26 July 2006

babasız ilk gece

sabri ve mısra ilkez ayrı kaldılar
geceyi kızımla terasta oturarak geçirdim
parkta konser vardı
rüzgara rağmen sarıldık sarmalandık kucak kucağa şarkı söylerken uyuyakaldı ..
şarkıların nakaratlarını beraber söyledik çok güzeldi
yıldız saydık gökyüzünde
gece onunla yattım odasında
ben yalnız yatmaya korkarım :(
kapının arkasına oyuncaklarını falan yığdım mısranın ...
gece boyu ışık yandı beni de uyku tutmadı
sabah o da erkenden uyandı
bak güneş gelmiş kalk artık diye beni de uyandırdı
beraber banyo yaptık
ve başladı ağlamaya gitme işe diye
bizim de aynı hikaye başladı
bak canın annnesi de işe gidiyor
ecenin annesi de
oğuzun annesi de
sadece tt ni annesi gitmiyor o da hasta çünkü...
falan falan çok ağladı
sonra kreşe götür beni diye ağladı
işe geç kaldım sonuçta

sıkıntı sıkıntı sıkıntı

hep görüp yaşayacaklarımız var diye düşünürüm
illaki sıkıntılar bunalımlar olucak
yaşadığım en kötü dönemlerden biri
üzerimde çok baskı va hre açıdan ve herzamandan çok
bir de 2002 mart ayında böylesi dibe vurmuştum

17 July 2006

dedemi özledim

dedem öleli 9 yıl oldu
bugün çok özledim
ankaradan bursaya taşınmıştık orda arsamız vardı ev yaptırırken başında duralım diye geldik ...
benim okuluma yakın bir ev aradık
ev ararken bir bodrum katı bulduk okuluma en yakın ev
sobalı bir bodrum kat
ev 7-8 ayda bitecek hemen yeni evimize gececeğiz
annemler teyzemler de gelecek
herkes muhalefet etti bodrumda oturmamıza
benim keyfim yerinde ...önü bahçeli çiçek dikerim sularım diye düşünüyorum hep
neyse eve taşınıldı
ben okula başladım (orta 2 )
*** dedem nerden aklıma geldi ,bir lafı vardı
'muvakkat bir zaman için 'derdi
o bodruma taşındık
evimiz yapıalmadı müteahhit bizi dolandırdı derken sanırım ben üniversiteye başladığımda ev bitmişti anca ben hiç oturamadım
o muvakkat zaman hiç bitmedi ama bize hep güç verdi
***
yorgunum dede
bitmeyen bir muvakkat zaman var yine önümde
keşke burda olsaydın

12 July 2006

sultana veda

VEDA MEKTUBUMUZ
Sevgili Sultan
Güzel Kızım
Kızımın Yarıannesi ,en iyi dostu ,en iyi arkadaşı
İşte zaman geldi yollarımız ayrılıyor
İyi kötü şeyler yaşadık yaşattık
Yaptığın pekçok şey için teşekkür ederim sana .Kızımı üç yaşına getirdin öncelikle daha ne olsun ...Mutlu bir kızım oldu 
Sen benim yıkılmaz kalemdin ...
Sen olmasan anneanemle bu sayılı günleri geçiremezdim ,insanın kız evladı için büyüyünce neler hisseder ,nasıl endişelenir bilemezdim. İyi anılarla ayrılalım isterim iyiliklerle ...
Benim hayatımda ‘o dedi bu dedi ‘diye düşünecek araştıracak kadar vaktim yok ...Kim ne derse desin senin yerin hep belli. Değer verdiğim 2 şey var Anneane ve kızım .Herikisi için de bana çok yardımcı oldun Alllah senden razı olsun .Bazı yersiz hareketlerin beni üzen kıran şeyler olmadı değil . Onu da gençliğine veriyorum ne yapalım .Elbet ben de seni kırmışımdır üzmüşümdür . Hakkını helal et.
Sana dürüst olduğun sürece kapım herzaman açık olacaktır. Çok iyiniyetlisin ve bu da insanlar tarafından kullanılmaya çok açık. Nolur alet olma hiçbir kimseye . Küçük yalanlar hep bir büyüğünü doğurur en sonunda sen bile hangisi doğru hangisi yalan karıştırırsın .
Allah yolunu açık etsin .Yapma dediğim halde yaptığın ne varsa yaşadığımı sen de yaşa anlarsın üzüntümü sıkıntımı. Sen gideceksin kolum kanadım eksik kalacak .Evim kızım sahipsiz ablasız kalacak .Mısra seni çok özleyecek Evimizde bir yerin her zaman olacak . Hakkını yiyemem çok emeğin var Mısra’da ...Ve anneanemin sayılı son günlerinde yanımda olmasında ...Hem kızımın hem anneanemin altını değiştirdin yani...Allah razı olsun .Hem anneanemin hem benim dualarımı aldın hep ...
Artık evlenme yuva kurma yaşın geldi. Evimden telli duvaklı gelin edecektim seni ama kısmet değilmiş.Umarım ağzının tadı sevgin saygın bozulmadan yuvanı kurarsın ve beni çok ama çok anarsın uyardığım şeylerde ‘Pelin abla dediydi’ dersin .Ev geçindirme telaşı olunca gelen telefon faturası ,çürüyen domates ,atılan yemek, çamaşır suyu olan takımlar neler hissettirir insana anlarsın 
Daha güzel olmasını isterdim olmayınca olmuyor demek sakındığın göze diken batıyor ...
Anneanemin bakımı konusunda desteğinle gerçekten olgunluk gösterdin ...
Kızıma,evimize sosise bile büyük özveri ile sevgi ile baktın ...
Biz seni çok sevdik çok özleyeceğiz ...Sana bu süre zarfında bazı şeyleri öğretmeye çalıştım ,senden de şey öğrendim ...Kızıma tüm ilklerini sen öğrettin uykusuz gecelerin oldu bir lokme yesin diye kaç kez gözyaşı döktün Konuşması yürümesi çişini yapması hep hep seninle oldu . Çok özel çok dost bir kızsın sen .Bahtın hep açık olsun
Sensiz çok zor gececek günlerimiz .Herşey özellikle mısra için çok zor olucak
Bana ‘biz köle değiliz’ diye bağırıyorsun .Sana ne zaman böyle davrandık ki. Sen bize annen babandan emanetsin .Elkapısında bilmediğin insanlarla yaşamak durumunda çalışıp evini geçindirmek durumdasın .Benim mısrayı senle bırakıp gitmemle ,annenin seni bana bırakması arasında fark var mı ? Yok ...
Senlen ben olsaydık sadece konu zaten sorunumuz da olmazdı gez toz hayatını yaşa isterdim .Ama sorumluyum babana karşı beni biraz da geren bu oldu açıkcası .Bir yanlış adım atarsın hesabı benden sorulur .Üzülürüm .
Tek üzüntüm bana kapanman oldu .Senle ilgili bazı gerçekleri başkalarından öğrenmem oldu. Bana güvenmeyip başkalarına güvenmen oldu .Bunu haketmemiştik .Tüm bunları farkettiğimiz gece sabri ile sabaha kadar uyuyamadık . Kızımızdan böyle bir tavır görsek ancak bu kadar üzülürdük.Senin özel hayatın bizi ilgilendirmez haklısın .Öğrenmek istemem merakımdan değildi Aman zarar gelmesin yanlış yapmasın diye idi. Ben de bütün arkadaşlarım da seni hep sevdik :İyiliğini iyi olmanı istedik .Hayat öyle kötü ki .Kimden ne göreceğini bilemiyorsun . Seni kızımından ayrı tutmadığım içinidir korumacı davranmamız. Ailemizden biri gibi gördük ve davrandık .Sen de bir ana kuzususun sana kızıp bağırdığımda ne kadar üzülüyorum biliyor musun ? İçim parçalanıyor. Ama demesem uyarmasam olmaz Kocama da kızıma da sana hep içimden geldiği gibi davrandım. Pekçok özel şeyi paylaştım senle .Kızım gibi kardeşim gibisin ...Hayat mücadelemde hep yanımdaydın derdime ortak oldun hep yanlızlığıma yoldaş oldun ...Annem hastalandı ikiletmeden geldin ,anneanem hastalandı başında bekledin .Her dar zamanımızda yanımdaydın.Sen de ailen de hep destek olmaya çalıştınız ve olduğunuz da elinizden geldiği kadar .Benim yokluğumda anne gibi taşıdın kızımı gölbaşında halanın evinde .
Ben de senin hayatını kolaylaştırmaya , güzelleştirmeye çalıştım hep. Seni mutlu görmek istedim ,küçücük yaşın kocaman kalbinle hakkettiğin hayatı sür istedim ,imkanım ne ise elimden geleni yapmaya çalıştım .Millet cafelerde bahçelerde gezerken sen bir çocuğun sorumluluğunu aldım.Millet ana baba parası ile barlardan çıkmazken sen evini geçindirdin aileni sırtlandın.
Bir derdin tasan olduğunda ,canın sıkıldığında hep yanında olacağım herzaman seninle olacağım Senin herzaman Pelin Ablan Sabri Abin olacak .Mutsuz olduğun anlarda mısranın sana canım ablam deyişini hatırla .Bunu böyle bil .Sen bizim her zaman SULTANımız olacaksın Dualarımızda hep olacaksın .Yine sabahlara kadar oturup sohbet edeceğiz yine ağlayıp güleceğiz
Benim kızım ,Mısranın ablasısın yolun açık olsun ...Allah hep iyilerle karşılaştırsın ...


ABİNDEN ;
Pelin sana soylenecek seyleri sadece bu mektup da degil bu mektupdan once de gerek sozlu gerek yazili defaten zaten soyledi. Bana aslına bakarsan pek soyleyecek bir sey kalmadi. Ve tum bunlari gercekten de kizimizi anne gibi besledigin icin,gordugun icin ve onu kendin gibi GULEC YUZLU buyuttugun icin biz de sana kizimiz gibi davranmaya calistik. COK COK TESEKUR EDERIZ HERSEY ICIN.
Söylenecek cok sey var ancak zaman yokiste.. Kısa tutmaya calisacagim.
DOSTLAR ACI SOYLER SOYLEDIKLERMIZ SENI COK INCITTI ZAMAN ZaMAN .
istesek SOYLEMEDEN DE EDEMEZ MIYDIK? EDEBILIRDIK GAYET. Ama bunu sadece bizin icin ozel olmayan biri icin yapardik.
Sultan sunu cok iyi bil ki hayat devam ediyor ve cok gencsin.
Umarim hayatinda seni Ozel olarak dusunen insanlarla ve ARKADASLARLA karsilasirsin da ( bunu nasil sececegin de daha cok sana bagli) pek fazla hayal kirikligi ve uzuntu yasamazsin.
Su satirlari okurken bizim de agladimizi goz onune getir ( agliyorum icim burkularak ) .
Bu ozellikle ben de cok zor olan birsey.
Umarim sana bir abi gibi davranabildim. Olduysa bir kusurum once Allah sonra sen affet.
Bizi zaten defaten anacagini bildigim icin ‘UNUTMA BIZI’ demeyecegim.

Abin 12,07,2006 (772 gündür beraberiz )

Bir Veda Havası
Bütün alışkanlıklardan öteye
Doymadım inan kanmadım sevgine
Korkulu geceleri sayar gibi
Birden bire bir yıldız kayar gibi
Ellerim kurtulacak ellerinden
Bir kuru dal ağaçtan kopar gibi
Sen bir suydun sen bir ilaçtın
Hoşçakal iki gözüm hoşçakal
Bu incecik bir veda havasıdır
Parmak uçlarına değen sıcaklık
İncinen bir hayatın yarasıdır
Kalacak tüm izlerin hayatımda
Gözümden bir damla yaş aktığında
Bir yer bulabilsem seni hatırlatmayan
Seninle bir bütün olabilirdik
Hoşçakal iki gözüm hoşçakal

Yusuf Hayaloğlu

12,07,2006

olmayan trenin düdüklerini duyuyorum gece gece
hadi onlar hayal diyelim uluyan köpeklere ne demeli
vucudum terliyor kalbim buz gibi
yine aryorum seni sanal yollarda
üşeniyorum arasam cebini öğrenirim nerdesin kimlesin
ama bakmazsan telefona daha derinleşecek sıkıntım bu yüzden
kokrkulu rüya görmeme felsefesi ile fesleðensel bir acı yaşıyorum
evet altını çizmeli...
yaşıyorum ...
gece vakit çok geç doğrusu sabah karşı aslında
saatlerce önce bir aşk filmi izledim
sonrası geldi bir daha uyuyamadım özlemekten seni
başka kadınlara yazdığın şiiirleri kıskanıyorum
şaka gibi bir mısralar arası şirret bir kıskançlık krizi
bugün kızımla başbaşa yemeğe gittik ilk buluşma gibi heyecanlandım
ama o büyüyüp başka heyecanlar yaşadıkça
içimde şimdilik kapanmıþ görünen boşluk büyüyecek
35 ime girdim
ne korkutucu yaş
ev alma emekli olma kaygıları
taksitlere bölünmüş hayatımıza bir de bu eklendi işte
ben yaþlandım ama kalbim hala genç
çarpmak istiyor birbiçimde birilerine özelce
...
konuştum ya senle bir kaç haftaönce
mutluyum dedim
evim işim karım
hayat bu olsa gerek ...
mutsuzluğum karım yok diye mi acep *
...
bir kere üzdüm seni
senin üzmelerin yıllarca sürecek
kara saplanmış bir bisiklet gibiyim üçtekerlekli
ve bu karlar niye erimez hala bilmemekteyim
anasından yalnızlık ve gözyaşı miras bir nesil yetişiyor
ah neredesin bir bilebimsem yatar uyurum yarınki oyuna kadar

doğumgünüm mesajım

hayatta en kötüsü yalnızlık,
etrafında ki onlarca kişinin içindeki yalnızlık..
anlaşılamama,
paylaşamama
ihtiyaç olduğunda kimsenin olmaması,
ya da bağırsan da cevapsız çığlıklar..

her insan gibi,
benim hayatımda böyleydi işte..
soğuk gece karanlığında ,
tussuz ekmek tadında

kardeşim,
canım yoldaşım,
gönlümün çiçeklerini sulamayı unuttuğumda,
yanıbaşımda ki canım,

varlığınla,
dostluğunla
kocaman kalbinle
hayatımın en özel nadide çiçeklerinden birisin,


iyi ki doğmuşsun,
iyi ki benimlesin ..
hep birlikte yeni yaşlara...
doğumgünün kutlu olsun
canım kardeşim

dün yaşgünüm

13,6,2006
yazacak anlatacak çok seyim var
ama vaktim dar...
özet geçmek gerekirse
cumartesi günü odtüye gittim ve 10. yıl madalyamı aldım çok güzel duygulardı,fotoları yollaaycağım
pazar günü kıızıma doğum günü yaptım ,güzel geçti ,fotolar gelir elbet
pazartesi günü anneanemin moldov bakıcısı ayrıldı ki benim doğum günümdü epey üzüldüm ağladım minik bir sinir krizi geçirdim ki bir de 35 yaş buhranı var falan falan ...
ben ağladım mısra sarıldı sarıldı ağladı gözlerimiz balık gözü gibi oldu en sonunda
içini çeke çeke gözümün içine bakarak ağlaması beni çok etkiledi.bir ara sultan geldi yanımıza ,
anneni neden ağlatıyrosun dedi
mısra da ben ağlatmıyorum kendi ağlıyor diye içli içli ağlamaya başladı :(
neyse sonra sultanın annesi 1 haftalığına gelmeye okey dedi ve ben biraz sakinleştim
dostlarım pasta göndermiş kesmedim onlarsız ;sabri kalpli bir pasta ısmarlamış pembe dantellerle tüllerle süslü onu da açamadım...
doğumgünü hediye kıızmdan parfüm ve içinde kalpler olan bir oje ;eşimden siya beyaz bir çanta oldu ki zekice çünkü çantayı daha çnce bir yerde beğenmiştim :)))
işte böyle

11 July 2006

SARARMIŞ BİR İSTANBUL FOTOGRAFI

15,2,2002
SARARMIŞ BİR İSTANBUL FOTOGRAFI…
1.

Ölüme düşen nefes gibisin ; öyle küs öyle dargın bana

Sultanahmet’te bir ney sesiydi tüm yaşadığımız

belki de oyuna gelmiştik semazenler dönerken mum ışığında ...

2.

gece vakitsiz ,gölgem küs kendine

söylediğim sözler yankılanmıyor duvarlarda bile

sanki büyük bir marifetti de saklambaç oynamak

neden ben hem ebeyim hem de gizli özne ?

adının adamı baştan çıkaran kokusu

teflifsizce uzanıyor gidecek yeri olmayan vapurların çizgisizliğinde.

3.

her gece örüyorsun aramızdaki duvarı ayan beyan

yazdıklarıma cevap isteyip istemediğimi soruyor telefon

işte o zaman ayılıyorum alkolden ve yanlızlıktan

anlıyorum kum saati bitti , bitti ömrü düşümüzün.

halka isyan ediyor artık parmağa ,parmak çoktan dokunmuş başka tenlere dudaklara

anlıyorum dünya dönmeyecek bir süreliğine bu yerde

masaya yatılı kalıyor güzelliği sabahı olmayan otel güncesinde …

4.

ömrümün bekçisi yoktu çalıp gittin eski bir beyoğlu konağında

tüm yokuşlarda ayakizlerimiz var

bir de ucu yanık bir Istanbul hikayesi rüzgara yenik uçuşmakta

5.

geçecek bu ayrılık hikayesi biliyorum

ne hüznü kalacak sevdanın ne de duvardaki fotografın gözü önünde sevişmeler

yoruyor beni yüreğine bir türlü varamayan yolculuklar

bırakıp gideceğim tüm koparılacak takvim yapraklarını kapıya

bir elimde sesinin özlemi diğerinde sözümün dönülmezliği…

6.

kitap ayracın geç kalınca yazacağın aşk şiirlerine

papatyalar koyacaksın bir gece başucuma biliyorum

ve sonsuz bir kahve kokusu dolaşacak dilimize

her yudumda tekrar birleşecek dudaklarımız ve hafif makyajlı yalanlarımız

birbirimizin içinden geçip uyanacağız

güneşsiz de olsa gökyüzü biz çiğ gibi düşeceğiz sabahın içine

geceden kalacağız biraz ;biraz da eskimiş aşklardan…

7.

dolapta sanıyor seni herkes ,olur ya masal gereği

bal gibi de yanımdasın oysa ,üstümüzde gizli bir antlaşma metni

ismi olmayan bir meyhanede gül’şen rakıya su katıyor geceden damıtarak

sen elimden tutuyorsun ,yaralarım kabuk bağlıyor

her ne varsa cebinde hepsinin hesabı kesilecek bu gece

devir bakiyelerden ömrümüz açıkta kalmış geçmiş sevgililiklerde…

evet tüm ölümler vakitsiz ,sevdalar hep acil kendine

8.

senin ardından az ağlamadım tüm sokak çocukları şahit gözyaşlarıma

ama öyle yanlış bir yerdesin ki bakarken kendine aynada

korumak için senden kendimi ve yaşayakoyulduğum küçük hikayeyi

son sözü söylüyorum tüm harflerinin üstünden geçerek teker teker

onlar kuruması gereken yaşlardı ;kurudular…

oynanması gereken taşlardı şah gitti vezir ben de kaldı ….

SON



P.O 15/02/2002

aşk bavulunu topladı ve el sıkıştı dostlukla

22,2,2002
herşeyi ayırmak ikiye, beşe ve onsekize ne kadar zor ...ama biraz daha
yanyana ve burun buruna yaşarsak.anılarımız bile kalmayacak ayrılınca
anlatacak.oysa güzel bir tabloyduk acemi bir ressamın elinden çıkmış
.çok öğrenciydik o zamanlar ne dekorumuz vardı arkamızda, ne de nü olacak
kadar açıktık hayata .olmadı baştan bitmeliydi ben hep dedim .seve
okşaya, güle oynaya bitmeliydi. ne de olsa hep yarım kalan şarkılar güzeldi
, kavuşamayan aşıklar hikayeydi. şimdi çok yorgunum. artık birbirimizi
kırmıyoruz bile sadece bileyliyoruz . sivrildikçe daha can acıtıcı
,daha yaralayıcı oluyoruz. ne kadar telafi edilemez cümle var aramızda ...

artık bir odaya; günlük hayat kostümlerini ve gece düşlerini sığdırma
zamanı. tek kişilik yataklara enine yatma zamanı. balıkçılar çoktan
toplamış ağları üstümüzden .içinde çırpındığımız hayatın vazgeçilmez
sandığımız dayatmaları .'olmazsa olmaz 'dediklerimiz aslında olmazsa oluyor
.sahip olmazsak daha mutlu oluyoruz. hiç de 'seviyorsan rahat bırak
döner kürkçü dükkanına ' durumlarında değil sevgiler. evet nefes almalı
sevgi ,kendini geliştirmeli ,başka başka aynalarda da tanımlayabilmeli
kendini insan .bugün ertuğrul özkök'ün bir yazısı vardı ;tek başına
tatile çıkmak isteği ve bunu karısına anlatamama kaygıları,sonra tatilin
ilk günü hissettikleri ve hayatındaki boşluk. düşündüm ;ne kadar erken
yaşamışız bazı şeyleri .pişmanlık mı hayır ,olsa olsa yorgunluk ve yürek
sızıları .

herşeyin bir ömrü var. çiçeklerin ,şapkaların ,acıların ,çok sevdigim
köpeğimin bile bir ömrü var .kuşkusuz aşkında ömrü var ,bir kitap gördüm
dün gece sahaflarda yanılmıyorsam 'aşkın ömrü üç yıl' diyordu. hiç saat
tutmadım bu konuda abla diyorsa doğrudur. ama büyüğü ,küçüğü ,uzunu
kısası,imkansızı ,vazgeçilmezi yok sadece 'bir' ömrü var aşkın . ha bir de
insanlar için var mı bilemem ama reenkarnasyonu da 'asla' yok öldü mü
ne dirilebilir ne ruhu çağrılabilir ne de anma günleri düzenlenir...

üstü kalsın

11-10-2004
MUTLULUK ARTIK ANAFİKİR DEĞİL HAYATIMDA
YERİMDEMİYİM DİYE HER SABAH SAĞIMI SOLUMU YOKLUYORUM
SIRTIMA VURUYORUM BOĞAZIMA İNSANLAR KAÇIYOR LAFLA KAÇIYOR YALANLAR KAÇIYOR
HAYATI DURDURAMIYORUM AL İŞTE YİNE PAZARTESİ
YİNE DOSYALAR YİNE TELEFON TELLERİ
HATTA KURBANLIK İNSAN İHALELERİ
BAK HAPŞURDUM SESTEN
ÇOK YAŞIYAYIM DEĞİL Mİ
ÇOK YAŞAYAYIM SENİ DE GÖMEYİM BELKİ BURNUNDAN HALKALI DÜNYAYI DA
HADİ GÖSTER ABİLERE MARİFETLERİNİ VE GÖZ ZİNASI YAP TEYZEYLE BİR DE
OF SIKKINIM OF
TÜM GEMİLERİM BATTI DİYESİM VAR
BORCUNDAN DOLAYI BAĞLI GEMİLER AKDENİZDE
HADİ GİT SÜRÜN
RENGARENK KUŞLAR SÜRÜN YÜZÜNE
YÜZÜN UÇSUN GİTSİN ÇOK UÇUK PEMBELERE
EVET
MUTLULUK DEMİŞTİK
ORDA DUR .
SEVMİYORUM NE MUTLU OLMAYI NE DE ADI MUTLU OLANLARI
BEN GECELERİ ÇARESİZ GEZEN KADINLARI SEVİYORUM DOLARA İANT TAŞ GİBİ TÜRK PARASI İLE
YANLIZ VE AŞAĞIALNMIŞ KÖPEKLERİ VE TANRININ UNUTTUĞU ÇOCUKLARI SEVİYORUM
SAHİPSİZ TUŞLARI SEVİYORUM BİR SAĞA BİR SOLA YAZAN VE NE YAZDIĞINI ASLA OKUMAYAN
BİRBİRİNE DOLAŞMIŞ KABLOLARI SEVİYORUM YEŞİLİ DE KESSEN PATLAMALI ,KIRMIZIYI DA
AYIP OLDU BANAYI SEVİYORUM BİR DE HAKLISIN AMA 'YI ...
MUTLULUK MU
ÜSTÜ KALSIN

mısra mı beni doğurdu ben mi mısrayı

16-3-2005
Sabri 1989 odtü yurtlarda başlayan hikayemiz ine çıka düşe kalka 2001 lere kadar ulaştı. Aynı hayatı yanı evi aynı düşleri paylaşarak ...2001 de resmi düzene taşıdık ilişkimizi. Bir Ankara bir Bursa ve bir İstanbul düğünüyle yedi düvele evlendiğimizi duyurduk .Böylece hayatımıza aile ziyaretleri ev oturmaları baldızlar görümceler eltiler girdi...2002 yılında evlendikten 1 yıl sonra çalıştığım bankadan istifa ettim. uzun yıllardır izin kullanmamış olmanın getirdiği başıboşlukla Kars trenine bilet aldım. Ev Sabri ile Kars'a Ani Harabelerine gittik. Gezdiğimiz her dakika her yer mucize gibiydi.Bir peri masalı gibiydi.Yaklaşık üç günlük bir tren yolculuğu ile geri döndük. Ve dönüşte hava değişimi yorgunluk derken ikimizde hasta bulduk kendimizi ...Antibiyotikler vitaminler zor kendimize geldik...
Ben çalışsam çalışmasam ne yapsam ne yapmasam diye evde keyif sürerken bir sabah 'ben hamile miyim ki 'diye içimden geçirdim takvimdeki kırmızı işaretleri ginün epey geride kaldığını görüp. Hemen aklıma o kadar ilaç aldım eyvah ya birşey olduysa geldi.Birkaç gün içinde doktora gidip hipotezimi teze dönüştürdüm.Hamile olduğumu bildiğim hissettiğim ya da anladığım andan itibaren çocukluğumdan beni beni bırakmayan yanlızlık duydusu bir anda kayboldu. Artık gülerken ağlarken kızarken korkarken hep yanında birisi olacaktı , kendimi ifade etmek an'ı anlatma zorunda kamayacaktım.İçimde bir göz daha vardı ...Bu duyguyu anlatmam mümkün değil.Artık çoğul olmuştum.Ben çok sabırlı bir insan değilim ve çocuk fikrine hiçbir zaman sıcak bakmadım ve istemedim. Dokuz ay karnımda taşımak ,doğum acıları ,dikiş işleri gibi şeyler bana hep zor ve soğuk gelmişti. Dokuz ay içimde tutmaya dayanamam ,ya sakat olursa ya bir şeyler ters giderse diye kuruntu içinde yüzer boğurdum diye zannediyorum .Hiç de öyle olmadı .Çok güleryüzlü ,çok mutlu çok turuncu bir hamilelik geçirdim .İlk 13 hafta aldılarım genelde
turuncu ,sarı ve yeşildi...Yakın çevremde hiç bebek olmadığı ,dahası benim de konuyla hiç ilgim olmadığı için ilk alışverişlerim genelde 'ay ne şirinmiş 've satıcıların 'bunu da almanız lazım'şeklindeki yönlendirmeleriyle oldu .
Bir bebek günde kaç tulum giyer ,body aldım ama atlet içine mi giyilecek ,günde kaç bez değişir, kenarı oyalı ter bezlerini nerden bulucam ,mevlut takımı aldım ama bu fillisi daha güzel şeklinde binbir soru oldu hep kafamda ...
13.5 hafta sonunda detaylı ultrasonda bebeğimin kız olduğunu öğrendim. (Ama kimseye söylemeyin ben biliyordum bir kızım olacağını hep ) İlk üç ay üç tane doktor değiştirdim . Zaten doktora gitmeyi ,o uzun sedyevari yataklara yatıp şikayetimi anlatmayı oldum olası sevmem. En sonunda gönlüme göre ,bana korkunç yasaklar getirmeyen ,strese sokmayan ,kendine ve tecrübelerine çok güvenen süper bir doktor buldum .Her ne kadar onun doğum doktorluğu konusunda çok tecrübeli olması ,benimse hamilelik ve doğum konusunda tecrübesiz ve korkak olmam yüzünden her seferinde fikir çatışması yaşasak da sonunda hissettiklerimi söylememle konu kapandı ve doktoruma tam teslim oldum. Zaten çalışmadığım için tüm boş zamanlarımı internet başında geçiriyordum.Sabahtan kalkıyor elimde ajandam ile bilgisayar başına geçiyor aynen üniversite sınavına hazırlanan bir öğrenci gibi çalışıyordum. İshalse ne olur ,sivrisinek ısırığına karşı ne yapmalı, gaz sancısı ,köpekle beraber çocuk.Aklıma gelebilecek herşeyi öğrenmeye çalışıyordum .Hiç bilmediğim bir dünya vardı önümde ve ben başarısız olmaktan çok korkuyordum ...

özür dilerim anne

20-3-2006
pazar öğleden sonra saat 4 civarı mısra arabada uyudu

sevindim evde de devam eder ben de yanına yatarım diye

eve geldik soyarken uyandı ve bir daha uyumadı

ama ben hazırlamışım kendimi illa ki de uyuyacagım

hadi kızım dedim yattım yanına ama mısra uyuyacak gibi degil

peki dedim ben uyuyum sen de oturursun

ama bil ki tüm arkadaþlarým bu saatte uyuyorlar

gözüm kapalı bekliyorum ki uyusun ama yok ...

kızdım uyumamasına epey söylendim döndüm arkamı illa ki de uyuyacak çocuk şansı yok

az sonra yanıma geldi saçımı okşadı

artık hep söylediklerini yapýcam dedi özür dilerim uykum olmadıgı için :((((

bu özür tokat gibi geldi

kalktım ne yapmak istiyorsun dedim

tubbiitost yap bir de sütümü ver ben çizgifilm seyredeyim dedi sen de yanımda uyu

her ölüm erken ölüm

15-5-2006
cumartesi sıkıntılı bir cumartesi idi...
tiyatro çıkışı ece yi de alıp migrostaki sanatorya ya gidecektik olmadı yollar kapalı idi ,biz de metroya gitmeyi tercih ettik.mısra ve ece birbirlerine 100 adetlik sakızlar şekerler armağan ettiler çok komiklerdi ,yemekten sonra denizcim aradı kaanı alır mısın diye ?tüm oyun grubumunun açık çeki var zaten kim nerde ne zaman ihtiyacı olursa çocğuna oyun teyze bulabilir :)
eceyi evine bıraktıp kaanı aldık ,kaanın adaptasyonu kolay olsun diye atakuleye gittik özlemle can da geldi ...burger da tülin kayra ile karşılaştık çok güzel oldu çocuklar beraber yemek yedi ...hiç kavgasız oynadılar (şükürler olsun bu günleri de gördük)
denizin babacığı 1.5 aydır hasta idi.talihsiz bir hastalıkla penceleşiyor(du)...denizcim kaanı bıraktıktan sonra hastaneye gitmiş ve o gece babasını kaybetti.ulaşabildiğim herkese haber verdim oyun grubundan ,içim parçalandı çok üzüldüm ölüm çaresizlik çok çok kötü...özlemde toplanıp tülinle çocuklarla oynadık .hepsi mutlu ve keyifli idi.oysa neler kopuyordu içimizde
nazmiye ulaşabildi denizin yanına hastaneye .
gece de kaanı almaya geldi deniz anca o zaman sarılıp üzüntümüzü ifade edebildik...
tekrar başın sağolsun canım arkadaşım
her ölüm erken ölüm ....
allah sabır versin

4. anneler günüm

kasım 2002 de hamile kaldım
yani
mayıs 2003 ,mayıs 2004 ,mayıs 2005 ve mayıs 2006
4. anneler günüm
çocukluk yıllarım annemden ayrı geçtiği için anneler günüm hep biraz eksik geçer benim ...
her neyse ...
kocama siparişimi önceden vermiştim 'bana beyaz altın kolye alma,hatta bana kolye alma'hamileliğimden beri her yaşgünü anneler günü vb. ucunda küçük brişeyler sallanan beyaz altın bir kolye geliyor muhafazası zor kaybedeceğim diye panik oluyorum hem de takmayı sevmiyorum ben büyük kolyeler severim :)
neyse anneler günü sabahı kalktık ...
mısra 'iyi ki doğdun anne' diye uyandırdı beni (onun için tek kutlama doğum günü ya:)) sonra da kutlu olsun lafından yola çıkarak 23 nisan kutlu olsun şarkısını söyledi .Anneler günü 23 nisanla doğum günü arasına sıkıştı kaldı işte :))).ben de kalktım anneanem ve bakıcısı ile kutlaştım .Anneaneme bol bol iççamaşırı çorap ve cicibebeden oluşan bir armağan paketi verdim ,en çok büsküvilere sevindi:)
deniz bir ihtimal kaanı bize bırakacaktı diye bekledim baktım yola çıkmışlar ben de aldım kocamı çocuğumu daha önce gitmediğim biryere gideyim istedim kahvaltıya ,geçen gün asumanın bahsettiği at çifliiğne gittik .mısra atları görünce çok sevindi kahvaltımızı yaptık,özlem-can ' haber verdik onlar da geldi mısra gezdi on dakika kadar atlarla .orda da şarkı söyledi durdu ''kutlu olsun kutlu olsun diye''
çifliğin sahibi bey ve eğitim veren bayanla konuştuk (hey allahım ben kim at kim ,ben atları sevmem kahvaltıya at çifliğine gitmek gibi bir fantazim hiç olmadı şimdiye kadar ama anenelik çok şey değiştiriyor )
ordan çıkışta koştur koştur atlı spara gittik grup randevumuz var ,4:30 da toplaştık 5 aile .5 çocuk 5 at eşleşti çıktılar yola öyle komikler ki ,mutaka görmek lazım
çıkışta mısra uyudu
100 yıl pazarına gittik alışveriş yaptık biz de ,hala uyumaya devam etti pazarda da
odtü vişneliğe geçtik ordan .yemek için kalan son masayı rezerve yaptırdık.lobide piyano dinletisi vardı dinledik sohbet ettik msıra hala uyuyor
19:30 gibi aşağı yemeğe indik ,20 civarı msıra uyandı ,masada efendie fendi oturdu ,calan müziğe eşlik etti biraz kalamar yedi ,oyun parkına gidip oynadı orda bir çiçek boyamış üzerine de başlarında duran kızcağız güzel bir mesaj yazmış onu getirdi ...hoşuma gitmedi desem yalan olur
bir şişe şarabın tarafımdan bitirilmesi sonrasında eve döndük diye yazmak isterdim ama fanatikler turan güneş bulvarını kapatmıştı ve eve çok çok zor ve sinir katsayımız yükselmiş olarak döndük
gece 12 gibi kızımla yatakta çilek yeme fantazisi yapıyorduk sonra da birbirimizin ağzını ıslak mendille silmece ...
anneler günü hediyem mi ne?
tabiki beyaz altın bir kolye kenarı minik pırlantalar çevrili bir nazarboncuğu...mısranın hediyesi de cep telefonu :)))

üç yılın ardından

7-6-2006
gecenin körü ...
ağrı, korku ve merak
sen cennette dolaşırken bizi seçmişsin...
anne baba olarak ...
dizlerim titredi doğururken seni
senden korktum ,hayattan korktum
başaramamaktan korktum anne olmayı
...
şimdi daha güçlü basıyorum yere
üç yıl oldu öğrendim alışkanlıklarımdan vazgeçmeyi
öğrendim seni ,ağlamanı, gülmeni
aşağı sarkan dudaklarındaki titremelerin sebebini
sevdiğin dondurma çeşitlerini
seni çok seviyorum annem deyişini
...
severken ayrım gözetmiyorsun
beni de babanı da sultanı da seviyorsun
hatta 'sosis bizim oğlumuz anne 'diyorsun ben ona kızınca
elindeki köfteyi atıyorsun onun şımarık yalvarmalarına
sevgi dolu yüreğin ,sevgi dolu pomucuk ellerin var
...
her gece uyuurken sen seyrediyorum seni sessiz sessiz
rüyalarında da olmak istiyorum
buhar gibi çicek kokusu gibi sızmalı diyorum oralara
biryerlerde durup seyretmeli geceni gündüzünü rüyanı
büyümenin hayata alışmanın her saniyesine ortak olmak
bir mucizeye koşulsuz şahitlik
...
senin cennetten bizim eve düşmenin 3. yılı
benim senin annen olman güzellğini yaşamanın 3. yılı
bilginin algının doruğundasın
geçmişten gelen kimbilir kaç 3 yıl var birikimlerinde
sen çatal tutmayı öğrendin ben çişe tutmayı seni
sen anne demeyi öğrendin ben annesizliğin derinliğini
senin arkadaşların oldu benim dostlarım
...
seni seviyorum
tüm dillerde tüm dinlerde
ben hayatı kocaman bir şiir sanırdım sayfa sayfa
acıkmış bir çocuğun memelere saldırması gibi hep yetişememe kaygısı ile
koşardım o satırdan bu satıra
şimdi yaşadığım ne varsa
bir sallanan koltukta ve kucağımda sen tadında
hep derim ya;
'bir mısra boyu maceram'sın ...'
yani az gittim uz gittim bir mısra boyu yol gittim

mısrama

7-6-2003
gecenin körü ...
ağrı, korku ve merak
sen cennette dolaşırken bizi seçmişsin...
anne baba olarak ...
dizlerim titredi doğururken seni
senden korktum ,hayattan korktum
başaramamaktan korktum anne olmayı
...
şimdi daha güçlü basıyorum yere
üç yıl oldu öğrendim alışkanlıklarımdan vazgeçmeyi
öğrendim seni ,ağlamanı, gülmeni
aşağı sarkan dudaklarındaki titremelerin sebebini
sevdiğin dondurma çeşitlerini
seni çok seviyorum annem deyişini
...
severken ayrım gözetmiyorsun
beni de babanı da sultanı da seviyorsun
hatta 'sosis bizim oğlumuz anne 'diyorsun ben ona kızınca
elindeki köfteyi atıyorsun onun şımarık yalvarmalarına
sevgi dolu yüreğin ,sevgi dolu pomucuk ellerin var
...
her gece uyuurken sen seyrediyorum seni sessiz sessiz
rüyalarında da olmak istiyorum
buhar gibi çicek kokusu gibi sızmalı diyorum oralara
biryerlerde durup seyretmeli geceni gündüzünü rüyanı
büyümenin hayata alışmanın her saniyesine ortak olmak
bir mucizeye koşulsuz şahitlik
...
senin cennetten bizim eve düşmenin 3. yılı
benim senin annen olman güzellğini yaşamanın 3. yılı
bilginin algının doruğundasın
geçmişten gelen kimbilir kaç 3 yıl var birikimlerinde
sen çatal tutmayı öğrendin ben çişe tutmayı seni
sen anne demeyi öğrendin ben annesizliğin derinliğini
senin arkadaşların oldu benim dostlarım
...
seni seviyorum
tüm dillerde tüm dinlerde
ben hayatı kocaman bir şiir sanırdım sayfa sayfa
acıkmış bir çocuğun memelere saldırması gibi hep yetişememe kaygısı ile
koşardım o satırdan bu satıra
şimdi yaşadığım ne varsa
bir sallanan koltukta ve kucağımda sen tadında
hep derim ya;
'bir mısra boyu maceram'sın ...'
yani az gittim uz gittim bir mısra boyu yol gittim

parmak oyunu mu

12,6,2006
(başparmağım nerdesin ile başlayan çocuk oyununun müziği ile söyleyin)
doğum günüm doğum günüm nerdesin
burdayım
kaç yaşına girdin kaç yaşına girdin
otuz beş oldum !
otuz beş oldum!
geçen hafta işyerinde hoplaya zıplaya faxa giriyordum ...
sonra birden aklıam geldi
35 oluyorum diye ayın 12 sinde
doğru tuvalete gittim aynaya baktım
bak kadın dedim
yaşın 35
40lı yaşlara az kaldı
biraz ağır ol toparlan geyiği bırak ,yeşil ayakkabı turuncu gömlek sevdandan vazgeç
renkli tokaları kaldır bir kenara kıızna hatıra kalsın
sen dolma kalem kadınısın ne arar kırk renk boya masanda
dekontlara mor imzalar da atma
yerini bul
aman ne olgun ağır kadın desinler ...
baktım baktım kendime
sonra aman dedim otuzu kırkı ,20 mimde de böyleydim
ağırlık mı allaha şükür ağırım ama kişilik açısından değil ne yapalım
işte böyle
sağım solumçiçek bahçesi gibi oldu
ben de aralarında otuzbeşlik bir çiçek
otuzbeş güzel rakamdır
bir otuzbeşlik adamı alır nerelere götürür
ona göre...

kokoreç kaçamağı

3-7-2006
çok keyifli bir haftasonu idi....
cuma akşamı bankacıların yemeğindeydim 10 gibi kaçtım ordan kcoamla kıızm bani almaya gelmişlredi vişnelik yapalım derken mısra arabada uyudu biz de şili meydanındak kokoreçciye gittik eski günlerdeki gibi ...orda yedik sohbet ettik ,güzel bir gece oldu
cumartesi günü 11 itibariyle maraton başladı ,atlısporda 5 kişilik kadro tamdı.bu kez çocuklar ilkkez at üzerindeyken hafifçe koşturuldu.5 yaşından derse başlayacakları düşünülürse çok iyi bir gelişme .ordan çıkışta vişnelik yaptık ...bu arada ben kızılaya uğrayıp yeni bakıcnın komisyonunu verdim ve beş kuruşsuz kaldım :)))
balgat-edokta ABD bilmem ne kutlamaları vardı şenlik mevzuları.Çok keyifli idi .Oynadık ,içtik çimenlere yayıldık ,bol bol yedik tam 80 usd harcadık .Grubun bankası olarak pekçok limit koydum tabi.ve de 50 centimiz arttı geride ...Bizler bira içince çocuklar da özendi .Neyseki kutuda meyvelu sodalar imdadımıza yetişti bebek birası şeklinde içtiler çocuklar .Gece muhteşem bir havai fişek gösterisi ile sonra erdi ama mısra o akdar gürültüye rağmen kulağını tıkayıp uyudu
pazar günü ise kazanda bir arkadaşımızın çiftliğine gittik .Mısra önceleri çok sıkıldı Arkadaşı yoktu hiç .Biz de akülü motor laptop kitaplar falan pekçok şey götürmüştük oyalansın diye biraz ondan biraz bundan derken ordakilerin de yoğun ilgili isi epey eğlendi.Biz de mangal başı sazlı sözlü rakı gecesi yaptık.
ve işte pazartesi işe başladık
güzel haber ;anneanemin çekilen tırnağı iyileşmiş :))))))

memeli hayvan

5-7-2006
banyo yapıyorıuz mısrayı kzıdırıyorum msıra senin memen yok
anne memem var ama küçük büyüyünce büyüyecek diyor
sonra diyor ki bak babamın ki de var.
babadan cevap evet kızım benim de var çünkü biz memeli hayvanlarız
mısra dumur oldu tabi

ben ne biçim anneyim

5-7-2006
dün gece yemeğe gittik dönüşte dondurma yedik ve arabaya binerken ben birşeye itiraz ettim hayır dedim mısraya
cevap
sen ben biçim annesin ya!!!
bunları nerdne nasıl öğreniyor kafayı yiyeceğim
BEN NE BİÇİM ANNEYİM YA

hayalpark-eymir

10-7-2006
cmt sabah yine atlıspordaydık ,ufak ufak eğitimlere başladık ,atlarn başını sevmece falan :)seçil ve aykan da bize eşlik ettiler bu kez
ordan hayalparka gittik ve akşamı ettik armut koltuklar haaklar küçük bebek salıncakları ...
güzel yapmışlar harbiden
2 tane demirbaş kuzu var mekan da bol bol beslendiler tarafımızdan
***
pazar günü eymirde mini oyun grubu pikniği yaptık börekler sarmalar derken çok keyifli idi ...çocuklar gidip birilerinin yanında oturdu sohbetler ,bize satış yaptılar falan çok eğlendiler ...
ve çok uslu duran çocuklara ödül olarak madoda dondurma ile gün bitti.

çizmeli kedi

29-5-2006
didem ahum esra hariç herkesi gördüm ....
cumartesi tiyatroya gittik çizmeli kedi ...konuyu bildiğimiz iiçn bize sıkıcı geldi ama çocuklar genel olarak eğlendi sanırım
tiyatro çıkışı migrosta oturma sorunu yeme sorunu...
bir da gidersem migrosa 2 olsun dedirtti !!!!
cmt akşamı ani bir kararla vişneliğe gittik oyun parkı oyun odası derken de yemeğe kaldık müzikli göbekli bir gece idi ...fotolar gelir
pazar telekom tesislerinde kalabalık bir brunch
çıkışta uçurtma uçurtmaca
sonra ptt tesisleri ve ahlatlıbel beledye tesislerinde mola
17 de atlıspor ...
çıkışta zeycanın yeni keşfi altın şiş
çocuklara kukla tiyatrosu ve oyun alanı ...
eve geliş banyoda köpüklerle dans ve hala uyuyan mısra ...
güzel ibr haftasonu idi velhasıl
allah içimize sindirsin

zeycandan

24-5-2006
bir yerinden yakalamak gerekiyor hayatı,
kimi kocasında,kimi işinde,
kimileri sen , ben, oyungrubu anneleri gibi,
çocuğunda
yani manyaklığın haddi hesabı yok..
nerede tiyatro biz orada,
cepte para yok olsun ....biz ürgüp de, çakraz da..
mısra acilde ,biz mısra ile,
yaşları henüz 3 olsa da 3000 den fazla fotoğrafla
büyüyoruz...

geçmişe dönüp bakınca,
ilk anne olduğum günlerde , ne kadar yalnızmışım kendimi dolu sanarken
şimdilerdedopdolu kalbimi boşaltamam
seni hiçbiryere gönderemem,
tıpkı benim gidemeyeceğim gibi..

yorgunsun,
yorgunum..
zor bir kış ,
zor bir bahar geçirdik..
şimdilerde yaz...tazelenmek , yenilenmek gerek...

olmaz,
gidemezsin , soluğumdan öte olamazsın,
istesen de istemesen de bir nefes gerinde olamam

kocaman öpüp
kokuluyorum
çiçeğim böceğim pelinim

dedemiz kermes ve saç

8-5-2006
cuma günü sabrinin babasını hastaneye kaldırmışlardı hatta güdülden ambulansla getirmişlerdi
tüm gün gatada kaldılar
tüm tetkikler normal çıkınca da geri döndüler -tabi tüm aile toplanmıştı
ben gitsem mi gitmesem mi diye kadar aşamasındayken baktım ki pek de bana ihtiaç yok ,nazmiyeyi aldım tiyatroya gittim süper gelin olarak :)
cumartesi kermeste güzel bir stand açtık ben ve özlem .tercüman olarak dasabri geldi gerçekten de güzel satış yaptı ,bu kermes daha çok 2. el kermesi idi ,genelde çocuk eşyaları oyuncak ve kitapları satılıyor
6-7 yaşıdnaki çocuklar kitaplarlarına oyuncaklarına fiyat biçip kendileri satıyorlardı ,çok güzel bir ortam ,mısra büyüsün ben de aynı şeyi yapmasını isteyeceğim .oyuncaklarını satan çocuklar benim tezgahıma gelip toka vb. şeyler aldılar ...keyifli idi .
pazar günü de 3 te bir kümes müzaikalindeydik .AST daki oyunun aynısı idi konu.Ama çok renkli bol oyunlu bol şarkılı idi .keyifle izledik ,ankanda da epey katılım vardı biz oyun grubu olarak da 9 kişi idik ...Çıkışta haftalık rutinimiz atlı spor orda da yemeğe gittik.Urfalıda yeni bir kız vardı hiç beğenmedik buarada . Konuyu da idareye bildirdik.
GEce geldik ,kıızmla haftalık saç bakımımızı yaptık ,saçı ile çok oynadım herhalde uyuyakaldı kafasında yağlarla :)
herkese iyi haftabaşları...

mısra ben sabri

26,4,2006
yine dün akşam
1-ben eve geç gelmişim sabri de elinde tepsi yemek yiyiyor .ben de bir tepsi kaptım geldim
mısra ortalarda dolanıyor sosisle oynuyor sonra elinde bir yastıkla geldi büyükçe babasına verdi yastığı al tepsinin altına koy da rahat ye dedi.
ben mi ? şiştim tabi kıskançlıktan
2-küçük kas gelişimi çalışıyorum yapa çocuk klubu ödevimiz .elimde de pek çok kolye malzemesi incik boncuk var .gel diyorum kolye yapalım peki diyor 1-2 boncuk diziyor .sonra sıkılıyor. ben de bir tane kolye yapıyorum bu arada.yerimden bir vesile ile kalktığımda bizim cimcime benim yaptğım kolyeyi sultana hediye ediyor 'sultan bak sana ne yaptım 'diye

bu mudur ?budur işte ilişkimiz