sen gideceksin kolum kanadım eksik kalacak .Evim kızım sahipsiz ablasız kalacak .Mısra seni çok özleyecek Evimizde bir yerin her zaman olacak . Hakkını yiyemem çok emeğin var Mısra’da ...Ve anneanemin sayılı son günlerinde yanımda olmasında ...Hem kızımın hem anneanemin altını değiştirdin yani...Allah razı olsun .Hem anneanemin hem benim dualarımı aldın hep ...
Artık evlenme yuva kurma yaşın geldi. Evimden telli duvaklı gelin edecektim seni ama kısmet değilmiş.Umarım ağzının tadı sevgin saygın bozulmadan yuvanı kurarsın ve beni çok ama çok anarsın uyardığım şeylerde ‘Pelin abla dediydi’ dersin .Ev geçindirme telaşı olunca gelen telefon faturası ,çürüyen domates ,atılan yemek, çamaşır suyu olan takımlar neler hissettirir insana anlarsın 
Daha güzel olmasını isterdim olmayınca olmuyor demek sakındığın göze diken batıyor ...
Anneanemin bakımı konusunda desteğinle gerçekten olgunluk gösterdin ...
Kızıma,evimize sosise bile büyük özveri ile sevgi ile baktın ...
Biz seni çok sevdik çok özleyeceğiz ...Sana bu süre zarfında bazı şeyleri öğretmeye çalıştım ,senden de şey öğrendim ...Kızıma tüm ilklerini sen öğrettin uykusuz gecelerin oldu bir lokme yesin diye kaç kez gözyaşı döktün Konuşması yürümesi çişini yapması hep hep seninle oldu . Çok özel çok dost bir kızsın sen .Bahtın hep açık olsun
Sensiz çok zor gececek günlerimiz .Herşey özellikle mısra için çok zor olucak
Bana ‘biz köle değiliz’ diye bağırıyorsun .Sana ne zaman böyle davrandık ki. Sen bize annen babandan emanetsin .Elkapısında bilmediğin insanlarla yaşamak durumunda çalışıp evini geçindirmek durumdasın .Benim mısrayı senle bırakıp gitmemle ,annenin seni bana bırakması arasında fark var mı ? Yok ...
Senlen ben olsaydık sadece konu zaten sorunumuz da olmazdı gez toz hayatını yaşa isterdim .Ama sorumluyum babana karşı beni biraz da geren bu oldu açıkcası .Bir yanlış adım atarsın hesabı benden sorulur .Üzülürüm .
Tek üzüntüm bana kapanman oldu .Senle ilgili bazı gerçekleri başkalarından öğrenmem oldu. Bana güvenmeyip başkalarına güvenmen oldu .Bunu haketmemiştik .Tüm bunları farkettiğimiz gece sabri ile sabaha kadar uyuyamadık . Kızımızdan böyle bir tavır görsek ancak bu kadar üzülürdük.Senin özel hayatın bizi ilgilendirmez haklısın .Öğrenmek istemem merakımdan değildi Aman zarar gelmesin yanlış yapmasın diye idi. Ben de bütün arkadaşlarım da seni hep sevdik :İyiliğini iyi olmanı istedik .Hayat öyle kötü ki .Kimden ne göreceğini bilemiyorsun . Seni kızımından ayrı tutmadığım içinidir korumacı davranmamız. Ailemizden biri gibi gördük ve davrandık .Sen de bir ana kuzususun sana kızıp bağırdığımda ne kadar üzülüyorum biliyor musun ? İçim parçalanıyor. Ama demesem uyarmasam olmaz Kocama da kızıma da sana hep içimden geldiği gibi davrandım. Pekçok özel şeyi paylaştım senle .Kızım gibi kardeşim gibisin ...Hayat mücadelemde hep yanımdaydın derdime ortak oldun hep yanlızlığıma yoldaş oldun ...Annem hastalandı ikiletmeden geldin ,anneanem hastalandı başında bekledin .Her dar zamanımızda yanımdaydın.Sen de ailen de hep destek olmaya çalıştınız ve olduğunuz da elinizden geldiği kadar .Benim yokluğumda anne gibi taşıdın kızımı gölbaşında halanın evinde .
Ben de senin hayatını kolaylaştırmaya , güzelleştirmeye çalıştım hep. Seni mutlu görmek istedim ,küçücük yaşın kocaman kalbinle hakkettiğin hayatı sür istedim ,imkanım ne ise elimden geleni yapmaya çalıştım .Millet cafelerde bahçelerde gezerken sen bir çocuğun sorumluluğunu aldım.Millet ana baba parası ile barlardan çıkmazken sen evini geçindirdin aileni sırtlandın.
Bir derdin tasan olduğunda ,canın sıkıldığında hep yanında olacağım herzaman seninle olacağım Senin herzaman Pelin Ablan Sabri Abin olacak .Mutsuz olduğun anlarda mısranın sana canım ablam deyişini hatırla .Bunu böyle bil .Sen bizim her zaman SULTANımız olacaksın Dualarımızda hep olacaksın .Yine sabahlara kadar oturup sohbet edeceğiz yine ağlayıp güleceğiz
Benim kızım ,Mısranın ablasısın yolun açık olsun ...Allah hep iyilerle karşılaştırsın ...


ABİNDEN ;
Pelin sana soylenecek seyleri sadece bu mektup da degil bu mektupdan once de gerek sozlu gerek yazili defaten zaten soyledi. Bana aslına bakarsan pek soyleyecek bir sey kalmadi. Ve tum bunlari gercekten de kizimizi anne gibi besledigin icin,gordugun icin ve onu kendin gibi GULEC YUZLU buyuttugun icin biz de sana kizimiz gibi davranmaya calistik. COK COK TESEKUR EDERIZ HERSEY ICIN.
Söylenecek cok sey var ancak zaman yokiste.. Kısa tutmaya calisacagim.
DOSTLAR ACI SOYLER SOYLEDIKLERMIZ SENI COK INCITTI ZAMAN ZaMAN .
istesek SOYLEMEDEN DE EDEMEZ MIYDIK? EDEBILIRDIK GAYET. Ama bunu sadece bizin icin ozel olmayan biri icin yapardik.
Sultan sunu cok iyi bil ki hayat devam ediyor ve cok gencsin.
Umarim hayatinda seni Ozel olarak dusunen insanlarla ve ARKADASLARLA karsilasirsin da ( bunu nasil sececegin de daha cok sana bagli) pek fazla hayal kirikligi ve uzuntu yasamazsin.
Su satirlari okurken bizim de agladimizi goz onune getir ( agliyorum icim burkularak ) .
Bu ozellikle ben de cok zor olan birsey.
Umarim sana bir abi gibi davranabildim. Olduysa bir kusurum once Allah sonra sen affet.
Bizi zaten defaten anacagini bildigim icin ‘UNUTMA BIZI’ demeyecegim.

Abin 12,07,2006 (772 gündür beraberiz )

Bir Veda Havası
Bütün alışkanlıklardan öteye
Doymadım inan kanmadım sevgine
Korkulu geceleri sayar gibi
Birden bire bir yıldız kayar gibi
Ellerim kurtulacak ellerinden
Bir kuru dal ağaçtan kopar gibi
Sen bir suydun sen bir ilaçtın
Hoşçakal iki gözüm hoşçakal
Bu incecik bir veda havasıdır
Parmak uçlarına değen sıcaklık
İncinen bir hayatın yarasıdır
Kalacak tüm izlerin hayatımda
Gözümden bir damla yaş aktığında
Bir yer bulabilsem seni hatırlatmayan
Seninle bir bütün olabilirdik
Hoşçakal iki gözüm hoşçakal

Yusuf Hayaloğlu

12,07,2006

olmayan trenin düdüklerini duyuyorum gece gece
hadi onlar hayal diyelim uluyan köpeklere ne demeli
vucudum terliyor kalbim buz gibi
yine aryorum seni sanal yollarda
üşeniyorum arasam cebini öğrenirim nerdesin kimlesin
ama bakmazsan telefona daha derinleşecek sıkıntım bu yüzden
kokrkulu rüya görmeme felsefesi ile fesleðensel bir acı yaşıyorum
evet altını çizmeli...
yaşıyorum ...
gece vakit çok geç doğrusu sabah karşı aslında
saatlerce önce bir aşk filmi izledim
sonrası geldi bir daha uyuyamadım özlemekten seni
başka kadınlara yazdığın şiiirleri kıskanıyorum
şaka gibi bir mısralar arası şirret bir kıskançlık krizi
bugün kızımla başbaşa yemeğe gittik ilk buluşma gibi heyecanlandım
ama o büyüyüp başka heyecanlar yaşadıkça
içimde şimdilik kapanmıþ görünen boşluk büyüyecek
35 ime girdim
ne korkutucu yaş
ev alma emekli olma kaygıları
taksitlere bölünmüş hayatımıza bir de bu eklendi işte
ben yaþlandım ama kalbim hala genç
çarpmak istiyor birbiçimde birilerine özelce
...
konuştum ya senle bir kaç haftaönce
mutluyum dedim
evim işim karım
hayat bu olsa gerek ...
mutsuzluğum karım yok diye mi acep *
...
bir kere üzdüm seni
senin üzmelerin yıllarca sürecek
kara saplanmış bir bisiklet gibiyim üçtekerlekli
ve bu karlar niye erimez hala bilmemekteyim
anasından yalnızlık ve gözyaşı miras bir nesil yetişiyor
ah neredesin bir bilebimsem yatar uyurum yarınki oyuna kadar

doğumgünüm mesajım

hayatta en kötüsü yalnızlık,
etrafında ki onlarca kişinin içindeki yalnızlık..
anlaşılamama,
paylaşamama
ihtiyaç olduğunda kimsenin olmaması,
ya da bağırsan da cevapsız çığlıklar..

her insan gibi,
benim hayatımda böyleydi işte..
soğuk gece karanlığında ,
tussuz ekmek tadında

kardeşim,
canım yoldaşım,
gönlümün çiçeklerini sulamayı unuttuğumda,
yanıbaşımda ki canım,

varlığınla,
dostluğunla
kocaman kalbinle
hayatımın en özel nadide çiçeklerinden birisin,


iyi ki doğmuşsun,
iyi ki benimlesin ..
hep birlikte yeni yaşlara...
doğumgünün kutlu olsun
canım kardeşim

dün yaşgünüm

13,6,2006
yazacak anlatacak çok seyim var
ama vaktim dar...
özet geçmek gerekirse
cumartesi günü odtüye gittim ve 10. yıl madalyamı aldım çok güzel duygulardı,fotoları yollaaycağım
pazar günü kıızıma doğum günü yaptım ,güzel geçti ,fotolar gelir elbet
pazartesi günü anneanemin moldov bakıcısı ayrıldı ki benim doğum günümdü epey üzüldüm ağladım minik bir sinir krizi geçirdim ki bir de 35 yaş buhranı var falan falan ...
ben ağladım mısra sarıldı sarıldı ağladı gözlerimiz balık gözü gibi oldu en sonunda
içini çeke çeke gözümün içine bakarak ağlaması beni çok etkiledi.bir ara sultan geldi yanımıza ,
anneni neden ağlatıyrosun dedi
mısra da ben ağlatmıyorum kendi ağlıyor diye içli içli ağlamaya başladı :(
neyse sonra sultanın annesi 1 haftalığına gelmeye okey dedi ve ben biraz sakinleştim
dostlarım pasta göndermiş kesmedim onlarsız ;sabri kalpli bir pasta ısmarlamış pembe dantellerle tüllerle süslü onu da açamadım...
doğumgünü hediye kıızmdan parfüm ve içinde kalpler olan bir oje ;eşimden siya beyaz bir çanta oldu ki zekice çünkü çantayı daha çnce bir yerde beğenmiştim :)))
işte böyle

11 July 2006

SARARMIŞ BİR İSTANBUL FOTOGRAFI

15,2,2002
SARARMIŞ BİR İSTANBUL FOTOGRAFI…
1.

Ölüme düşen nefes gibisin ; öyle küs öyle dargın bana

Sultanahmet’te bir ney sesiydi tüm yaşadığımız

belki de oyuna gelmiştik semazenler dönerken mum ışığında ...

2.

gece vakitsiz ,gölgem küs kendine

söylediğim sözler yankılanmıyor duvarlarda bile

sanki büyük bir marifetti de saklambaç oynamak

neden ben hem ebeyim hem de gizli özne ?

adının adamı baştan çıkaran kokusu

teflifsizce uzanıyor gidecek yeri olmayan vapurların çizgisizliğinde.

3.

her gece örüyorsun aramızdaki duvarı ayan beyan

yazdıklarıma cevap isteyip istemediğimi soruyor telefon

işte o zaman ayılıyorum alkolden ve yanlızlıktan

anlıyorum kum saati bitti , bitti ömrü düşümüzün.

halka isyan ediyor artık parmağa ,parmak çoktan dokunmuş başka tenlere dudaklara

anlıyorum dünya dönmeyecek bir süreliğine bu yerde

masaya yatılı kalıyor güzelliği sabahı olmayan otel güncesinde …

4.

ömrümün bekçisi yoktu çalıp gittin eski bir beyoğlu konağında

tüm yokuşlarda ayakizlerimiz var

bir de ucu yanık bir Istanbul hikayesi rüzgara yenik uçuşmakta

5.

geçecek bu ayrılık hikayesi biliyorum

ne hüznü kalacak sevdanın ne de duvardaki fotografın gözü önünde sevişmeler

yoruyor beni yüreğine bir türlü varamayan yolculuklar

bırakıp gideceğim tüm koparılacak takvim yapraklarını kapıya

bir elimde sesinin özlemi diğerinde sözümün dönülmezliği…

6.

kitap ayracın geç kalınca yazacağın aşk şiirlerine

papatyalar koyacaksın bir gece başucuma biliyorum

ve sonsuz bir kahve kokusu dolaşacak dilimize

her yudumda tekrar birleşecek dudaklarımız ve hafif makyajlı yalanlarımız

birbirimizin içinden geçip uyanacağız

güneşsiz de olsa gökyüzü biz çiğ gibi düşeceğiz sabahın içine

geceden kalacağız biraz ;biraz da eskimiş aşklardan…

7.

dolapta sanıyor seni herkes ,olur ya masal gereği

bal gibi de yanımdasın oysa ,üstümüzde gizli bir antlaşma metni

ismi olmayan bir meyhanede gül’şen rakıya su katıyor geceden damıtarak

sen elimden tutuyorsun ,yaralarım kabuk bağlıyor

her ne varsa cebinde hepsinin hesabı kesilecek bu gece

devir bakiyelerden ömrümüz açıkta kalmış geçmiş sevgililiklerde…

evet tüm ölümler vakitsiz ,sevdalar hep acil kendine

8.

senin ardından az ağlamadım tüm sokak çocukları şahit gözyaşlarıma

ama öyle yanlış bir yerdesin ki bakarken kendine aynada

korumak için senden kendimi ve yaşayakoyulduğum küçük hikayeyi

son sözü söylüyorum tüm harflerinin üstünden geçerek teker teker

onlar kuruması gereken yaşlardı ;kurudular…

oynanması gereken taşlardı şah gitti vezir ben de kaldı ….

SON



P.O 15/02/2002