11 July 2006

SARARMIŞ BİR İSTANBUL FOTOGRAFI

15,2,2002
SARARMIŞ BİR İSTANBUL FOTOGRAFI…
1.

Ölüme düşen nefes gibisin ; öyle küs öyle dargın bana

Sultanahmet’te bir ney sesiydi tüm yaşadığımız

belki de oyuna gelmiştik semazenler dönerken mum ışığında ...

2.

gece vakitsiz ,gölgem küs kendine

söylediğim sözler yankılanmıyor duvarlarda bile

sanki büyük bir marifetti de saklambaç oynamak

neden ben hem ebeyim hem de gizli özne ?

adının adamı baştan çıkaran kokusu

teflifsizce uzanıyor gidecek yeri olmayan vapurların çizgisizliğinde.

3.

her gece örüyorsun aramızdaki duvarı ayan beyan

yazdıklarıma cevap isteyip istemediğimi soruyor telefon

işte o zaman ayılıyorum alkolden ve yanlızlıktan

anlıyorum kum saati bitti , bitti ömrü düşümüzün.

halka isyan ediyor artık parmağa ,parmak çoktan dokunmuş başka tenlere dudaklara

anlıyorum dünya dönmeyecek bir süreliğine bu yerde

masaya yatılı kalıyor güzelliği sabahı olmayan otel güncesinde …

4.

ömrümün bekçisi yoktu çalıp gittin eski bir beyoğlu konağında

tüm yokuşlarda ayakizlerimiz var

bir de ucu yanık bir Istanbul hikayesi rüzgara yenik uçuşmakta

5.

geçecek bu ayrılık hikayesi biliyorum

ne hüznü kalacak sevdanın ne de duvardaki fotografın gözü önünde sevişmeler

yoruyor beni yüreğine bir türlü varamayan yolculuklar

bırakıp gideceğim tüm koparılacak takvim yapraklarını kapıya

bir elimde sesinin özlemi diğerinde sözümün dönülmezliği…

6.

kitap ayracın geç kalınca yazacağın aşk şiirlerine

papatyalar koyacaksın bir gece başucuma biliyorum

ve sonsuz bir kahve kokusu dolaşacak dilimize

her yudumda tekrar birleşecek dudaklarımız ve hafif makyajlı yalanlarımız

birbirimizin içinden geçip uyanacağız

güneşsiz de olsa gökyüzü biz çiğ gibi düşeceğiz sabahın içine

geceden kalacağız biraz ;biraz da eskimiş aşklardan…

7.

dolapta sanıyor seni herkes ,olur ya masal gereği

bal gibi de yanımdasın oysa ,üstümüzde gizli bir antlaşma metni

ismi olmayan bir meyhanede gül’şen rakıya su katıyor geceden damıtarak

sen elimden tutuyorsun ,yaralarım kabuk bağlıyor

her ne varsa cebinde hepsinin hesabı kesilecek bu gece

devir bakiyelerden ömrümüz açıkta kalmış geçmiş sevgililiklerde…

evet tüm ölümler vakitsiz ,sevdalar hep acil kendine

8.

senin ardından az ağlamadım tüm sokak çocukları şahit gözyaşlarıma

ama öyle yanlış bir yerdesin ki bakarken kendine aynada

korumak için senden kendimi ve yaşayakoyulduğum küçük hikayeyi

son sözü söylüyorum tüm harflerinin üstünden geçerek teker teker

onlar kuruması gereken yaşlardı ;kurudular…

oynanması gereken taşlardı şah gitti vezir ben de kaldı ….

SON



P.O 15/02/2002

No comments: