15,2,2002
SARARMIŞ BİR İSTANBUL FOTOGRAFI…
1.
Ölüme düşen nefes gibisin ; öyle küs öyle dargın bana
Sultanahmet’te bir ney sesiydi tüm yaşadığımız
belki de oyuna gelmiştik semazenler dönerken mum ışığında ...
2.
gece vakitsiz ,gölgem küs kendine
söylediğim sözler yankılanmıyor duvarlarda bile
sanki büyük bir marifetti de saklambaç oynamak
neden ben hem ebeyim hem de gizli özne ?
adının adamı baştan çıkaran kokusu
teflifsizce uzanıyor gidecek yeri olmayan vapurların çizgisizliğinde.
3.
her gece örüyorsun aramızdaki duvarı ayan beyan
yazdıklarıma cevap isteyip istemediğimi soruyor telefon
işte o zaman ayılıyorum alkolden ve yanlızlıktan
anlıyorum kum saati bitti , bitti ömrü düşümüzün.
halka isyan ediyor artık parmağa ,parmak çoktan dokunmuş başka tenlere dudaklara
anlıyorum dünya dönmeyecek bir süreliğine bu yerde
masaya yatılı kalıyor güzelliği sabahı olmayan otel güncesinde …
4.
ömrümün bekçisi yoktu çalıp gittin eski bir beyoğlu konağında
tüm yokuşlarda ayakizlerimiz var
bir de ucu yanık bir Istanbul hikayesi rüzgara yenik uçuşmakta
5.
geçecek bu ayrılık hikayesi biliyorum
ne hüznü kalacak sevdanın ne de duvardaki fotografın gözü önünde sevişmeler
yoruyor beni yüreğine bir türlü varamayan yolculuklar
bırakıp gideceğim tüm koparılacak takvim yapraklarını kapıya
bir elimde sesinin özlemi diğerinde sözümün dönülmezliği…
6.
kitap ayracın geç kalınca yazacağın aşk şiirlerine
papatyalar koyacaksın bir gece başucuma biliyorum
ve sonsuz bir kahve kokusu dolaşacak dilimize
her yudumda tekrar birleşecek dudaklarımız ve hafif makyajlı yalanlarımız
birbirimizin içinden geçip uyanacağız
güneşsiz de olsa gökyüzü biz çiğ gibi düşeceğiz sabahın içine
geceden kalacağız biraz ;biraz da eskimiş aşklardan…
7.
dolapta sanıyor seni herkes ,olur ya masal gereği
bal gibi de yanımdasın oysa ,üstümüzde gizli bir antlaşma metni
ismi olmayan bir meyhanede gül’şen rakıya su katıyor geceden damıtarak
sen elimden tutuyorsun ,yaralarım kabuk bağlıyor
her ne varsa cebinde hepsinin hesabı kesilecek bu gece
devir bakiyelerden ömrümüz açıkta kalmış geçmiş sevgililiklerde…
evet tüm ölümler vakitsiz ,sevdalar hep acil kendine
8.
senin ardından az ağlamadım tüm sokak çocukları şahit gözyaşlarıma
ama öyle yanlış bir yerdesin ki bakarken kendine aynada
korumak için senden kendimi ve yaşayakoyulduğum küçük hikayeyi
son sözü söylüyorum tüm harflerinin üstünden geçerek teker teker
onlar kuruması gereken yaşlardı ;kurudular…
oynanması gereken taşlardı şah gitti vezir ben de kaldı ….
SON
P.O 15/02/2002
Subscribe to:
Post Comments (Atom)

No comments:
Post a Comment