Misracigim;
Oncelikle sunu soylemeden gecmeyecegim Seni cok cok cok SEVIYORUM , SEVIYORUZ.!!!!!!!!.
Iyi ki dogdun!!!
Su ana kadar ki omrumde sevginin , sevmenin, sevilmenin ne gibi hissedilebilecegini ne gariptir ki en yogun sekliyle senden ogrendim..
Ikizler burcunun " supriz " oldugunu bilmeyen yoktur. Annen gibi sen de ayni taddasin. Cok keyifli, inanilmaz duyarli, gozlemci ve dusuncelisin.
Bu yasinda bunlari yapabilmeni hayretle izliyorum.Her biri omrun boyunca gerekecek.Annen cok hisleniyor bu nendenle. Sen de de ayni seyleri goruyorum.
Bana sevgini o kadar net ifade ediyorsun ki gunumuz insanin en buyuk eksikligin bu oldugunu bilince senin ile umudum her an tazeleniyor.
En zorlu diye bilinen 3 yili geride biraktik.Geriye sardigim da zamani DEGISMEYEN TEK SEY KUCAGIMDA ANNNIN TABIRIYLE "KOALA" KONUMUNDA olman.
Sembolik olarak cok kisa surecek bu keyifin tadini ben cikariyorum. Tum yorgunluklarimi kirginliklarimi hayata dair zorluklari o an unutup gidiyorum Cok buyuk bir guc kaynagisin.
Bilemezdim bunca guzel olacagini ve sen bunu yasattin ve yasatiyorsun , bizlere; annene ve bana.
Cok guzel arkadasliklarin var. Arkadaslarin var..Cevrenizdeyiz silerin. Yine dostlarimiz var, yeni teyzeler amcalara var....var sayende heosi var ve buyuyruz....
Disney deki arkadaslarin seni ozluyor, Sen icinde disinda kim varsa ozluyor , cagiriyor, davet ediyor, gidiyorsun onlara. Buyumuusun gbi tavarlarin olgunca....
Kimi zaman kendimiz o kadar yalniz hissediyrouz ki seni gorur gormez gidiyor tum yanlizliklarimiz.
Sadece buyumuyorsun buyutuyorsun da .
Buyumeye buyutmeye devam edecegin inacimizla ......
Iyi ki dogdun.Aramizda sin.
BABAN.
09 December 2006
09 November 2006
maddeler
atakuleden ayrılıyorum
bir çarpı atıyorum elimdeki listeye
eski saat verildi tamire ...
bu hafta 5 madde iş kaldı yapılacak
yapılması gerekenler ...
ve yapılmaması gerekenler ...
arada kalan birşey yok
35 yaşındayım
belki de tüm hayatım maddelerden oluşuyor
-meli ,-malı
-memeli ,-mamalı
sanırım biraz yoruldum
geçen hafta bir medyuma gittim
belin bükülmüş üstlendiklerinden dedi...
üzerine para verdim de ben bunu biliyordum ya
yorgunum, zorum sanırım evet çoğunlukla mutsuzum
korkularım kabuslara dönüşüyor ...
dün gece kötü rüyalar gördüm
pis otel odaları ,çıkmaz sokaklar
kısır döngüler sarıyor heryeri içiçe geçmiş döngüler
birbirini öldüren tüketen maddeler
garip çok garip
yağsız tuzsuz diyet yemekleri gibiyim ...
bir efkar bir yağmur
'memleket mi yıldızlar mı ''hayallerim mi daha uzak
kayın yok ,koca bir çöl olmuş ortalık
olmayan kayının olmayan arkasında pencere de yok
veya da
''çağırsam gelmez idin
öldüm yasa mı geldin''
bir çarpı atıyorum elimdeki listeye
eski saat verildi tamire ...
bu hafta 5 madde iş kaldı yapılacak
yapılması gerekenler ...
ve yapılmaması gerekenler ...
arada kalan birşey yok
35 yaşındayım
belki de tüm hayatım maddelerden oluşuyor
-meli ,-malı
-memeli ,-mamalı
sanırım biraz yoruldum
geçen hafta bir medyuma gittim
belin bükülmüş üstlendiklerinden dedi...
üzerine para verdim de ben bunu biliyordum ya
yorgunum, zorum sanırım evet çoğunlukla mutsuzum
korkularım kabuslara dönüşüyor ...
dün gece kötü rüyalar gördüm
pis otel odaları ,çıkmaz sokaklar
kısır döngüler sarıyor heryeri içiçe geçmiş döngüler
birbirini öldüren tüketen maddeler
garip çok garip
yağsız tuzsuz diyet yemekleri gibiyim ...
bir efkar bir yağmur
'memleket mi yıldızlar mı ''hayallerim mi daha uzak
kayın yok ,koca bir çöl olmuş ortalık
olmayan kayının olmayan arkasında pencere de yok
veya da
''çağırsam gelmez idin
öldüm yasa mı geldin''
gittiğim beğendiğim oyunlar
*selanik'ten anıtkabire...;Atatürk bir oyuna sığmaz elbet ,Ama söylediği bzı sözler ne zaman nasıl hangi olayla söylenmiş ....güzel bir oyundu bu anlamda
*hayatı yaşamak ;çok beğendin mi derseniz ,çok beğenmedim.ama karakterler ilginçti.
*modigliani ;bir ressamın aç ,umutsuz hayat hikayesi ...güzel bir oyundu
*kendime kıyamam ;kesnlikle karı koca gitmeli ,çok eğlenirsiniz ...
*sandalım kıyıya bağlı ;çok kalabalık kadro,keyifli bir oyun
*buzlar erimeden;dakikalarca ayakta alkışladık daha ne olsun.süper performans
*hayatı yaşamak ;çok beğendin mi derseniz ,çok beğenmedim.ama karakterler ilginçti.
*modigliani ;bir ressamın aç ,umutsuz hayat hikayesi ...güzel bir oyundu
*kendime kıyamam ;kesnlikle karı koca gitmeli ,çok eğlenirsiniz ...
*sandalım kıyıya bağlı ;çok kalabalık kadro,keyifli bir oyun
*buzlar erimeden;dakikalarca ayakta alkışladık daha ne olsun.süper performans
mercimek-2
dün kreşte konuşmuşlar ...
neden burnumuze mercimek sokmamalıyız
sonra ingilizce dersine girilmiş...
akşam kreş çıkışı mısra çok kızgın ,homur homur....
mineyi sevmiyorum artık nazanı sevmiyorum okula gitmeyeceğim
falan falan ...
son cümle şu
'zaten morisin dersinde 2. mercimeği de çıkardım'
nasıl yani dedim
2 mercimek koymuştum burnuma dedi ...
ya bu çocuk burnunun temizlenmesinden dokunulmasından nefret eder ,sadece ıslatılmış peçete ile burnunu temizletir nasıl oluyor da böyle tehlikel bir merak sardı anlamadım
umarım 3 . mercimek seferi yaşamayız
neden burnumuze mercimek sokmamalıyız
sonra ingilizce dersine girilmiş...
akşam kreş çıkışı mısra çok kızgın ,homur homur....
mineyi sevmiyorum artık nazanı sevmiyorum okula gitmeyeceğim
falan falan ...
son cümle şu
'zaten morisin dersinde 2. mercimeği de çıkardım'
nasıl yani dedim
2 mercimek koymuştum burnuma dedi ...
ya bu çocuk burnunun temizlenmesinden dokunulmasından nefret eder ,sadece ıslatılmış peçete ile burnunu temizletir nasıl oluyor da böyle tehlikel bir merak sardı anlamadım
umarım 3 . mercimek seferi yaşamayız
mercmek-1
yok yok mercimeğin faydalarını anlatmayacağım...
zamanında çok dinledik o hikayeleri
bu mercimek başka mercimek...
dün gece mısra ile kolye diziyoruz ,baktım burnu tıkalı
peçete fıs fıs operasyonu
bir baktım burnundan mercimek çıktı,kırmızı ...
noldu kızım dedim bu ne
anne dedi çiçek yaptık kreşte mercimekten
meraktan bir tanesini de sokmuş burnuna gizlice
kim yaptı dedim ,örgütsel bir faaliyet değil bireysel girişim
başka yapan var mı dedim yok ,hani varsa başka yapan arayıp haber vericem anneye ...
yok dedi sadece ben yaptım
yemedği fırça kalmadı ,hatta korkuttu burnunu keserler faalan diye
benim anlamadığım bu çocuk yaklaşık 1.5 yıldır boncuklarla içiçe hiç böyle şey olmadı
neden böyle oldu anlaadım
kreşe de tembih ettim konuşsunlar d,ye
bakalım
zamanında çok dinledik o hikayeleri
bu mercimek başka mercimek...
dün gece mısra ile kolye diziyoruz ,baktım burnu tıkalı
peçete fıs fıs operasyonu
bir baktım burnundan mercimek çıktı,kırmızı ...
noldu kızım dedim bu ne
anne dedi çiçek yaptık kreşte mercimekten
meraktan bir tanesini de sokmuş burnuna gizlice
kim yaptı dedim ,örgütsel bir faaliyet değil bireysel girişim
başka yapan var mı dedim yok ,hani varsa başka yapan arayıp haber vericem anneye ...
yok dedi sadece ben yaptım
yemedği fırça kalmadı ,hatta korkuttu burnunu keserler faalan diye
benim anlamadığım bu çocuk yaklaşık 1.5 yıldır boncuklarla içiçe hiç böyle şey olmadı
neden böyle oldu anlaadım
kreşe de tembih ettim konuşsunlar d,ye
bakalım
07 November 2006
28 October 2006
2003 yaz bebekleri
henüz oyungrubumuz yok ama yazbebekleri grubundan 3 ankaralı birbirimizin evinde toplanmaya başlıyoruz
can boran ve msıranın ilk buluşması 7 ocak 2005 odtü vişnelik brunch
can boran ve msıranın ilk buluşması 7 ocak 2005 odtü vişnelik brunch
nerden nereyee
öğrencilik hayatım boyunca beden eğitim dersinden nefret ettim ,boyum kısa olduğundan hep sıranın en ön ve en arkasında kalma kaygım eğer tek sayı ise ogün sınıf bu en arka veya en önde yalnız başına kalma kaygım ,bedenden eğitiminin bir top ve tozlu bir süngerden ibaret olması ,erkekleşmiş kadın hocalar beni çileden çıkarırdı ya hasta olurdum ya rapor alırdım bu derste.sonunda ne oldu beden eğitimi öğretmenliği mezunu bir kocam oldu :)kızım jmlastik bale ve ata binmeye bayılıyor falan falan
dedem dedem
dedemle msıranın tanışmasıtopraktan çıkan solucan
suda boğulan solucan
emzar toprağını gübrelemek
insanoğlunun inanılmaz yaşatma güdüsü
gel anlat el kadar çocuğa dedenin ölümünü
ve keşke alsa idik bir aile mezarlığı iki kişilik
anneane ölümce bambaşa yere gömülecek
ucsuzbucaksız mezarlıklar
yol yol yön yön mezarlıklar
deli gözbebekleri
26 October 2006
BİRAZ BAYRAM BİRAZ TATİL
öncelikle bu perşembe cuma izin almadığımıza çok pişman olduk ,iyice dinlenirdik ...müdür de yok fırsatı kaçırdık yani...
cumartesi günü ;sabahtan mısra yine hasta gibiydi ,biz hastaneye gittik songülle
ordan jimnastik ordan dedemin mezerı karşıyakaya..mısraya dedemizin bahçesi dedik(zeycan önermişti işe yaradı epeyce)çiçekler dikti minicik elleri ile ağlamamak için zor tuttum kendimi toprağı kazarken solucanlar buldu çok eğlendi ...sonra hep beraber dua ettik ...
alışveriş falan bitti cumartesi
pazar günü mısra ile kibritçi kıza gittik (oyun hakkında görüşlerimi bilahare yazacağım )
PAZARTESİ bakıcı izinli idi ;anneane sabri mısra ve küçük kuzen ahlatlıbele gittiler ben evde yemek yaptım :)pzt akşamı 21:15 seansına gittik kızımla ,çok güzel oldu sadece biz vardık filmde onun harçlıkları ile mısır aldık :)gece 11 i geçmişti çıkışta
ah bir an önce büyüse de sakaryada içmeye gitsek diye geçirdim içimden ...
salı günü ;sabah evde temizlik vardı sonra misafirlerimiz geldi bu arada fatoşcum sağolsun uğradı nehir harbiden çok büyümüş ,boran da kreşin çok olumlu etkileri vardı bana hep mısrnaın annesi dedi ya çok komikti ...herkes gidince biz çıktık misafirlik turlarına ...
çarşamba ;sabri çalıştı biz de onu ziyarete gittik ilk kez işyerine ...mısra çok uslu durdu çok a dam gibi davrandı herkesin elini sıktı yabancılarla ingilizce konuşmaya çalışmas çok komikti sürekli may name iz mısra dedi durdu :))))
ordan da hop eymir yaptık zeycanla işte ordaki 2 saat gerçek bayram oldu bana gölün üzeirnde güneşin batışı muhteşemdi kızlar çok eğlendi
ve işte geldik işe :))))
(bayramda bankadan para çekmeyi unutarak msranın harçlıklarına dadanan anne pelin)
cumartesi günü ;sabahtan mısra yine hasta gibiydi ,biz hastaneye gittik songülle
ordan jimnastik ordan dedemin mezerı karşıyakaya..mısraya dedemizin bahçesi dedik(zeycan önermişti işe yaradı epeyce)çiçekler dikti minicik elleri ile ağlamamak için zor tuttum kendimi toprağı kazarken solucanlar buldu çok eğlendi ...sonra hep beraber dua ettik ...
alışveriş falan bitti cumartesi
pazar günü mısra ile kibritçi kıza gittik (oyun hakkında görüşlerimi bilahare yazacağım )
PAZARTESİ bakıcı izinli idi ;anneane sabri mısra ve küçük kuzen ahlatlıbele gittiler ben evde yemek yaptım :)pzt akşamı 21:15 seansına gittik kızımla ,çok güzel oldu sadece biz vardık filmde onun harçlıkları ile mısır aldık :)gece 11 i geçmişti çıkışta
ah bir an önce büyüse de sakaryada içmeye gitsek diye geçirdim içimden ...
salı günü ;sabah evde temizlik vardı sonra misafirlerimiz geldi bu arada fatoşcum sağolsun uğradı nehir harbiden çok büyümüş ,boran da kreşin çok olumlu etkileri vardı bana hep mısrnaın annesi dedi ya çok komikti ...herkes gidince biz çıktık misafirlik turlarına ...
çarşamba ;sabri çalıştı biz de onu ziyarete gittik ilk kez işyerine ...mısra çok uslu durdu çok a dam gibi davrandı herkesin elini sıktı yabancılarla ingilizce konuşmaya çalışmas çok komikti sürekli may name iz mısra dedi durdu :))))
ordan da hop eymir yaptık zeycanla işte ordaki 2 saat gerçek bayram oldu bana gölün üzeirnde güneşin batışı muhteşemdi kızlar çok eğlendi
ve işte geldik işe :))))
(bayramda bankadan para çekmeyi unutarak msranın harçlıklarına dadanan anne pelin)
09 October 2006
işte hastalıklar başladı
cuma akşamı ile tiyatroya gittik ve sezonu açtık 'tek kişilik düet'
mısra da özlem ve cana konuk oldu
gece ise mısra bir türlü uyuyamadı en sonunda da 4 gibi karnım ağrıyor diyerek kustu sonra rahatladı uyudu ...
sabah kalktık apar topar hastaneye götüreceklermizi ayarldık ve gittik
songül banu ve yıldız ile benim eski bir dostum da yanımızdaydı ..
mısra baba ile arabada kaldı biz dağıtıma çıktık
biz hastanede iken mısra arabada kusmuş tekrar
dağıtım bitince ben arabaya gittim mısra kötü gözüküyordu gerçekten yine de yemek yer biraz açılır diye ulusa gidelim dedim çıkrıkçıalrda kolye malzemesi alacaktık çünkü
ama dükkana kadar gidince tekrar kustu doğru pediatric klinicte aldık soluğu biz de ...
ertuğrul beye ateşi var ve kusuyor diyince hemen aldı bizi .
mısranın ateşi 37-37.5 civarında seyretti hep
mısra ertuğrul beyi çok sevdi muayenehaneyi çok sevdi...çocuk gelişimci ile de görüştük bu arada...
ishal başlar dedi ert. bey ve başladı gerçekten de ...ama gayta tahlili yaptıramadık .
kalan tüm haftasonunu da evde geçirdik
kolye yaptık kitap okuduk ateş çok yükselince banyo yaptık boyu kadar kağıtlara resimler çizdik ,gruplardan gelen tarifleri denedim (havuç çorbası ,mısırlı çorba ,börülceli semizotu ,kıymalı ıspanak ,fırında pilavlı tavuk ) mısra sonunda yine makarna yemek istedi
okul ödevimiz vardı ;sofra hazırlarken anneye yardım edilecek ,ödevini yaptı kızım hasta hasta ...
pazar günü anneanemin kadını izinli idi ,onu yıkamak bana düştü 2 çocuğum vardı yani pazar günü
bir de elimden geldiğince temizlik yaptım
sonuç olarak oldukça yorgun bir haftasonu idi...
planladığımız ata binme ve jimnastik aktivitelerini yapamadık ama evde oturup jöle yaptık :)))
mısra da özlem ve cana konuk oldu
gece ise mısra bir türlü uyuyamadı en sonunda da 4 gibi karnım ağrıyor diyerek kustu sonra rahatladı uyudu ...
sabah kalktık apar topar hastaneye götüreceklermizi ayarldık ve gittik
songül banu ve yıldız ile benim eski bir dostum da yanımızdaydı ..
mısra baba ile arabada kaldı biz dağıtıma çıktık
biz hastanede iken mısra arabada kusmuş tekrar
dağıtım bitince ben arabaya gittim mısra kötü gözüküyordu gerçekten yine de yemek yer biraz açılır diye ulusa gidelim dedim çıkrıkçıalrda kolye malzemesi alacaktık çünkü
ama dükkana kadar gidince tekrar kustu doğru pediatric klinicte aldık soluğu biz de ...
ertuğrul beye ateşi var ve kusuyor diyince hemen aldı bizi .
mısranın ateşi 37-37.5 civarında seyretti hep
mısra ertuğrul beyi çok sevdi muayenehaneyi çok sevdi...çocuk gelişimci ile de görüştük bu arada...
ishal başlar dedi ert. bey ve başladı gerçekten de ...ama gayta tahlili yaptıramadık .
kalan tüm haftasonunu da evde geçirdik
kolye yaptık kitap okuduk ateş çok yükselince banyo yaptık boyu kadar kağıtlara resimler çizdik ,gruplardan gelen tarifleri denedim (havuç çorbası ,mısırlı çorba ,börülceli semizotu ,kıymalı ıspanak ,fırında pilavlı tavuk ) mısra sonunda yine makarna yemek istedi
okul ödevimiz vardı ;sofra hazırlarken anneye yardım edilecek ,ödevini yaptı kızım hasta hasta ...
pazar günü anneanemin kadını izinli idi ,onu yıkamak bana düştü 2 çocuğum vardı yani pazar günü
bir de elimden geldiğince temizlik yaptım
sonuç olarak oldukça yorgun bir haftasonu idi...
planladığımız ata binme ve jimnastik aktivitelerini yapamadık ama evde oturup jöle yaptık :)))
04 October 2006
çatma kaşını
ben küçüktüm
sinirli ve küçüktüm
çok kırılgandım
kılıflarım ve duvarlarım vardı
başımı kitaplara dönerdim çoğunca
büyüklerin anlamsız sorularına kalkan olsun adına
ben küçüktüm
küçük ve yalnızdım
ben virgüldüm
anneanem nokta
beraber noktalı virgül olur gezerdik
çarşı pazar
gezerdik başka şehirleri
ben küçüktüm
küçük ve bulanık kafalı idim
hayata dair çok sorum vardı
üşenmeden cevaplardı
kitaplar okurdu bana hergece
hergece başka dünyalara giderdik
ben küçüktüm
küçük ve iştahsızdım
onun reçel kokardı elleri
sanki mutfak bir keşif yeri idi
patlıcan reçeli yaptı birgün hayret ettim sonra karpuz reçeli erkek incir toplardık ağaçlardan kaşınırdı heryerimiz ve hiç reçel yediğini görmedim onun bu heyecan sadece bize idi
ben küçüktüm
küçük ve yorgundum
kucağında uyurdum dizinde uyurdum
ellerinde büyürdüm
çatma kaşını derdi bana
ben dünyaya çok küstüm
korksun isterdim dünya kaşlarımdan
o da iz olcak derdi büyüyünce iki kaşının arasında
ben büyüdüm
büyük ve yalnızım
iki kaşımın arasında bir ince çizgi
anneanemin sözü kulaklarımda
iz kaldı bak alnımda senden bana hatıra
Pelin O.
sinirli ve küçüktüm
çok kırılgandım
kılıflarım ve duvarlarım vardı
başımı kitaplara dönerdim çoğunca
büyüklerin anlamsız sorularına kalkan olsun adına
ben küçüktüm
küçük ve yalnızdım
ben virgüldüm
anneanem nokta
beraber noktalı virgül olur gezerdik
çarşı pazar
gezerdik başka şehirleri
ben küçüktüm
küçük ve bulanık kafalı idim
hayata dair çok sorum vardı
üşenmeden cevaplardı
kitaplar okurdu bana hergece
hergece başka dünyalara giderdik
ben küçüktüm
küçük ve iştahsızdım
onun reçel kokardı elleri
sanki mutfak bir keşif yeri idi
patlıcan reçeli yaptı birgün hayret ettim sonra karpuz reçeli erkek incir toplardık ağaçlardan kaşınırdı heryerimiz ve hiç reçel yediğini görmedim onun bu heyecan sadece bize idi
ben küçüktüm
küçük ve yorgundum
kucağında uyurdum dizinde uyurdum
ellerinde büyürdüm
çatma kaşını derdi bana
ben dünyaya çok küstüm
korksun isterdim dünya kaşlarımdan
o da iz olcak derdi büyüyünce iki kaşının arasında
ben büyüdüm
büyük ve yalnızım
iki kaşımın arasında bir ince çizgi
anneanemin sözü kulaklarımda
iz kaldı bak alnımda senden bana hatıra
Pelin O.
dedemi özledim
dedem öleli 9 yıl oldu
bugün çok özledim
ankaradan bursaya taşınmıştık orda arsamız vardı ev yaptırırken başında duralım diye geldik ...
benim okuluma yakın bir ev aradık
ev ararken bir bodrum katı bulduk okuluma en yakın ev
sobalı bir bodrum kat
ev 7-8 ayda bitecek hemen yeni evimize gececeğiz
annemler teyzemler de gelecek
herkes muhalefet etti bodrumda oturmamıza
benim keyfim yerinde ...önü bahçeli çiçek dikerim sularım diye düşünüyorum hep
neyse eve taşınıldı
ben okula başladım (orta 2 )
*** dedem nerden aklıma geldi ,bir lafı vardı
'muvakkat bir zaman için 'derdi
o bodruma taşındık
evimiz yapıalmadı müteahhit bizi dolandırdı derken sanırım ben üniversiteye başladığımda ev bitmişti anca ben hiç oturamadım
o muvakkat zaman hiç bitmedi ama bize hep güç verdi
***
yorgunum dede
bitmeyen bir muvakkat zaman var yine önümde
keşke burda olsaydın
bugün çok özledim
ankaradan bursaya taşınmıştık orda arsamız vardı ev yaptırırken başında duralım diye geldik ...
benim okuluma yakın bir ev aradık
ev ararken bir bodrum katı bulduk okuluma en yakın ev
sobalı bir bodrum kat
ev 7-8 ayda bitecek hemen yeni evimize gececeğiz
annemler teyzemler de gelecek
herkes muhalefet etti bodrumda oturmamıza
benim keyfim yerinde ...önü bahçeli çiçek dikerim sularım diye düşünüyorum hep
neyse eve taşınıldı
ben okula başladım (orta 2 )
*** dedem nerden aklıma geldi ,bir lafı vardı
'muvakkat bir zaman için 'derdi
o bodruma taşındık
evimiz yapıalmadı müteahhit bizi dolandırdı derken sanırım ben üniversiteye başladığımda ev bitmişti anca ben hiç oturamadım
o muvakkat zaman hiç bitmedi ama bize hep güç verdi
***
yorgunum dede
bitmeyen bir muvakkat zaman var yine önümde
keşke burda olsaydın
haftasonlarından biri
cmt sabah mısra ile kontrole gittik
ateşi vardı :(
peditusa başladık pazar günü burnu aktı ve bugün iyi
böyle devam edecek kreş boyu
hastaneden sonra ;hala kızı ile buluşup kızılaya gittik mısra neverlanda gitti ben gürellere...
o kitap aldı bol bol ben de kıyafet ,neverlanda kök yayıncılığın tiyatro serisini gördüm bir tanesini aldım ,cd de tiyatro ,daha izlemedik izleyince anlatırım görüşlerimi ama açıkcası
sonra metropolde oturduk ,tenedosta oturduk kıızm büyüse de otursak buralarda dedim içimden
metropolde bir kız msırayı nanik yaparak taciz etti uzun süre ,mısra ne sonunda patladı LANET OLSUN diye bağırdı ,çok komikti
sonra beraber beğendiğe gittik mısra beğenik'i çok seviyor tüm reyonlar var ve küçük
birsürü kalem kitap aldı oyuncak seçti bu arada nurteni gördük fıstık gibi olmuştu amerika meselesi yaramış arkadaşıma
kendime bir sürü cd aldım ilk kez ,timur selçuk ,selda bağcan,nazan öncel ,mor ve ötesi ,bülent ortaçgil ,yeni türkü (toplu cdleri ) (ne kadar eski kafalıyım ya )
beğendikte epey dolandık ,hemen her reyondan birşey aldık
ekmek ,parfüm ,kaplumbağa ...
sonra pazara gidip köyümde kış hazırlıkları alışverişi yaptık
bilginiz olsun diye ;
bir kasa domates -10 mio (23 ila 27 kilo arası geliyor)
barbunya 1.5 mio
biber 500-750-1.000
dolmalık biber- kırmızı biber 1.000
soğan 4 kilo 2 mio
falan falan
ben neler yaptım pazardan kilolarca aldığım soğan domates ve biberle bol gözyaşı dolu bir pazar geçirdim cmt gecesi 2 ye pazar günü 10 a kadar mutfakta çalıştım
sonuçta deepferezi doldurdum
haşlanmış nohut
haşlanmış kurufasulye
taze barbunya
bamya
fasulye
soğan domates biberli yemek harcı
domates biber kırmızı biber ile menemen harcı
geçen yıl teyzem yapmıştı ;bu yıl o izinde işler başıma kaldı
arada mısra dedesi halası ve babası ile düğüne gitti ben de anneanemle oturdum bira içtim ona fanta koydum
dertleştim ağladım yorgunluğumu anlattım
anlamıyor ya ;güldü ;öptü;allah sana güzel gelsin dedi....
vay be
bana tüm çocukluk gecelerimde usul usul masal anlatan anneanem masal oldu ...
pek ağladık pek sohbet ettik ..
haftasonunn en iyi zamanı bu idi
belki de bu yazın en iyi zamanı idi
ateşi vardı :(
peditusa başladık pazar günü burnu aktı ve bugün iyi
böyle devam edecek kreş boyu
hastaneden sonra ;hala kızı ile buluşup kızılaya gittik mısra neverlanda gitti ben gürellere...
o kitap aldı bol bol ben de kıyafet ,neverlanda kök yayıncılığın tiyatro serisini gördüm bir tanesini aldım ,cd de tiyatro ,daha izlemedik izleyince anlatırım görüşlerimi ama açıkcası
sonra metropolde oturduk ,tenedosta oturduk kıızm büyüse de otursak buralarda dedim içimden
metropolde bir kız msırayı nanik yaparak taciz etti uzun süre ,mısra ne sonunda patladı LANET OLSUN diye bağırdı ,çok komikti
sonra beraber beğendiğe gittik mısra beğenik'i çok seviyor tüm reyonlar var ve küçük
birsürü kalem kitap aldı oyuncak seçti bu arada nurteni gördük fıstık gibi olmuştu amerika meselesi yaramış arkadaşıma
kendime bir sürü cd aldım ilk kez ,timur selçuk ,selda bağcan,nazan öncel ,mor ve ötesi ,bülent ortaçgil ,yeni türkü (toplu cdleri ) (ne kadar eski kafalıyım ya )
beğendikte epey dolandık ,hemen her reyondan birşey aldık
ekmek ,parfüm ,kaplumbağa ...
sonra pazara gidip köyümde kış hazırlıkları alışverişi yaptık
bilginiz olsun diye ;
bir kasa domates -10 mio (23 ila 27 kilo arası geliyor)
barbunya 1.5 mio
biber 500-750-1.000
dolmalık biber- kırmızı biber 1.000
soğan 4 kilo 2 mio
falan falan
ben neler yaptım pazardan kilolarca aldığım soğan domates ve biberle bol gözyaşı dolu bir pazar geçirdim cmt gecesi 2 ye pazar günü 10 a kadar mutfakta çalıştım
sonuçta deepferezi doldurdum
haşlanmış nohut
haşlanmış kurufasulye
taze barbunya
bamya
fasulye
soğan domates biberli yemek harcı
domates biber kırmızı biber ile menemen harcı
geçen yıl teyzem yapmıştı ;bu yıl o izinde işler başıma kaldı
arada mısra dedesi halası ve babası ile düğüne gitti ben de anneanemle oturdum bira içtim ona fanta koydum
dertleştim ağladım yorgunluğumu anlattım
anlamıyor ya ;güldü ;öptü;allah sana güzel gelsin dedi....
vay be
bana tüm çocukluk gecelerimde usul usul masal anlatan anneanem masal oldu ...
pek ağladık pek sohbet ettik ..
haftasonunn en iyi zamanı bu idi
belki de bu yazın en iyi zamanı idi
tatil sepeti
belek beach :bufiyat.com 'dan yaptırdım rezervasyonu. 3 gece kaldık .belek beach belekte değil serik tarafında bir otel .havuzunun için kocaman bir nazar boncuğu motifi işlenmiş.ağaçlandırma ,dış dizayn vb çok güzel.bize denizi görmeyen ama 2 odası olan bir aile odası verdiler.çok da işimize geldi.alacartlardan hiç rezervassyon yaptırmadık. yemekler genelde iyi idi.havuzlar kalabalıktı ,Türk aile çoktu .Çocuk havuzu ;önce 1 karışlık bir bebek havuzu sonra biraz daha derini .sonra 90 cm lik bir sutopu sahası sonra 140 cm ve daha üstü.90 ve 140 cm birbirine geçmeli idi.bu da mısra ile yüzerken işimize geldi açıkcası .animasyonlar Türkçe ve Almanca ağırlıklı idi.Anfi tiyatro vardı . Fena değildir grup.Çocuk klubü ile hiç ilgilenmedik.Yani fiyatına göre hizmeti ve yemekleri güzel ,kumsalı olan bir oteldi .Çok kalabalık olduğu için havuzları tercih etmedik fazlaca. Çocuk havuzunda tavşanlı kaydırak vardı.
papillon muna:side de bulunan bu otelde beğendiğimiz oteller arasında idi .papillonun 3 oteli var diğerlerini görme şansımız olmadı. kumsal çok güzel kum idi ,deniz yıldızı bile topladık.öğle sonu dalga oluyordu.otelde önde bungalovlar var 2 şer katlı ,biz alt katta kaldık ,kapılarda sineklikler vardı ,otel odaları eski ama kullanışlı idi.banyoda sadece duş yeri olamsı hariç odadan yana sıkıntımız olmadı.safeler ücretsizdi.sevdiğim şeyler ;
*hergün günün bir kokteyli vardı ,benim gibi bira içmeyi sevmeyenler için keyifli ve özenli idi.
*mutfağı çok güzeldi ,yemek çeşidi çok çok iyi idi.
*alacart balık,deniz kıyısında beach barda yapılıyordu denize nasıl ,kumsal ayaklarının altında ,ve dilediğiniz her balık mezesi ahtapot yengeç kalamar vb...ve balık .güzel bir alacartı vardı ayrca da canlı müzik oluyordu ,servis şık idi.
*kumsalı çok güzeldi,deniz 50 mt kadar falan hep 40-50 cm di.çocukların denize alışması için çok idealdi.
*çocuk havuzu küçük idi.kaydırak yoktu.mini clup çalışmaları güzeldi ama ağırlıklı yabancı çocuklara hitap ediyordu .
*servis güzeldi
sonuç ;dört yıldızlı otele beşyıldız para verdik ama keyifli ve temiz bir 4 gün geçirdik .
lara beach :lara'da kervansaray ,concart vb otellerinin yanında bir otel. 5 yıldızlı.oldukça büyük bir oteldi çocuk havuzu kocamandı ,bir kısmında fil şekilinde küçük kaydırak diğer kısmında çocuklara küçük aquapark vardı .otel boyu heryer havuzdu arada köprüler minik adacıklar vardı ,sutopu havuzu ayrı idi.deniz çabuk derinleşiyordu,ama mkemmel bir iskelesi vardı ve iskelede akşamları açıkhava sineması oynuyordu ,içkinizi kocaman mindeler üzeridne yudumlarken seyredebiliyordunuz filmi.mutfağı mükemmeldi.çeşit çok çok boldu ,dil ciğer haşlanmış mısır midye dolma döner ....
çocuk klubu güzeldi ,mini disco güzeldi.çocuklar çok eğlendiler ,
en büyük sıkıntı sivrisineklerdi onu da bantlarla çözdük .
alacart rezervasyonuna hiç fırsatımız olmadı
içtiğim en güzel capicinolar ordaydı
bir de 10-15 çeşit bitki çayı ve ıceslah vardı ki her ikisi de hem çocukalr hemde biz mutlu etti.otelin çok yakınında bir nehir vardı denizle birleşen .ve pekçok ve pek büyük yengeçler...akşamüstü yengeç avı seasnları düzenledik .
belek beach de anne baba mısra
muna da anne baba mısra ,anne baba ece
lara beach de mısra can ve ece şeklinde en uuzn oyun grubu tatilimiz yaptık
papillon muna:side de bulunan bu otelde beğendiğimiz oteller arasında idi .papillonun 3 oteli var diğerlerini görme şansımız olmadı. kumsal çok güzel kum idi ,deniz yıldızı bile topladık.öğle sonu dalga oluyordu.otelde önde bungalovlar var 2 şer katlı ,biz alt katta kaldık ,kapılarda sineklikler vardı ,otel odaları eski ama kullanışlı idi.banyoda sadece duş yeri olamsı hariç odadan yana sıkıntımız olmadı.safeler ücretsizdi.sevdiğim şeyler ;
*hergün günün bir kokteyli vardı ,benim gibi bira içmeyi sevmeyenler için keyifli ve özenli idi.
*mutfağı çok güzeldi ,yemek çeşidi çok çok iyi idi.
*alacart balık,deniz kıyısında beach barda yapılıyordu denize nasıl ,kumsal ayaklarının altında ,ve dilediğiniz her balık mezesi ahtapot yengeç kalamar vb...ve balık .güzel bir alacartı vardı ayrca da canlı müzik oluyordu ,servis şık idi.
*kumsalı çok güzeldi,deniz 50 mt kadar falan hep 40-50 cm di.çocukların denize alışması için çok idealdi.
*çocuk havuzu küçük idi.kaydırak yoktu.mini clup çalışmaları güzeldi ama ağırlıklı yabancı çocuklara hitap ediyordu .
*servis güzeldi
sonuç ;dört yıldızlı otele beşyıldız para verdik ama keyifli ve temiz bir 4 gün geçirdik .
lara beach :lara'da kervansaray ,concart vb otellerinin yanında bir otel. 5 yıldızlı.oldukça büyük bir oteldi çocuk havuzu kocamandı ,bir kısmında fil şekilinde küçük kaydırak diğer kısmında çocuklara küçük aquapark vardı .otel boyu heryer havuzdu arada köprüler minik adacıklar vardı ,sutopu havuzu ayrı idi.deniz çabuk derinleşiyordu,ama mkemmel bir iskelesi vardı ve iskelede akşamları açıkhava sineması oynuyordu ,içkinizi kocaman mindeler üzeridne yudumlarken seyredebiliyordunuz filmi.mutfağı mükemmeldi.çeşit çok çok boldu ,dil ciğer haşlanmış mısır midye dolma döner ....
çocuk klubu güzeldi ,mini disco güzeldi.çocuklar çok eğlendiler ,
en büyük sıkıntı sivrisineklerdi onu da bantlarla çözdük .
alacart rezervasyonuna hiç fırsatımız olmadı
içtiğim en güzel capicinolar ordaydı
bir de 10-15 çeşit bitki çayı ve ıceslah vardı ki her ikisi de hem çocukalr hemde biz mutlu etti.otelin çok yakınında bir nehir vardı denizle birleşen .ve pekçok ve pek büyük yengeçler...akşamüstü yengeç avı seasnları düzenledik .
belek beach de anne baba mısra
muna da anne baba mısra ,anne baba ece
lara beach de mısra can ve ece şeklinde en uuzn oyun grubu tatilimiz yaptık
badem -bademcik
mısra ile kelime oyunları çok oynadık tatilde
l ile başlayan kelime
a ile başlayan hayvan vb....
dile karşı ilgisi var seviyor sorulu cevaplı oyunları
benim de işime geliyor bu oyunlar her yerde herzaman oynanabiliyor çünkü...
mesela ben kö ööö-köpek diyorum
o da kööö-köfte diyor gibi
2. oyunumuz da kelime türetmek
simit -simitçi
gözlük-gözlükçü gibi
cmt gecesi bir arkadaşa gittik köpeği var adı 'badem '
bir ara kız hastalığından bademciklerinin şiştiğinden bahsederken msıra konuya atladı
anne badem -bademcik oluyor bak diye ....
dikkat çok hoşuma gitti paylaşayım dedim
l ile başlayan kelime
a ile başlayan hayvan vb....
dile karşı ilgisi var seviyor sorulu cevaplı oyunları
benim de işime geliyor bu oyunlar her yerde herzaman oynanabiliyor çünkü...
mesela ben kö ööö-köpek diyorum
o da kööö-köfte diyor gibi
2. oyunumuz da kelime türetmek
simit -simitçi
gözlük-gözlükçü gibi
cmt gecesi bir arkadaşa gittik köpeği var adı 'badem '
bir ara kız hastalığından bademciklerinin şiştiğinden bahsederken msıra konuya atladı
anne badem -bademcik oluyor bak diye ....
dikkat çok hoşuma gitti paylaşayım dedim
25 August 2006
annelik güdüsü
karşıdan karşıay geçerken 2 kere dikkat ediyorum ya bana birşey olursa kızıma ne olur diye
veya geceleri dibine vurup alkolün sabahlara kadar şiir okuyamıyorum mısra sabah uyandığında yumurtasını kim kırar diye
kendime 50 mioluk bluz alırken kırk kere düşünen ben mısraya el kadar oyuncağa ne apralar veriyorum
tüm haftasonumu attır ,havuzdur ,oyun parkıdır ,hiç olmadı mısranın oyun arkadaşlarının ağırlanmasıdır tamamen çocuğa yönelik planlıyorum
atlı atlet istedi diye 40 derece sıcakta pazarlarda turluyorum (ama azmin zaferi sonunda buluyorum)
bir lokma az yese içimin yağları eriyor ve ya birinin ona kaş çattığıın görsem
bu bana özgü değil sadece tüm anneler böyle
bu annelik nasıl bir duygudur nasıl bir hormondur
veya geceleri dibine vurup alkolün sabahlara kadar şiir okuyamıyorum mısra sabah uyandığında yumurtasını kim kırar diye
kendime 50 mioluk bluz alırken kırk kere düşünen ben mısraya el kadar oyuncağa ne apralar veriyorum
tüm haftasonumu attır ,havuzdur ,oyun parkıdır ,hiç olmadı mısranın oyun arkadaşlarının ağırlanmasıdır tamamen çocuğa yönelik planlıyorum
atlı atlet istedi diye 40 derece sıcakta pazarlarda turluyorum (ama azmin zaferi sonunda buluyorum)
bir lokma az yese içimin yağları eriyor ve ya birinin ona kaş çattığıın görsem
bu bana özgü değil sadece tüm anneler böyle
bu annelik nasıl bir duygudur nasıl bir hormondur
15 August 2006
domestic haftasonu
cmt sabah mısra ile kontrole gittik
ateşi vardı :(
peditusa başladık pazar günü burnu aktı ve bugün iyi
böyle devam edecek kreş boyu
hastaneden sonra ;hala kızı ile buluşup kızılaya gittik mısra neverlanda gitti ben gürellere...
o kitap aldı bol bol ben de kıyafet ,neverlanda kök yayıncılığın tiyatro serisini gördüm bir tanesini aldım ,cd de tiyatro ,daha izlemedik izleyince anlatırım görüşlerimi ama açıkcası
sonra metropolde oturduk ,tenedosta oturduk kıızm büyüse de otursak buralarda dedim içimden
metropolde bir kız msırayı nanik yaparak taciz etti uzun süre ,mısra ne sonunda patladı LANET OLSUN diye bağırdı ,çok komikti
sonra beraber beğendiğe gittik mısra beğenik'i çok seviyor tüm reyonlar var ve küçük
birsürü kalem kitap aldı oyuncak seçti bu arada nurteni gördük fıstık gibi olmuştu amerika meselesi yaramış arkadaşıma
kendime bir sürü cd aldım ilk kez ,timur selçuk ,selda bağcan,nazan öncel ,mor ve ötesi ,bülent ortaçgil ,yeni türkü (toplu cdleri ) (ne kadar eski kafalıyım ya )
beğendikte epey dolandık ,hemen her reyondan birşey aldık
ekmek ,parfüm ,kaplumbağa ...
sonra pazara gidip köyümde kış hazırlıkları alışverişi yaptık
bilginiz olsun diye ;
bir kasa domates -10 mio (23 ila 27 kilo arası geliyor)
barbunya 1.5 mio
biber 500-750-1.000
dolmalık biber- kırmızı biber 1.000
soğan 4 kilo 2 mio
***
pazardan kilolarca aldığım soğan domates ve biberle bol gözyaşı dolu bir pazar geçirdim cmt gecesi 2 ye pazar günü 10 a kadar mutfakta çalıştım
sonuçta deepferezi doldurdum
haşlanmış nohut
haşlanmış kurufasulye
taze barbunya
bamya
fasulye
soğan domates biberli yemek harcı
domates biber kırmızı biber ile menemen harcı
geçen yıl teyzem yapmıştı ;bu yıl o izinde işler başıma kaldı
arada mısra dedesi halası ve babası ile düğüne gitti ben de anneanemle oturdum bira içtim ona fanta koydum
dertleştim ağladım yorgunluğumu anlattım
anlamıyor ya ;güldü ;öptü;allah sana güzel gelsin dedi....
vay be
bana tüm çocukluk gecelerimde usul usul masal anlatan anneanem masal oldu ...
pek ağladık pek sohbet ettik ..
haftasonunn en iyi zamanı bu idi
belki de bu yazın en iyi zamanı idi ....
ateşi vardı :(
peditusa başladık pazar günü burnu aktı ve bugün iyi
böyle devam edecek kreş boyu
hastaneden sonra ;hala kızı ile buluşup kızılaya gittik mısra neverlanda gitti ben gürellere...
o kitap aldı bol bol ben de kıyafet ,neverlanda kök yayıncılığın tiyatro serisini gördüm bir tanesini aldım ,cd de tiyatro ,daha izlemedik izleyince anlatırım görüşlerimi ama açıkcası
sonra metropolde oturduk ,tenedosta oturduk kıızm büyüse de otursak buralarda dedim içimden
metropolde bir kız msırayı nanik yaparak taciz etti uzun süre ,mısra ne sonunda patladı LANET OLSUN diye bağırdı ,çok komikti
sonra beraber beğendiğe gittik mısra beğenik'i çok seviyor tüm reyonlar var ve küçük
birsürü kalem kitap aldı oyuncak seçti bu arada nurteni gördük fıstık gibi olmuştu amerika meselesi yaramış arkadaşıma
kendime bir sürü cd aldım ilk kez ,timur selçuk ,selda bağcan,nazan öncel ,mor ve ötesi ,bülent ortaçgil ,yeni türkü (toplu cdleri ) (ne kadar eski kafalıyım ya )
beğendikte epey dolandık ,hemen her reyondan birşey aldık
ekmek ,parfüm ,kaplumbağa ...
sonra pazara gidip köyümde kış hazırlıkları alışverişi yaptık
bilginiz olsun diye ;
bir kasa domates -10 mio (23 ila 27 kilo arası geliyor)
barbunya 1.5 mio
biber 500-750-1.000
dolmalık biber- kırmızı biber 1.000
soğan 4 kilo 2 mio
***
pazardan kilolarca aldığım soğan domates ve biberle bol gözyaşı dolu bir pazar geçirdim cmt gecesi 2 ye pazar günü 10 a kadar mutfakta çalıştım
sonuçta deepferezi doldurdum
haşlanmış nohut
haşlanmış kurufasulye
taze barbunya
bamya
fasulye
soğan domates biberli yemek harcı
domates biber kırmızı biber ile menemen harcı
geçen yıl teyzem yapmıştı ;bu yıl o izinde işler başıma kaldı
arada mısra dedesi halası ve babası ile düğüne gitti ben de anneanemle oturdum bira içtim ona fanta koydum
dertleştim ağladım yorgunluğumu anlattım
anlamıyor ya ;güldü ;öptü;allah sana güzel gelsin dedi....
vay be
bana tüm çocukluk gecelerimde usul usul masal anlatan anneanem masal oldu ...
pek ağladık pek sohbet ettik ..
haftasonunn en iyi zamanı bu idi
belki de bu yazın en iyi zamanı idi ....
nefret ettim pembeden
mısra ile sabahları en büyük mücadelemiz ;
her sabah pembe birşeyler giyip gitmek istiyor okula ve kavga çıkıyor milyonlarca para vermişim rengarenk gardolap yapmışım ve hanımefendi sadece pembe giymek istiyor
bu da beni delirtiyor
sabah duş alıp evden çıkıyoruz o da duş alma istiyor
sanki kız çocuk doğurmadım kendime kuma aldım
bu sabah çok kavga ettik arabadan indiğimde bana el sallamadı
çok üzüldüm
hala da aklımda el sallamaması
ama sabah bizim gibi hızlı hazırlanıp giyinip çıkmak durumda
ama o ;
toka kelebekli olsun
kilot ayılı olsun
elbise pembe olsun
vır vır vır ...
ben de sabaharı sanırım biraz huysuz kalkıyorum
hoşgörülü olayım diyorum ama beceremiyorum
kıyafetrlerini akşamdan hazılrıyoruz genelde
hep pembe hep pembe başka renk görmek istemiyor
çocuğa bağırıp çağırınca da ben üzülüyorum ,okula mutsuz gidiyor
of ya
dün gece bana sen kötü annesin dedi
belki de doğrudur annelik bana göre değildir
bilemiyorum
her sabah pembe birşeyler giyip gitmek istiyor okula ve kavga çıkıyor milyonlarca para vermişim rengarenk gardolap yapmışım ve hanımefendi sadece pembe giymek istiyor
bu da beni delirtiyor
sabah duş alıp evden çıkıyoruz o da duş alma istiyor
sanki kız çocuk doğurmadım kendime kuma aldım
bu sabah çok kavga ettik arabadan indiğimde bana el sallamadı
çok üzüldüm
hala da aklımda el sallamaması
ama sabah bizim gibi hızlı hazırlanıp giyinip çıkmak durumda
ama o ;
toka kelebekli olsun
kilot ayılı olsun
elbise pembe olsun
vır vır vır ...
ben de sabaharı sanırım biraz huysuz kalkıyorum
hoşgörülü olayım diyorum ama beceremiyorum
kıyafetrlerini akşamdan hazılrıyoruz genelde
hep pembe hep pembe başka renk görmek istemiyor
çocuğa bağırıp çağırınca da ben üzülüyorum ,okula mutsuz gidiyor
of ya
dün gece bana sen kötü annesin dedi
belki de doğrudur annelik bana göre değildir
bilemiyorum
nefret ettim pembeden
mısra ile sabahları en büyük mücadelemiz ;
her sabah pembe birşeyler giyip gitmek istiyor okula ve kavga çıkıyor milyonlarca para vermişim rengarenk gardolap yapmışım ve hanımefendi sadece pembe giymek istiyor
bu da beni delirtiyor
sabah duş alıp evden çıkıyoruz o da duş alma istiyor
sanki kız çocuk doğurmadım kendime kuma aldım
bu sabah çok kavga ettik arabadan indiğimde bana el sallamadı
çok üzüldüm
hala da aklımda el sallamaması
ama sabah bizim gibi hızlı hazırlanıp giyinip çıkmak durumda
ama o ;
toka kelebekli olsun
kilot ayılı olsun
elbise pembe olsun
vır vır vır ...
ben de sabaharı sanırım biraz huysuz kalkıyorum
hoşgörülü olayım diyorum ama beceremiyorum
kıyafetrlerini akşamdan hazılrıyoruz genelde
hep pembe hep pembe başka renk görmek istemiyor
çocuğa bağırıp çağırınca da ben üzülüyorum ,okula mutsuz gidiyor
of ya
dün gece bana sen kötü annesin dedi
belki de doğrudur annelik bana göre değildir
bilemiyorum
her sabah pembe birşeyler giyip gitmek istiyor okula ve kavga çıkıyor milyonlarca para vermişim rengarenk gardolap yapmışım ve hanımefendi sadece pembe giymek istiyor
bu da beni delirtiyor
sabah duş alıp evden çıkıyoruz o da duş alma istiyor
sanki kız çocuk doğurmadım kendime kuma aldım
bu sabah çok kavga ettik arabadan indiğimde bana el sallamadı
çok üzüldüm
hala da aklımda el sallamaması
ama sabah bizim gibi hızlı hazırlanıp giyinip çıkmak durumda
ama o ;
toka kelebekli olsun
kilot ayılı olsun
elbise pembe olsun
vır vır vır ...
ben de sabaharı sanırım biraz huysuz kalkıyorum
hoşgörülü olayım diyorum ama beceremiyorum
kıyafetrlerini akşamdan hazılrıyoruz genelde
hep pembe hep pembe başka renk görmek istemiyor
çocuğa bağırıp çağırınca da ben üzülüyorum ,okula mutsuz gidiyor
of ya
dün gece bana sen kötü annesin dedi
belki de doğrudur annelik bana göre değildir
bilemiyorum
26 July 2006
babasız ilk gece
sabri ve mısra ilkez ayrı kaldılar
geceyi kızımla terasta oturarak geçirdim
parkta konser vardı
rüzgara rağmen sarıldık sarmalandık kucak kucağa şarkı söylerken uyuyakaldı ..
şarkıların nakaratlarını beraber söyledik çok güzeldi
yıldız saydık gökyüzünde
gece onunla yattım odasında
ben yalnız yatmaya korkarım :(
kapının arkasına oyuncaklarını falan yığdım mısranın ...
gece boyu ışık yandı beni de uyku tutmadı
sabah o da erkenden uyandı
bak güneş gelmiş kalk artık diye beni de uyandırdı
beraber banyo yaptık
ve başladı ağlamaya gitme işe diye
bizim de aynı hikaye başladı
bak canın annnesi de işe gidiyor
ecenin annesi de
oğuzun annesi de
sadece tt ni annesi gitmiyor o da hasta çünkü...
falan falan çok ağladı
sonra kreşe götür beni diye ağladı
işe geç kaldım sonuçta
geceyi kızımla terasta oturarak geçirdim
parkta konser vardı
rüzgara rağmen sarıldık sarmalandık kucak kucağa şarkı söylerken uyuyakaldı ..
şarkıların nakaratlarını beraber söyledik çok güzeldi
yıldız saydık gökyüzünde
gece onunla yattım odasında
ben yalnız yatmaya korkarım :(
kapının arkasına oyuncaklarını falan yığdım mısranın ...
gece boyu ışık yandı beni de uyku tutmadı
sabah o da erkenden uyandı
bak güneş gelmiş kalk artık diye beni de uyandırdı
beraber banyo yaptık
ve başladı ağlamaya gitme işe diye
bizim de aynı hikaye başladı
bak canın annnesi de işe gidiyor
ecenin annesi de
oğuzun annesi de
sadece tt ni annesi gitmiyor o da hasta çünkü...
falan falan çok ağladı
sonra kreşe götür beni diye ağladı
işe geç kaldım sonuçta
sıkıntı sıkıntı sıkıntı
hep görüp yaşayacaklarımız var diye düşünürüm
illaki sıkıntılar bunalımlar olucak
yaşadığım en kötü dönemlerden biri
üzerimde çok baskı va hre açıdan ve herzamandan çok
bir de 2002 mart ayında böylesi dibe vurmuştum
illaki sıkıntılar bunalımlar olucak
yaşadığım en kötü dönemlerden biri
üzerimde çok baskı va hre açıdan ve herzamandan çok
bir de 2002 mart ayında böylesi dibe vurmuştum
17 July 2006
dedemi özledim
dedem öleli 9 yıl oldu
bugün çok özledim
ankaradan bursaya taşınmıştık orda arsamız vardı ev yaptırırken başında duralım diye geldik ...
benim okuluma yakın bir ev aradık
ev ararken bir bodrum katı bulduk okuluma en yakın ev
sobalı bir bodrum kat
ev 7-8 ayda bitecek hemen yeni evimize gececeğiz
annemler teyzemler de gelecek
herkes muhalefet etti bodrumda oturmamıza
benim keyfim yerinde ...önü bahçeli çiçek dikerim sularım diye düşünüyorum hep
neyse eve taşınıldı
ben okula başladım (orta 2 )
*** dedem nerden aklıma geldi ,bir lafı vardı
'muvakkat bir zaman için 'derdi
o bodruma taşındık
evimiz yapıalmadı müteahhit bizi dolandırdı derken sanırım ben üniversiteye başladığımda ev bitmişti anca ben hiç oturamadım
o muvakkat zaman hiç bitmedi ama bize hep güç verdi
***
yorgunum dede
bitmeyen bir muvakkat zaman var yine önümde
keşke burda olsaydın
bugün çok özledim
ankaradan bursaya taşınmıştık orda arsamız vardı ev yaptırırken başında duralım diye geldik ...
benim okuluma yakın bir ev aradık
ev ararken bir bodrum katı bulduk okuluma en yakın ev
sobalı bir bodrum kat
ev 7-8 ayda bitecek hemen yeni evimize gececeğiz
annemler teyzemler de gelecek
herkes muhalefet etti bodrumda oturmamıza
benim keyfim yerinde ...önü bahçeli çiçek dikerim sularım diye düşünüyorum hep
neyse eve taşınıldı
ben okula başladım (orta 2 )
*** dedem nerden aklıma geldi ,bir lafı vardı
'muvakkat bir zaman için 'derdi
o bodruma taşındık
evimiz yapıalmadı müteahhit bizi dolandırdı derken sanırım ben üniversiteye başladığımda ev bitmişti anca ben hiç oturamadım
o muvakkat zaman hiç bitmedi ama bize hep güç verdi
***
yorgunum dede
bitmeyen bir muvakkat zaman var yine önümde
keşke burda olsaydın
12 July 2006
sultana veda
VEDA MEKTUBUMUZ
Sevgili Sultan
Güzel Kızım
Kızımın Yarıannesi ,en iyi dostu ,en iyi arkadaşı
İşte zaman geldi yollarımız ayrılıyor
İyi kötü şeyler yaşadık yaşattık
Yaptığın pekçok şey için teşekkür ederim sana .Kızımı üç yaşına getirdin öncelikle daha ne olsun ...Mutlu bir kızım oldu
Sen benim yıkılmaz kalemdin ...
Sen olmasan anneanemle bu sayılı günleri geçiremezdim ,insanın kız evladı için büyüyünce neler hisseder ,nasıl endişelenir bilemezdim. İyi anılarla ayrılalım isterim iyiliklerle ...
Benim hayatımda ‘o dedi bu dedi ‘diye düşünecek araştıracak kadar vaktim yok ...Kim ne derse desin senin yerin hep belli. Değer verdiğim 2 şey var Anneane ve kızım .Herikisi için de bana çok yardımcı oldun Alllah senden razı olsun .Bazı yersiz hareketlerin beni üzen kıran şeyler olmadı değil . Onu da gençliğine veriyorum ne yapalım .Elbet ben de seni kırmışımdır üzmüşümdür . Hakkını helal et.
Sana dürüst olduğun sürece kapım herzaman açık olacaktır. Çok iyiniyetlisin ve bu da insanlar tarafından kullanılmaya çok açık. Nolur alet olma hiçbir kimseye . Küçük yalanlar hep bir büyüğünü doğurur en sonunda sen bile hangisi doğru hangisi yalan karıştırırsın .
Allah yolunu açık etsin .Yapma dediğim halde yaptığın ne varsa yaşadığımı sen de yaşa anlarsın üzüntümü sıkıntımı. Sen gideceksin kolum kanadım eksik kalacak .Evim kızım sahipsiz ablasız kalacak .Mısra seni çok özleyecek Evimizde bir yerin her zaman olacak . Hakkını yiyemem çok emeğin var Mısra’da ...Ve anneanemin sayılı son günlerinde yanımda olmasında ...Hem kızımın hem anneanemin altını değiştirdin yani...Allah razı olsun .Hem anneanemin hem benim dualarımı aldın hep ...
Artık evlenme yuva kurma yaşın geldi. Evimden telli duvaklı gelin edecektim seni ama kısmet değilmiş.Umarım ağzının tadı sevgin saygın bozulmadan yuvanı kurarsın ve beni çok ama çok anarsın uyardığım şeylerde ‘Pelin abla dediydi’ dersin .Ev geçindirme telaşı olunca gelen telefon faturası ,çürüyen domates ,atılan yemek, çamaşır suyu olan takımlar neler hissettirir insana anlarsın
Daha güzel olmasını isterdim olmayınca olmuyor demek sakındığın göze diken batıyor ...
Anneanemin bakımı konusunda desteğinle gerçekten olgunluk gösterdin ...
Kızıma,evimize sosise bile büyük özveri ile sevgi ile baktın ...
Biz seni çok sevdik çok özleyeceğiz ...Sana bu süre zarfında bazı şeyleri öğretmeye çalıştım ,senden de şey öğrendim ...Kızıma tüm ilklerini sen öğrettin uykusuz gecelerin oldu bir lokme yesin diye kaç kez gözyaşı döktün Konuşması yürümesi çişini yapması hep hep seninle oldu . Çok özel çok dost bir kızsın sen .Bahtın hep açık olsun
Sensiz çok zor gececek günlerimiz .Herşey özellikle mısra için çok zor olucak
Bana ‘biz köle değiliz’ diye bağırıyorsun .Sana ne zaman böyle davrandık ki. Sen bize annen babandan emanetsin .Elkapısında bilmediğin insanlarla yaşamak durumunda çalışıp evini geçindirmek durumdasın .Benim mısrayı senle bırakıp gitmemle ,annenin seni bana bırakması arasında fark var mı ? Yok ...
Senlen ben olsaydık sadece konu zaten sorunumuz da olmazdı gez toz hayatını yaşa isterdim .Ama sorumluyum babana karşı beni biraz da geren bu oldu açıkcası .Bir yanlış adım atarsın hesabı benden sorulur .Üzülürüm .
Tek üzüntüm bana kapanman oldu .Senle ilgili bazı gerçekleri başkalarından öğrenmem oldu. Bana güvenmeyip başkalarına güvenmen oldu .Bunu haketmemiştik .Tüm bunları farkettiğimiz gece sabri ile sabaha kadar uyuyamadık . Kızımızdan böyle bir tavır görsek ancak bu kadar üzülürdük.Senin özel hayatın bizi ilgilendirmez haklısın .Öğrenmek istemem merakımdan değildi Aman zarar gelmesin yanlış yapmasın diye idi. Ben de bütün arkadaşlarım da seni hep sevdik :İyiliğini iyi olmanı istedik .Hayat öyle kötü ki .Kimden ne göreceğini bilemiyorsun . Seni kızımından ayrı tutmadığım içinidir korumacı davranmamız. Ailemizden biri gibi gördük ve davrandık .Sen de bir ana kuzususun sana kızıp bağırdığımda ne kadar üzülüyorum biliyor musun ? İçim parçalanıyor. Ama demesem uyarmasam olmaz Kocama da kızıma da sana hep içimden geldiği gibi davrandım. Pekçok özel şeyi paylaştım senle .Kızım gibi kardeşim gibisin ...Hayat mücadelemde hep yanımdaydın derdime ortak oldun hep yanlızlığıma yoldaş oldun ...Annem hastalandı ikiletmeden geldin ,anneanem hastalandı başında bekledin .Her dar zamanımızda yanımdaydın.Sen de ailen de hep destek olmaya çalıştınız ve olduğunuz da elinizden geldiği kadar .Benim yokluğumda anne gibi taşıdın kızımı gölbaşında halanın evinde .
Ben de senin hayatını kolaylaştırmaya , güzelleştirmeye çalıştım hep. Seni mutlu görmek istedim ,küçücük yaşın kocaman kalbinle hakkettiğin hayatı sür istedim ,imkanım ne ise elimden geleni yapmaya çalıştım .Millet cafelerde bahçelerde gezerken sen bir çocuğun sorumluluğunu aldım.Millet ana baba parası ile barlardan çıkmazken sen evini geçindirdin aileni sırtlandın.
Bir derdin tasan olduğunda ,canın sıkıldığında hep yanında olacağım herzaman seninle olacağım Senin herzaman Pelin Ablan Sabri Abin olacak .Mutsuz olduğun anlarda mısranın sana canım ablam deyişini hatırla .Bunu böyle bil .Sen bizim her zaman SULTANımız olacaksın Dualarımızda hep olacaksın .Yine sabahlara kadar oturup sohbet edeceğiz yine ağlayıp güleceğiz
Benim kızım ,Mısranın ablasısın yolun açık olsun ...Allah hep iyilerle karşılaştırsın ...
ABİNDEN ;
Pelin sana soylenecek seyleri sadece bu mektup da degil bu mektupdan once de gerek sozlu gerek yazili defaten zaten soyledi. Bana aslına bakarsan pek soyleyecek bir sey kalmadi. Ve tum bunlari gercekten de kizimizi anne gibi besledigin icin,gordugun icin ve onu kendin gibi GULEC YUZLU buyuttugun icin biz de sana kizimiz gibi davranmaya calistik. COK COK TESEKUR EDERIZ HERSEY ICIN.
Söylenecek cok sey var ancak zaman yokiste.. Kısa tutmaya calisacagim.
DOSTLAR ACI SOYLER SOYLEDIKLERMIZ SENI COK INCITTI ZAMAN ZaMAN .
istesek SOYLEMEDEN DE EDEMEZ MIYDIK? EDEBILIRDIK GAYET. Ama bunu sadece bizin icin ozel olmayan biri icin yapardik.
Sultan sunu cok iyi bil ki hayat devam ediyor ve cok gencsin.
Umarim hayatinda seni Ozel olarak dusunen insanlarla ve ARKADASLARLA karsilasirsin da ( bunu nasil sececegin de daha cok sana bagli) pek fazla hayal kirikligi ve uzuntu yasamazsin.
Su satirlari okurken bizim de agladimizi goz onune getir ( agliyorum icim burkularak ) .
Bu ozellikle ben de cok zor olan birsey.
Umarim sana bir abi gibi davranabildim. Olduysa bir kusurum once Allah sonra sen affet.
Bizi zaten defaten anacagini bildigim icin ‘UNUTMA BIZI’ demeyecegim.
Abin 12,07,2006 (772 gündür beraberiz )
Bir Veda Havası
Bütün alışkanlıklardan öteye
Doymadım inan kanmadım sevgine
Korkulu geceleri sayar gibi
Birden bire bir yıldız kayar gibi
Ellerim kurtulacak ellerinden
Bir kuru dal ağaçtan kopar gibi
Sen bir suydun sen bir ilaçtın
Hoşçakal iki gözüm hoşçakal
Bu incecik bir veda havasıdır
Parmak uçlarına değen sıcaklık
İncinen bir hayatın yarasıdır
Kalacak tüm izlerin hayatımda
Gözümden bir damla yaş aktığında
Bir yer bulabilsem seni hatırlatmayan
Seninle bir bütün olabilirdik
Hoşçakal iki gözüm hoşçakal
Yusuf Hayaloğlu
Sevgili Sultan
Güzel Kızım
Kızımın Yarıannesi ,en iyi dostu ,en iyi arkadaşı
İşte zaman geldi yollarımız ayrılıyor
İyi kötü şeyler yaşadık yaşattık
Yaptığın pekçok şey için teşekkür ederim sana .Kızımı üç yaşına getirdin öncelikle daha ne olsun ...Mutlu bir kızım oldu
Sen benim yıkılmaz kalemdin ...
Sen olmasan anneanemle bu sayılı günleri geçiremezdim ,insanın kız evladı için büyüyünce neler hisseder ,nasıl endişelenir bilemezdim. İyi anılarla ayrılalım isterim iyiliklerle ...
Benim hayatımda ‘o dedi bu dedi ‘diye düşünecek araştıracak kadar vaktim yok ...Kim ne derse desin senin yerin hep belli. Değer verdiğim 2 şey var Anneane ve kızım .Herikisi için de bana çok yardımcı oldun Alllah senden razı olsun .Bazı yersiz hareketlerin beni üzen kıran şeyler olmadı değil . Onu da gençliğine veriyorum ne yapalım .Elbet ben de seni kırmışımdır üzmüşümdür . Hakkını helal et.
Sana dürüst olduğun sürece kapım herzaman açık olacaktır. Çok iyiniyetlisin ve bu da insanlar tarafından kullanılmaya çok açık. Nolur alet olma hiçbir kimseye . Küçük yalanlar hep bir büyüğünü doğurur en sonunda sen bile hangisi doğru hangisi yalan karıştırırsın .
Allah yolunu açık etsin .Yapma dediğim halde yaptığın ne varsa yaşadığımı sen de yaşa anlarsın üzüntümü sıkıntımı. Sen gideceksin kolum kanadım eksik kalacak .Evim kızım sahipsiz ablasız kalacak .Mısra seni çok özleyecek Evimizde bir yerin her zaman olacak . Hakkını yiyemem çok emeğin var Mısra’da ...Ve anneanemin sayılı son günlerinde yanımda olmasında ...Hem kızımın hem anneanemin altını değiştirdin yani...Allah razı olsun .Hem anneanemin hem benim dualarımı aldın hep ...
Artık evlenme yuva kurma yaşın geldi. Evimden telli duvaklı gelin edecektim seni ama kısmet değilmiş.Umarım ağzının tadı sevgin saygın bozulmadan yuvanı kurarsın ve beni çok ama çok anarsın uyardığım şeylerde ‘Pelin abla dediydi’ dersin .Ev geçindirme telaşı olunca gelen telefon faturası ,çürüyen domates ,atılan yemek, çamaşır suyu olan takımlar neler hissettirir insana anlarsın
Daha güzel olmasını isterdim olmayınca olmuyor demek sakındığın göze diken batıyor ...
Anneanemin bakımı konusunda desteğinle gerçekten olgunluk gösterdin ...
Kızıma,evimize sosise bile büyük özveri ile sevgi ile baktın ...
Biz seni çok sevdik çok özleyeceğiz ...Sana bu süre zarfında bazı şeyleri öğretmeye çalıştım ,senden de şey öğrendim ...Kızıma tüm ilklerini sen öğrettin uykusuz gecelerin oldu bir lokme yesin diye kaç kez gözyaşı döktün Konuşması yürümesi çişini yapması hep hep seninle oldu . Çok özel çok dost bir kızsın sen .Bahtın hep açık olsun
Sensiz çok zor gececek günlerimiz .Herşey özellikle mısra için çok zor olucak
Bana ‘biz köle değiliz’ diye bağırıyorsun .Sana ne zaman böyle davrandık ki. Sen bize annen babandan emanetsin .Elkapısında bilmediğin insanlarla yaşamak durumunda çalışıp evini geçindirmek durumdasın .Benim mısrayı senle bırakıp gitmemle ,annenin seni bana bırakması arasında fark var mı ? Yok ...
Senlen ben olsaydık sadece konu zaten sorunumuz da olmazdı gez toz hayatını yaşa isterdim .Ama sorumluyum babana karşı beni biraz da geren bu oldu açıkcası .Bir yanlış adım atarsın hesabı benden sorulur .Üzülürüm .
Tek üzüntüm bana kapanman oldu .Senle ilgili bazı gerçekleri başkalarından öğrenmem oldu. Bana güvenmeyip başkalarına güvenmen oldu .Bunu haketmemiştik .Tüm bunları farkettiğimiz gece sabri ile sabaha kadar uyuyamadık . Kızımızdan böyle bir tavır görsek ancak bu kadar üzülürdük.Senin özel hayatın bizi ilgilendirmez haklısın .Öğrenmek istemem merakımdan değildi Aman zarar gelmesin yanlış yapmasın diye idi. Ben de bütün arkadaşlarım da seni hep sevdik :İyiliğini iyi olmanı istedik .Hayat öyle kötü ki .Kimden ne göreceğini bilemiyorsun . Seni kızımından ayrı tutmadığım içinidir korumacı davranmamız. Ailemizden biri gibi gördük ve davrandık .Sen de bir ana kuzususun sana kızıp bağırdığımda ne kadar üzülüyorum biliyor musun ? İçim parçalanıyor. Ama demesem uyarmasam olmaz Kocama da kızıma da sana hep içimden geldiği gibi davrandım. Pekçok özel şeyi paylaştım senle .Kızım gibi kardeşim gibisin ...Hayat mücadelemde hep yanımdaydın derdime ortak oldun hep yanlızlığıma yoldaş oldun ...Annem hastalandı ikiletmeden geldin ,anneanem hastalandı başında bekledin .Her dar zamanımızda yanımdaydın.Sen de ailen de hep destek olmaya çalıştınız ve olduğunuz da elinizden geldiği kadar .Benim yokluğumda anne gibi taşıdın kızımı gölbaşında halanın evinde .
Ben de senin hayatını kolaylaştırmaya , güzelleştirmeye çalıştım hep. Seni mutlu görmek istedim ,küçücük yaşın kocaman kalbinle hakkettiğin hayatı sür istedim ,imkanım ne ise elimden geleni yapmaya çalıştım .Millet cafelerde bahçelerde gezerken sen bir çocuğun sorumluluğunu aldım.Millet ana baba parası ile barlardan çıkmazken sen evini geçindirdin aileni sırtlandın.
Bir derdin tasan olduğunda ,canın sıkıldığında hep yanında olacağım herzaman seninle olacağım Senin herzaman Pelin Ablan Sabri Abin olacak .Mutsuz olduğun anlarda mısranın sana canım ablam deyişini hatırla .Bunu böyle bil .Sen bizim her zaman SULTANımız olacaksın Dualarımızda hep olacaksın .Yine sabahlara kadar oturup sohbet edeceğiz yine ağlayıp güleceğiz
Benim kızım ,Mısranın ablasısın yolun açık olsun ...Allah hep iyilerle karşılaştırsın ...
ABİNDEN ;
Pelin sana soylenecek seyleri sadece bu mektup da degil bu mektupdan once de gerek sozlu gerek yazili defaten zaten soyledi. Bana aslına bakarsan pek soyleyecek bir sey kalmadi. Ve tum bunlari gercekten de kizimizi anne gibi besledigin icin,gordugun icin ve onu kendin gibi GULEC YUZLU buyuttugun icin biz de sana kizimiz gibi davranmaya calistik. COK COK TESEKUR EDERIZ HERSEY ICIN.
Söylenecek cok sey var ancak zaman yokiste.. Kısa tutmaya calisacagim.
DOSTLAR ACI SOYLER SOYLEDIKLERMIZ SENI COK INCITTI ZAMAN ZaMAN .
istesek SOYLEMEDEN DE EDEMEZ MIYDIK? EDEBILIRDIK GAYET. Ama bunu sadece bizin icin ozel olmayan biri icin yapardik.
Sultan sunu cok iyi bil ki hayat devam ediyor ve cok gencsin.
Umarim hayatinda seni Ozel olarak dusunen insanlarla ve ARKADASLARLA karsilasirsin da ( bunu nasil sececegin de daha cok sana bagli) pek fazla hayal kirikligi ve uzuntu yasamazsin.
Su satirlari okurken bizim de agladimizi goz onune getir ( agliyorum icim burkularak ) .
Bu ozellikle ben de cok zor olan birsey.
Umarim sana bir abi gibi davranabildim. Olduysa bir kusurum once Allah sonra sen affet.
Bizi zaten defaten anacagini bildigim icin ‘UNUTMA BIZI’ demeyecegim.
Abin 12,07,2006 (772 gündür beraberiz )
Bir Veda Havası
Bütün alışkanlıklardan öteye
Doymadım inan kanmadım sevgine
Korkulu geceleri sayar gibi
Birden bire bir yıldız kayar gibi
Ellerim kurtulacak ellerinden
Bir kuru dal ağaçtan kopar gibi
Sen bir suydun sen bir ilaçtın
Hoşçakal iki gözüm hoşçakal
Bu incecik bir veda havasıdır
Parmak uçlarına değen sıcaklık
İncinen bir hayatın yarasıdır
Kalacak tüm izlerin hayatımda
Gözümden bir damla yaş aktığında
Bir yer bulabilsem seni hatırlatmayan
Seninle bir bütün olabilirdik
Hoşçakal iki gözüm hoşçakal
Yusuf Hayaloğlu
12,07,2006
olmayan trenin düdüklerini duyuyorum gece gece
hadi onlar hayal diyelim uluyan köpeklere ne demeli
vucudum terliyor kalbim buz gibi
yine aryorum seni sanal yollarda
üşeniyorum arasam cebini öğrenirim nerdesin kimlesin
ama bakmazsan telefona daha derinleşecek sıkıntım bu yüzden
kokrkulu rüya görmeme felsefesi ile fesleðensel bir acı yaşıyorum
evet altını çizmeli...
yaşıyorum ...
gece vakit çok geç doğrusu sabah karşı aslında
saatlerce önce bir aşk filmi izledim
sonrası geldi bir daha uyuyamadım özlemekten seni
başka kadınlara yazdığın şiiirleri kıskanıyorum
şaka gibi bir mısralar arası şirret bir kıskançlık krizi
bugün kızımla başbaşa yemeğe gittik ilk buluşma gibi heyecanlandım
ama o büyüyüp başka heyecanlar yaşadıkça
içimde şimdilik kapanmıþ görünen boşluk büyüyecek
35 ime girdim
ne korkutucu yaş
ev alma emekli olma kaygıları
taksitlere bölünmüş hayatımıza bir de bu eklendi işte
ben yaþlandım ama kalbim hala genç
çarpmak istiyor birbiçimde birilerine özelce
...
konuştum ya senle bir kaç haftaönce
mutluyum dedim
evim işim karım
hayat bu olsa gerek ...
mutsuzluğum karım yok diye mi acep *
...
bir kere üzdüm seni
senin üzmelerin yıllarca sürecek
kara saplanmış bir bisiklet gibiyim üçtekerlekli
ve bu karlar niye erimez hala bilmemekteyim
anasından yalnızlık ve gözyaşı miras bir nesil yetişiyor
ah neredesin bir bilebimsem yatar uyurum yarınki oyuna kadar
hadi onlar hayal diyelim uluyan köpeklere ne demeli
vucudum terliyor kalbim buz gibi
yine aryorum seni sanal yollarda
üşeniyorum arasam cebini öğrenirim nerdesin kimlesin
ama bakmazsan telefona daha derinleşecek sıkıntım bu yüzden
kokrkulu rüya görmeme felsefesi ile fesleðensel bir acı yaşıyorum
evet altını çizmeli...
yaşıyorum ...
gece vakit çok geç doğrusu sabah karşı aslında
saatlerce önce bir aşk filmi izledim
sonrası geldi bir daha uyuyamadım özlemekten seni
başka kadınlara yazdığın şiiirleri kıskanıyorum
şaka gibi bir mısralar arası şirret bir kıskançlık krizi
bugün kızımla başbaşa yemeğe gittik ilk buluşma gibi heyecanlandım
ama o büyüyüp başka heyecanlar yaşadıkça
içimde şimdilik kapanmıþ görünen boşluk büyüyecek
35 ime girdim
ne korkutucu yaş
ev alma emekli olma kaygıları
taksitlere bölünmüş hayatımıza bir de bu eklendi işte
ben yaþlandım ama kalbim hala genç
çarpmak istiyor birbiçimde birilerine özelce
...
konuştum ya senle bir kaç haftaönce
mutluyum dedim
evim işim karım
hayat bu olsa gerek ...
mutsuzluğum karım yok diye mi acep *
...
bir kere üzdüm seni
senin üzmelerin yıllarca sürecek
kara saplanmış bir bisiklet gibiyim üçtekerlekli
ve bu karlar niye erimez hala bilmemekteyim
anasından yalnızlık ve gözyaşı miras bir nesil yetişiyor
ah neredesin bir bilebimsem yatar uyurum yarınki oyuna kadar
doğumgünüm mesajım
hayatta en kötüsü yalnızlık,
etrafında ki onlarca kişinin içindeki yalnızlık..
anlaşılamama,
paylaşamama
ihtiyaç olduğunda kimsenin olmaması,
ya da bağırsan da cevapsız çığlıklar..
her insan gibi,
benim hayatımda böyleydi işte..
soğuk gece karanlığında ,
tussuz ekmek tadında
kardeşim,
canım yoldaşım,
gönlümün çiçeklerini sulamayı unuttuğumda,
yanıbaşımda ki canım,
varlığınla,
dostluğunla
kocaman kalbinle
hayatımın en özel nadide çiçeklerinden birisin,
iyi ki doğmuşsun,
iyi ki benimlesin ..
hep birlikte yeni yaşlara...
doğumgünün kutlu olsun
canım kardeşim
etrafında ki onlarca kişinin içindeki yalnızlık..
anlaşılamama,
paylaşamama
ihtiyaç olduğunda kimsenin olmaması,
ya da bağırsan da cevapsız çığlıklar..
her insan gibi,
benim hayatımda böyleydi işte..
soğuk gece karanlığında ,
tussuz ekmek tadında
kardeşim,
canım yoldaşım,
gönlümün çiçeklerini sulamayı unuttuğumda,
yanıbaşımda ki canım,
varlığınla,
dostluğunla
kocaman kalbinle
hayatımın en özel nadide çiçeklerinden birisin,
iyi ki doğmuşsun,
iyi ki benimlesin ..
hep birlikte yeni yaşlara...
doğumgünün kutlu olsun
canım kardeşim
dün yaşgünüm
13,6,2006
yazacak anlatacak çok seyim var
ama vaktim dar...
özet geçmek gerekirse
cumartesi günü odtüye gittim ve 10. yıl madalyamı aldım çok güzel duygulardı,fotoları yollaaycağım
pazar günü kıızıma doğum günü yaptım ,güzel geçti ,fotolar gelir elbet
pazartesi günü anneanemin moldov bakıcısı ayrıldı ki benim doğum günümdü epey üzüldüm ağladım minik bir sinir krizi geçirdim ki bir de 35 yaş buhranı var falan falan ...
ben ağladım mısra sarıldı sarıldı ağladı gözlerimiz balık gözü gibi oldu en sonunda
içini çeke çeke gözümün içine bakarak ağlaması beni çok etkiledi.bir ara sultan geldi yanımıza ,
anneni neden ağlatıyrosun dedi
mısra da ben ağlatmıyorum kendi ağlıyor diye içli içli ağlamaya başladı :(
neyse sonra sultanın annesi 1 haftalığına gelmeye okey dedi ve ben biraz sakinleştim
dostlarım pasta göndermiş kesmedim onlarsız ;sabri kalpli bir pasta ısmarlamış pembe dantellerle tüllerle süslü onu da açamadım...
doğumgünü hediye kıızmdan parfüm ve içinde kalpler olan bir oje ;eşimden siya beyaz bir çanta oldu ki zekice çünkü çantayı daha çnce bir yerde beğenmiştim :)))
işte böyle
yazacak anlatacak çok seyim var
ama vaktim dar...
özet geçmek gerekirse
cumartesi günü odtüye gittim ve 10. yıl madalyamı aldım çok güzel duygulardı,fotoları yollaaycağım
pazar günü kıızıma doğum günü yaptım ,güzel geçti ,fotolar gelir elbet
pazartesi günü anneanemin moldov bakıcısı ayrıldı ki benim doğum günümdü epey üzüldüm ağladım minik bir sinir krizi geçirdim ki bir de 35 yaş buhranı var falan falan ...
ben ağladım mısra sarıldı sarıldı ağladı gözlerimiz balık gözü gibi oldu en sonunda
içini çeke çeke gözümün içine bakarak ağlaması beni çok etkiledi.bir ara sultan geldi yanımıza ,
anneni neden ağlatıyrosun dedi
mısra da ben ağlatmıyorum kendi ağlıyor diye içli içli ağlamaya başladı :(
neyse sonra sultanın annesi 1 haftalığına gelmeye okey dedi ve ben biraz sakinleştim
dostlarım pasta göndermiş kesmedim onlarsız ;sabri kalpli bir pasta ısmarlamış pembe dantellerle tüllerle süslü onu da açamadım...
doğumgünü hediye kıızmdan parfüm ve içinde kalpler olan bir oje ;eşimden siya beyaz bir çanta oldu ki zekice çünkü çantayı daha çnce bir yerde beğenmiştim :)))
işte böyle
11 July 2006
SARARMIŞ BİR İSTANBUL FOTOGRAFI
15,2,2002
SARARMIŞ BİR İSTANBUL FOTOGRAFI…
1.
Ölüme düşen nefes gibisin ; öyle küs öyle dargın bana
Sultanahmet’te bir ney sesiydi tüm yaşadığımız
belki de oyuna gelmiştik semazenler dönerken mum ışığında ...
2.
gece vakitsiz ,gölgem küs kendine
söylediğim sözler yankılanmıyor duvarlarda bile
sanki büyük bir marifetti de saklambaç oynamak
neden ben hem ebeyim hem de gizli özne ?
adının adamı baştan çıkaran kokusu
teflifsizce uzanıyor gidecek yeri olmayan vapurların çizgisizliğinde.
3.
her gece örüyorsun aramızdaki duvarı ayan beyan
yazdıklarıma cevap isteyip istemediğimi soruyor telefon
işte o zaman ayılıyorum alkolden ve yanlızlıktan
anlıyorum kum saati bitti , bitti ömrü düşümüzün.
halka isyan ediyor artık parmağa ,parmak çoktan dokunmuş başka tenlere dudaklara
anlıyorum dünya dönmeyecek bir süreliğine bu yerde
masaya yatılı kalıyor güzelliği sabahı olmayan otel güncesinde …
4.
ömrümün bekçisi yoktu çalıp gittin eski bir beyoğlu konağında
tüm yokuşlarda ayakizlerimiz var
bir de ucu yanık bir Istanbul hikayesi rüzgara yenik uçuşmakta
5.
geçecek bu ayrılık hikayesi biliyorum
ne hüznü kalacak sevdanın ne de duvardaki fotografın gözü önünde sevişmeler
yoruyor beni yüreğine bir türlü varamayan yolculuklar
bırakıp gideceğim tüm koparılacak takvim yapraklarını kapıya
bir elimde sesinin özlemi diğerinde sözümün dönülmezliği…
6.
kitap ayracın geç kalınca yazacağın aşk şiirlerine
papatyalar koyacaksın bir gece başucuma biliyorum
ve sonsuz bir kahve kokusu dolaşacak dilimize
her yudumda tekrar birleşecek dudaklarımız ve hafif makyajlı yalanlarımız
birbirimizin içinden geçip uyanacağız
güneşsiz de olsa gökyüzü biz çiğ gibi düşeceğiz sabahın içine
geceden kalacağız biraz ;biraz da eskimiş aşklardan…
7.
dolapta sanıyor seni herkes ,olur ya masal gereği
bal gibi de yanımdasın oysa ,üstümüzde gizli bir antlaşma metni
ismi olmayan bir meyhanede gül’şen rakıya su katıyor geceden damıtarak
sen elimden tutuyorsun ,yaralarım kabuk bağlıyor
her ne varsa cebinde hepsinin hesabı kesilecek bu gece
devir bakiyelerden ömrümüz açıkta kalmış geçmiş sevgililiklerde…
evet tüm ölümler vakitsiz ,sevdalar hep acil kendine
8.
senin ardından az ağlamadım tüm sokak çocukları şahit gözyaşlarıma
ama öyle yanlış bir yerdesin ki bakarken kendine aynada
korumak için senden kendimi ve yaşayakoyulduğum küçük hikayeyi
son sözü söylüyorum tüm harflerinin üstünden geçerek teker teker
onlar kuruması gereken yaşlardı ;kurudular…
oynanması gereken taşlardı şah gitti vezir ben de kaldı ….
SON
P.O 15/02/2002
SARARMIŞ BİR İSTANBUL FOTOGRAFI…
1.
Ölüme düşen nefes gibisin ; öyle küs öyle dargın bana
Sultanahmet’te bir ney sesiydi tüm yaşadığımız
belki de oyuna gelmiştik semazenler dönerken mum ışığında ...
2.
gece vakitsiz ,gölgem küs kendine
söylediğim sözler yankılanmıyor duvarlarda bile
sanki büyük bir marifetti de saklambaç oynamak
neden ben hem ebeyim hem de gizli özne ?
adının adamı baştan çıkaran kokusu
teflifsizce uzanıyor gidecek yeri olmayan vapurların çizgisizliğinde.
3.
her gece örüyorsun aramızdaki duvarı ayan beyan
yazdıklarıma cevap isteyip istemediğimi soruyor telefon
işte o zaman ayılıyorum alkolden ve yanlızlıktan
anlıyorum kum saati bitti , bitti ömrü düşümüzün.
halka isyan ediyor artık parmağa ,parmak çoktan dokunmuş başka tenlere dudaklara
anlıyorum dünya dönmeyecek bir süreliğine bu yerde
masaya yatılı kalıyor güzelliği sabahı olmayan otel güncesinde …
4.
ömrümün bekçisi yoktu çalıp gittin eski bir beyoğlu konağında
tüm yokuşlarda ayakizlerimiz var
bir de ucu yanık bir Istanbul hikayesi rüzgara yenik uçuşmakta
5.
geçecek bu ayrılık hikayesi biliyorum
ne hüznü kalacak sevdanın ne de duvardaki fotografın gözü önünde sevişmeler
yoruyor beni yüreğine bir türlü varamayan yolculuklar
bırakıp gideceğim tüm koparılacak takvim yapraklarını kapıya
bir elimde sesinin özlemi diğerinde sözümün dönülmezliği…
6.
kitap ayracın geç kalınca yazacağın aşk şiirlerine
papatyalar koyacaksın bir gece başucuma biliyorum
ve sonsuz bir kahve kokusu dolaşacak dilimize
her yudumda tekrar birleşecek dudaklarımız ve hafif makyajlı yalanlarımız
birbirimizin içinden geçip uyanacağız
güneşsiz de olsa gökyüzü biz çiğ gibi düşeceğiz sabahın içine
geceden kalacağız biraz ;biraz da eskimiş aşklardan…
7.
dolapta sanıyor seni herkes ,olur ya masal gereği
bal gibi de yanımdasın oysa ,üstümüzde gizli bir antlaşma metni
ismi olmayan bir meyhanede gül’şen rakıya su katıyor geceden damıtarak
sen elimden tutuyorsun ,yaralarım kabuk bağlıyor
her ne varsa cebinde hepsinin hesabı kesilecek bu gece
devir bakiyelerden ömrümüz açıkta kalmış geçmiş sevgililiklerde…
evet tüm ölümler vakitsiz ,sevdalar hep acil kendine
8.
senin ardından az ağlamadım tüm sokak çocukları şahit gözyaşlarıma
ama öyle yanlış bir yerdesin ki bakarken kendine aynada
korumak için senden kendimi ve yaşayakoyulduğum küçük hikayeyi
son sözü söylüyorum tüm harflerinin üstünden geçerek teker teker
onlar kuruması gereken yaşlardı ;kurudular…
oynanması gereken taşlardı şah gitti vezir ben de kaldı ….
SON
P.O 15/02/2002
aşk bavulunu topladı ve el sıkıştı dostlukla
22,2,2002
herşeyi ayırmak ikiye, beşe ve onsekize ne kadar zor ...ama biraz daha
yanyana ve burun buruna yaşarsak.anılarımız bile kalmayacak ayrılınca
anlatacak.oysa güzel bir tabloyduk acemi bir ressamın elinden çıkmış
.çok öğrenciydik o zamanlar ne dekorumuz vardı arkamızda, ne de nü olacak
kadar açıktık hayata .olmadı baştan bitmeliydi ben hep dedim .seve
okşaya, güle oynaya bitmeliydi. ne de olsa hep yarım kalan şarkılar güzeldi
, kavuşamayan aşıklar hikayeydi. şimdi çok yorgunum. artık birbirimizi
kırmıyoruz bile sadece bileyliyoruz . sivrildikçe daha can acıtıcı
,daha yaralayıcı oluyoruz. ne kadar telafi edilemez cümle var aramızda ...
artık bir odaya; günlük hayat kostümlerini ve gece düşlerini sığdırma
zamanı. tek kişilik yataklara enine yatma zamanı. balıkçılar çoktan
toplamış ağları üstümüzden .içinde çırpındığımız hayatın vazgeçilmez
sandığımız dayatmaları .'olmazsa olmaz 'dediklerimiz aslında olmazsa oluyor
.sahip olmazsak daha mutlu oluyoruz. hiç de 'seviyorsan rahat bırak
döner kürkçü dükkanına ' durumlarında değil sevgiler. evet nefes almalı
sevgi ,kendini geliştirmeli ,başka başka aynalarda da tanımlayabilmeli
kendini insan .bugün ertuğrul özkök'ün bir yazısı vardı ;tek başına
tatile çıkmak isteği ve bunu karısına anlatamama kaygıları,sonra tatilin
ilk günü hissettikleri ve hayatındaki boşluk. düşündüm ;ne kadar erken
yaşamışız bazı şeyleri .pişmanlık mı hayır ,olsa olsa yorgunluk ve yürek
sızıları .
herşeyin bir ömrü var. çiçeklerin ,şapkaların ,acıların ,çok sevdigim
köpeğimin bile bir ömrü var .kuşkusuz aşkında ömrü var ,bir kitap gördüm
dün gece sahaflarda yanılmıyorsam 'aşkın ömrü üç yıl' diyordu. hiç saat
tutmadım bu konuda abla diyorsa doğrudur. ama büyüğü ,küçüğü ,uzunu
kısası,imkansızı ,vazgeçilmezi yok sadece 'bir' ömrü var aşkın . ha bir de
insanlar için var mı bilemem ama reenkarnasyonu da 'asla' yok öldü mü
ne dirilebilir ne ruhu çağrılabilir ne de anma günleri düzenlenir...
herşeyi ayırmak ikiye, beşe ve onsekize ne kadar zor ...ama biraz daha
yanyana ve burun buruna yaşarsak.anılarımız bile kalmayacak ayrılınca
anlatacak.oysa güzel bir tabloyduk acemi bir ressamın elinden çıkmış
.çok öğrenciydik o zamanlar ne dekorumuz vardı arkamızda, ne de nü olacak
kadar açıktık hayata .olmadı baştan bitmeliydi ben hep dedim .seve
okşaya, güle oynaya bitmeliydi. ne de olsa hep yarım kalan şarkılar güzeldi
, kavuşamayan aşıklar hikayeydi. şimdi çok yorgunum. artık birbirimizi
kırmıyoruz bile sadece bileyliyoruz . sivrildikçe daha can acıtıcı
,daha yaralayıcı oluyoruz. ne kadar telafi edilemez cümle var aramızda ...
artık bir odaya; günlük hayat kostümlerini ve gece düşlerini sığdırma
zamanı. tek kişilik yataklara enine yatma zamanı. balıkçılar çoktan
toplamış ağları üstümüzden .içinde çırpındığımız hayatın vazgeçilmez
sandığımız dayatmaları .'olmazsa olmaz 'dediklerimiz aslında olmazsa oluyor
.sahip olmazsak daha mutlu oluyoruz. hiç de 'seviyorsan rahat bırak
döner kürkçü dükkanına ' durumlarında değil sevgiler. evet nefes almalı
sevgi ,kendini geliştirmeli ,başka başka aynalarda da tanımlayabilmeli
kendini insan .bugün ertuğrul özkök'ün bir yazısı vardı ;tek başına
tatile çıkmak isteği ve bunu karısına anlatamama kaygıları,sonra tatilin
ilk günü hissettikleri ve hayatındaki boşluk. düşündüm ;ne kadar erken
yaşamışız bazı şeyleri .pişmanlık mı hayır ,olsa olsa yorgunluk ve yürek
sızıları .
herşeyin bir ömrü var. çiçeklerin ,şapkaların ,acıların ,çok sevdigim
köpeğimin bile bir ömrü var .kuşkusuz aşkında ömrü var ,bir kitap gördüm
dün gece sahaflarda yanılmıyorsam 'aşkın ömrü üç yıl' diyordu. hiç saat
tutmadım bu konuda abla diyorsa doğrudur. ama büyüğü ,küçüğü ,uzunu
kısası,imkansızı ,vazgeçilmezi yok sadece 'bir' ömrü var aşkın . ha bir de
insanlar için var mı bilemem ama reenkarnasyonu da 'asla' yok öldü mü
ne dirilebilir ne ruhu çağrılabilir ne de anma günleri düzenlenir...
üstü kalsın
11-10-2004
MUTLULUK ARTIK ANAFİKİR DEĞİL HAYATIMDA
YERİMDEMİYİM DİYE HER SABAH SAĞIMI SOLUMU YOKLUYORUM
SIRTIMA VURUYORUM BOĞAZIMA İNSANLAR KAÇIYOR LAFLA KAÇIYOR YALANLAR KAÇIYOR
HAYATI DURDURAMIYORUM AL İŞTE YİNE PAZARTESİ
YİNE DOSYALAR YİNE TELEFON TELLERİ
HATTA KURBANLIK İNSAN İHALELERİ
BAK HAPŞURDUM SESTEN
ÇOK YAŞIYAYIM DEĞİL Mİ
ÇOK YAŞAYAYIM SENİ DE GÖMEYİM BELKİ BURNUNDAN HALKALI DÜNYAYI DA
HADİ GÖSTER ABİLERE MARİFETLERİNİ VE GÖZ ZİNASI YAP TEYZEYLE BİR DE
OF SIKKINIM OF
TÜM GEMİLERİM BATTI DİYESİM VAR
BORCUNDAN DOLAYI BAĞLI GEMİLER AKDENİZDE
HADİ GİT SÜRÜN
RENGARENK KUŞLAR SÜRÜN YÜZÜNE
YÜZÜN UÇSUN GİTSİN ÇOK UÇUK PEMBELERE
EVET
MUTLULUK DEMİŞTİK
ORDA DUR .
SEVMİYORUM NE MUTLU OLMAYI NE DE ADI MUTLU OLANLARI
BEN GECELERİ ÇARESİZ GEZEN KADINLARI SEVİYORUM DOLARA İANT TAŞ GİBİ TÜRK PARASI İLE
YANLIZ VE AŞAĞIALNMIŞ KÖPEKLERİ VE TANRININ UNUTTUĞU ÇOCUKLARI SEVİYORUM
SAHİPSİZ TUŞLARI SEVİYORUM BİR SAĞA BİR SOLA YAZAN VE NE YAZDIĞINI ASLA OKUMAYAN
BİRBİRİNE DOLAŞMIŞ KABLOLARI SEVİYORUM YEŞİLİ DE KESSEN PATLAMALI ,KIRMIZIYI DA
AYIP OLDU BANAYI SEVİYORUM BİR DE HAKLISIN AMA 'YI ...
MUTLULUK MU
ÜSTÜ KALSIN
MUTLULUK ARTIK ANAFİKİR DEĞİL HAYATIMDA
YERİMDEMİYİM DİYE HER SABAH SAĞIMI SOLUMU YOKLUYORUM
SIRTIMA VURUYORUM BOĞAZIMA İNSANLAR KAÇIYOR LAFLA KAÇIYOR YALANLAR KAÇIYOR
HAYATI DURDURAMIYORUM AL İŞTE YİNE PAZARTESİ
YİNE DOSYALAR YİNE TELEFON TELLERİ
HATTA KURBANLIK İNSAN İHALELERİ
BAK HAPŞURDUM SESTEN
ÇOK YAŞIYAYIM DEĞİL Mİ
ÇOK YAŞAYAYIM SENİ DE GÖMEYİM BELKİ BURNUNDAN HALKALI DÜNYAYI DA
HADİ GÖSTER ABİLERE MARİFETLERİNİ VE GÖZ ZİNASI YAP TEYZEYLE BİR DE
OF SIKKINIM OF
TÜM GEMİLERİM BATTI DİYESİM VAR
BORCUNDAN DOLAYI BAĞLI GEMİLER AKDENİZDE
HADİ GİT SÜRÜN
RENGARENK KUŞLAR SÜRÜN YÜZÜNE
YÜZÜN UÇSUN GİTSİN ÇOK UÇUK PEMBELERE
EVET
MUTLULUK DEMİŞTİK
ORDA DUR .
SEVMİYORUM NE MUTLU OLMAYI NE DE ADI MUTLU OLANLARI
BEN GECELERİ ÇARESİZ GEZEN KADINLARI SEVİYORUM DOLARA İANT TAŞ GİBİ TÜRK PARASI İLE
YANLIZ VE AŞAĞIALNMIŞ KÖPEKLERİ VE TANRININ UNUTTUĞU ÇOCUKLARI SEVİYORUM
SAHİPSİZ TUŞLARI SEVİYORUM BİR SAĞA BİR SOLA YAZAN VE NE YAZDIĞINI ASLA OKUMAYAN
BİRBİRİNE DOLAŞMIŞ KABLOLARI SEVİYORUM YEŞİLİ DE KESSEN PATLAMALI ,KIRMIZIYI DA
AYIP OLDU BANAYI SEVİYORUM BİR DE HAKLISIN AMA 'YI ...
MUTLULUK MU
ÜSTÜ KALSIN
mısra mı beni doğurdu ben mi mısrayı
16-3-2005
Sabri 1989 odtü yurtlarda başlayan hikayemiz ine çıka düşe kalka 2001 lere kadar ulaştı. Aynı hayatı yanı evi aynı düşleri paylaşarak ...2001 de resmi düzene taşıdık ilişkimizi. Bir Ankara bir Bursa ve bir İstanbul düğünüyle yedi düvele evlendiğimizi duyurduk .Böylece hayatımıza aile ziyaretleri ev oturmaları baldızlar görümceler eltiler girdi...2002 yılında evlendikten 1 yıl sonra çalıştığım bankadan istifa ettim. uzun yıllardır izin kullanmamış olmanın getirdiği başıboşlukla Kars trenine bilet aldım. Ev Sabri ile Kars'a Ani Harabelerine gittik. Gezdiğimiz her dakika her yer mucize gibiydi.Bir peri masalı gibiydi.Yaklaşık üç günlük bir tren yolculuğu ile geri döndük. Ve dönüşte hava değişimi yorgunluk derken ikimizde hasta bulduk kendimizi ...Antibiyotikler vitaminler zor kendimize geldik...
Ben çalışsam çalışmasam ne yapsam ne yapmasam diye evde keyif sürerken bir sabah 'ben hamile miyim ki 'diye içimden geçirdim takvimdeki kırmızı işaretleri ginün epey geride kaldığını görüp. Hemen aklıma o kadar ilaç aldım eyvah ya birşey olduysa geldi.Birkaç gün içinde doktora gidip hipotezimi teze dönüştürdüm.Hamile olduğumu bildiğim hissettiğim ya da anladığım andan itibaren çocukluğumdan beni beni bırakmayan yanlızlık duydusu bir anda kayboldu. Artık gülerken ağlarken kızarken korkarken hep yanında birisi olacaktı , kendimi ifade etmek an'ı anlatma zorunda kamayacaktım.İçimde bir göz daha vardı ...Bu duyguyu anlatmam mümkün değil.Artık çoğul olmuştum.Ben çok sabırlı bir insan değilim ve çocuk fikrine hiçbir zaman sıcak bakmadım ve istemedim. Dokuz ay karnımda taşımak ,doğum acıları ,dikiş işleri gibi şeyler bana hep zor ve soğuk gelmişti. Dokuz ay içimde tutmaya dayanamam ,ya sakat olursa ya bir şeyler ters giderse diye kuruntu içinde yüzer boğurdum diye zannediyorum .Hiç de öyle olmadı .Çok güleryüzlü ,çok mutlu çok turuncu bir hamilelik geçirdim .İlk 13 hafta aldılarım genelde
turuncu ,sarı ve yeşildi...Yakın çevremde hiç bebek olmadığı ,dahası benim de konuyla hiç ilgim olmadığı için ilk alışverişlerim genelde 'ay ne şirinmiş 've satıcıların 'bunu da almanız lazım'şeklindeki yönlendirmeleriyle oldu .
Bir bebek günde kaç tulum giyer ,body aldım ama atlet içine mi giyilecek ,günde kaç bez değişir, kenarı oyalı ter bezlerini nerden bulucam ,mevlut takımı aldım ama bu fillisi daha güzel şeklinde binbir soru oldu hep kafamda ...
13.5 hafta sonunda detaylı ultrasonda bebeğimin kız olduğunu öğrendim. (Ama kimseye söylemeyin ben biliyordum bir kızım olacağını hep ) İlk üç ay üç tane doktor değiştirdim . Zaten doktora gitmeyi ,o uzun sedyevari yataklara yatıp şikayetimi anlatmayı oldum olası sevmem. En sonunda gönlüme göre ,bana korkunç yasaklar getirmeyen ,strese sokmayan ,kendine ve tecrübelerine çok güvenen süper bir doktor buldum .Her ne kadar onun doğum doktorluğu konusunda çok tecrübeli olması ,benimse hamilelik ve doğum konusunda tecrübesiz ve korkak olmam yüzünden her seferinde fikir çatışması yaşasak da sonunda hissettiklerimi söylememle konu kapandı ve doktoruma tam teslim oldum. Zaten çalışmadığım için tüm boş zamanlarımı internet başında geçiriyordum.Sabahtan kalkıyor elimde ajandam ile bilgisayar başına geçiyor aynen üniversite sınavına hazırlanan bir öğrenci gibi çalışıyordum. İshalse ne olur ,sivrisinek ısırığına karşı ne yapmalı, gaz sancısı ,köpekle beraber çocuk.Aklıma gelebilecek herşeyi öğrenmeye çalışıyordum .Hiç bilmediğim bir dünya vardı önümde ve ben başarısız olmaktan çok korkuyordum ...
Sabri 1989 odtü yurtlarda başlayan hikayemiz ine çıka düşe kalka 2001 lere kadar ulaştı. Aynı hayatı yanı evi aynı düşleri paylaşarak ...2001 de resmi düzene taşıdık ilişkimizi. Bir Ankara bir Bursa ve bir İstanbul düğünüyle yedi düvele evlendiğimizi duyurduk .Böylece hayatımıza aile ziyaretleri ev oturmaları baldızlar görümceler eltiler girdi...2002 yılında evlendikten 1 yıl sonra çalıştığım bankadan istifa ettim. uzun yıllardır izin kullanmamış olmanın getirdiği başıboşlukla Kars trenine bilet aldım. Ev Sabri ile Kars'a Ani Harabelerine gittik. Gezdiğimiz her dakika her yer mucize gibiydi.Bir peri masalı gibiydi.Yaklaşık üç günlük bir tren yolculuğu ile geri döndük. Ve dönüşte hava değişimi yorgunluk derken ikimizde hasta bulduk kendimizi ...Antibiyotikler vitaminler zor kendimize geldik...
Ben çalışsam çalışmasam ne yapsam ne yapmasam diye evde keyif sürerken bir sabah 'ben hamile miyim ki 'diye içimden geçirdim takvimdeki kırmızı işaretleri ginün epey geride kaldığını görüp. Hemen aklıma o kadar ilaç aldım eyvah ya birşey olduysa geldi.Birkaç gün içinde doktora gidip hipotezimi teze dönüştürdüm.Hamile olduğumu bildiğim hissettiğim ya da anladığım andan itibaren çocukluğumdan beni beni bırakmayan yanlızlık duydusu bir anda kayboldu. Artık gülerken ağlarken kızarken korkarken hep yanında birisi olacaktı , kendimi ifade etmek an'ı anlatma zorunda kamayacaktım.İçimde bir göz daha vardı ...Bu duyguyu anlatmam mümkün değil.Artık çoğul olmuştum.Ben çok sabırlı bir insan değilim ve çocuk fikrine hiçbir zaman sıcak bakmadım ve istemedim. Dokuz ay karnımda taşımak ,doğum acıları ,dikiş işleri gibi şeyler bana hep zor ve soğuk gelmişti. Dokuz ay içimde tutmaya dayanamam ,ya sakat olursa ya bir şeyler ters giderse diye kuruntu içinde yüzer boğurdum diye zannediyorum .Hiç de öyle olmadı .Çok güleryüzlü ,çok mutlu çok turuncu bir hamilelik geçirdim .İlk 13 hafta aldılarım genelde
turuncu ,sarı ve yeşildi...Yakın çevremde hiç bebek olmadığı ,dahası benim de konuyla hiç ilgim olmadığı için ilk alışverişlerim genelde 'ay ne şirinmiş 've satıcıların 'bunu da almanız lazım'şeklindeki yönlendirmeleriyle oldu .
Bir bebek günde kaç tulum giyer ,body aldım ama atlet içine mi giyilecek ,günde kaç bez değişir, kenarı oyalı ter bezlerini nerden bulucam ,mevlut takımı aldım ama bu fillisi daha güzel şeklinde binbir soru oldu hep kafamda ...
13.5 hafta sonunda detaylı ultrasonda bebeğimin kız olduğunu öğrendim. (Ama kimseye söylemeyin ben biliyordum bir kızım olacağını hep ) İlk üç ay üç tane doktor değiştirdim . Zaten doktora gitmeyi ,o uzun sedyevari yataklara yatıp şikayetimi anlatmayı oldum olası sevmem. En sonunda gönlüme göre ,bana korkunç yasaklar getirmeyen ,strese sokmayan ,kendine ve tecrübelerine çok güvenen süper bir doktor buldum .Her ne kadar onun doğum doktorluğu konusunda çok tecrübeli olması ,benimse hamilelik ve doğum konusunda tecrübesiz ve korkak olmam yüzünden her seferinde fikir çatışması yaşasak da sonunda hissettiklerimi söylememle konu kapandı ve doktoruma tam teslim oldum. Zaten çalışmadığım için tüm boş zamanlarımı internet başında geçiriyordum.Sabahtan kalkıyor elimde ajandam ile bilgisayar başına geçiyor aynen üniversite sınavına hazırlanan bir öğrenci gibi çalışıyordum. İshalse ne olur ,sivrisinek ısırığına karşı ne yapmalı, gaz sancısı ,köpekle beraber çocuk.Aklıma gelebilecek herşeyi öğrenmeye çalışıyordum .Hiç bilmediğim bir dünya vardı önümde ve ben başarısız olmaktan çok korkuyordum ...
özür dilerim anne
20-3-2006
pazar öğleden sonra saat 4 civarı mısra arabada uyudu
sevindim evde de devam eder ben de yanına yatarım diye
eve geldik soyarken uyandı ve bir daha uyumadı
ama ben hazırlamışım kendimi illa ki de uyuyacagım
hadi kızım dedim yattım yanına ama mısra uyuyacak gibi degil
peki dedim ben uyuyum sen de oturursun
ama bil ki tüm arkadaþlarým bu saatte uyuyorlar
gözüm kapalı bekliyorum ki uyusun ama yok ...
kızdım uyumamasına epey söylendim döndüm arkamı illa ki de uyuyacak çocuk şansı yok
az sonra yanıma geldi saçımı okşadı
artık hep söylediklerini yapýcam dedi özür dilerim uykum olmadıgı için :((((
bu özür tokat gibi geldi
kalktım ne yapmak istiyorsun dedim
tubbiitost yap bir de sütümü ver ben çizgifilm seyredeyim dedi sen de yanımda uyu
pazar öğleden sonra saat 4 civarı mısra arabada uyudu
sevindim evde de devam eder ben de yanına yatarım diye
eve geldik soyarken uyandı ve bir daha uyumadı
ama ben hazırlamışım kendimi illa ki de uyuyacagım
hadi kızım dedim yattım yanına ama mısra uyuyacak gibi degil
peki dedim ben uyuyum sen de oturursun
ama bil ki tüm arkadaþlarým bu saatte uyuyorlar
gözüm kapalı bekliyorum ki uyusun ama yok ...
kızdım uyumamasına epey söylendim döndüm arkamı illa ki de uyuyacak çocuk şansı yok
az sonra yanıma geldi saçımı okşadı
artık hep söylediklerini yapýcam dedi özür dilerim uykum olmadıgı için :((((
bu özür tokat gibi geldi
kalktım ne yapmak istiyorsun dedim
tubbiitost yap bir de sütümü ver ben çizgifilm seyredeyim dedi sen de yanımda uyu
her ölüm erken ölüm
15-5-2006
cumartesi sıkıntılı bir cumartesi idi...
tiyatro çıkışı ece yi de alıp migrostaki sanatorya ya gidecektik olmadı yollar kapalı idi ,biz de metroya gitmeyi tercih ettik.mısra ve ece birbirlerine 100 adetlik sakızlar şekerler armağan ettiler çok komiklerdi ,yemekten sonra denizcim aradı kaanı alır mısın diye ?tüm oyun grubumunun açık çeki var zaten kim nerde ne zaman ihtiyacı olursa çocğuna oyun teyze bulabilir :)
eceyi evine bıraktıp kaanı aldık ,kaanın adaptasyonu kolay olsun diye atakuleye gittik özlemle can da geldi ...burger da tülin kayra ile karşılaştık çok güzel oldu çocuklar beraber yemek yedi ...hiç kavgasız oynadılar (şükürler olsun bu günleri de gördük)
denizin babacığı 1.5 aydır hasta idi.talihsiz bir hastalıkla penceleşiyor(du)...denizcim kaanı bıraktıktan sonra hastaneye gitmiş ve o gece babasını kaybetti.ulaşabildiğim herkese haber verdim oyun grubundan ,içim parçalandı çok üzüldüm ölüm çaresizlik çok çok kötü...özlemde toplanıp tülinle çocuklarla oynadık .hepsi mutlu ve keyifli idi.oysa neler kopuyordu içimizde
nazmiye ulaşabildi denizin yanına hastaneye .
gece de kaanı almaya geldi deniz anca o zaman sarılıp üzüntümüzü ifade edebildik...
tekrar başın sağolsun canım arkadaşım
her ölüm erken ölüm ....
allah sabır versin
cumartesi sıkıntılı bir cumartesi idi...
tiyatro çıkışı ece yi de alıp migrostaki sanatorya ya gidecektik olmadı yollar kapalı idi ,biz de metroya gitmeyi tercih ettik.mısra ve ece birbirlerine 100 adetlik sakızlar şekerler armağan ettiler çok komiklerdi ,yemekten sonra denizcim aradı kaanı alır mısın diye ?tüm oyun grubumunun açık çeki var zaten kim nerde ne zaman ihtiyacı olursa çocğuna oyun teyze bulabilir :)
eceyi evine bıraktıp kaanı aldık ,kaanın adaptasyonu kolay olsun diye atakuleye gittik özlemle can da geldi ...burger da tülin kayra ile karşılaştık çok güzel oldu çocuklar beraber yemek yedi ...hiç kavgasız oynadılar (şükürler olsun bu günleri de gördük)
denizin babacığı 1.5 aydır hasta idi.talihsiz bir hastalıkla penceleşiyor(du)...denizcim kaanı bıraktıktan sonra hastaneye gitmiş ve o gece babasını kaybetti.ulaşabildiğim herkese haber verdim oyun grubundan ,içim parçalandı çok üzüldüm ölüm çaresizlik çok çok kötü...özlemde toplanıp tülinle çocuklarla oynadık .hepsi mutlu ve keyifli idi.oysa neler kopuyordu içimizde
nazmiye ulaşabildi denizin yanına hastaneye .
gece de kaanı almaya geldi deniz anca o zaman sarılıp üzüntümüzü ifade edebildik...
tekrar başın sağolsun canım arkadaşım
her ölüm erken ölüm ....
allah sabır versin
4. anneler günüm
kasım 2002 de hamile kaldım
yani
mayıs 2003 ,mayıs 2004 ,mayıs 2005 ve mayıs 2006
4. anneler günüm
çocukluk yıllarım annemden ayrı geçtiği için anneler günüm hep biraz eksik geçer benim ...
her neyse ...
kocama siparişimi önceden vermiştim 'bana beyaz altın kolye alma,hatta bana kolye alma'hamileliğimden beri her yaşgünü anneler günü vb. ucunda küçük brişeyler sallanan beyaz altın bir kolye geliyor muhafazası zor kaybedeceğim diye panik oluyorum hem de takmayı sevmiyorum ben büyük kolyeler severim :)
neyse anneler günü sabahı kalktık ...
mısra 'iyi ki doğdun anne' diye uyandırdı beni (onun için tek kutlama doğum günü ya:)) sonra da kutlu olsun lafından yola çıkarak 23 nisan kutlu olsun şarkısını söyledi .Anneler günü 23 nisanla doğum günü arasına sıkıştı kaldı işte :))).ben de kalktım anneanem ve bakıcısı ile kutlaştım .Anneaneme bol bol iççamaşırı çorap ve cicibebeden oluşan bir armağan paketi verdim ,en çok büsküvilere sevindi:)
deniz bir ihtimal kaanı bize bırakacaktı diye bekledim baktım yola çıkmışlar ben de aldım kocamı çocuğumu daha önce gitmediğim biryere gideyim istedim kahvaltıya ,geçen gün asumanın bahsettiği at çifliiğne gittik .mısra atları görünce çok sevindi kahvaltımızı yaptık,özlem-can ' haber verdik onlar da geldi mısra gezdi on dakika kadar atlarla .orda da şarkı söyledi durdu ''kutlu olsun kutlu olsun diye''
çifliğin sahibi bey ve eğitim veren bayanla konuştuk (hey allahım ben kim at kim ,ben atları sevmem kahvaltıya at çifliğine gitmek gibi bir fantazim hiç olmadı şimdiye kadar ama anenelik çok şey değiştiriyor )
ordan çıkışta koştur koştur atlı spara gittik grup randevumuz var ,4:30 da toplaştık 5 aile .5 çocuk 5 at eşleşti çıktılar yola öyle komikler ki ,mutaka görmek lazım
çıkışta mısra uyudu
100 yıl pazarına gittik alışveriş yaptık biz de ,hala uyumaya devam etti pazarda da
odtü vişneliğe geçtik ordan .yemek için kalan son masayı rezerve yaptırdık.lobide piyano dinletisi vardı dinledik sohbet ettik msıra hala uyuyor
19:30 gibi aşağı yemeğe indik ,20 civarı msıra uyandı ,masada efendie fendi oturdu ,calan müziğe eşlik etti biraz kalamar yedi ,oyun parkına gidip oynadı orda bir çiçek boyamış üzerine de başlarında duran kızcağız güzel bir mesaj yazmış onu getirdi ...hoşuma gitmedi desem yalan olur
bir şişe şarabın tarafımdan bitirilmesi sonrasında eve döndük diye yazmak isterdim ama fanatikler turan güneş bulvarını kapatmıştı ve eve çok çok zor ve sinir katsayımız yükselmiş olarak döndük
gece 12 gibi kızımla yatakta çilek yeme fantazisi yapıyorduk sonra da birbirimizin ağzını ıslak mendille silmece ...
anneler günü hediyem mi ne?
tabiki beyaz altın bir kolye kenarı minik pırlantalar çevrili bir nazarboncuğu...mısranın hediyesi de cep telefonu :)))
yani
mayıs 2003 ,mayıs 2004 ,mayıs 2005 ve mayıs 2006
4. anneler günüm
çocukluk yıllarım annemden ayrı geçtiği için anneler günüm hep biraz eksik geçer benim ...
her neyse ...
kocama siparişimi önceden vermiştim 'bana beyaz altın kolye alma,hatta bana kolye alma'hamileliğimden beri her yaşgünü anneler günü vb. ucunda küçük brişeyler sallanan beyaz altın bir kolye geliyor muhafazası zor kaybedeceğim diye panik oluyorum hem de takmayı sevmiyorum ben büyük kolyeler severim :)
neyse anneler günü sabahı kalktık ...
mısra 'iyi ki doğdun anne' diye uyandırdı beni (onun için tek kutlama doğum günü ya:)) sonra da kutlu olsun lafından yola çıkarak 23 nisan kutlu olsun şarkısını söyledi .Anneler günü 23 nisanla doğum günü arasına sıkıştı kaldı işte :))).ben de kalktım anneanem ve bakıcısı ile kutlaştım .Anneaneme bol bol iççamaşırı çorap ve cicibebeden oluşan bir armağan paketi verdim ,en çok büsküvilere sevindi:)
deniz bir ihtimal kaanı bize bırakacaktı diye bekledim baktım yola çıkmışlar ben de aldım kocamı çocuğumu daha önce gitmediğim biryere gideyim istedim kahvaltıya ,geçen gün asumanın bahsettiği at çifliiğne gittik .mısra atları görünce çok sevindi kahvaltımızı yaptık,özlem-can ' haber verdik onlar da geldi mısra gezdi on dakika kadar atlarla .orda da şarkı söyledi durdu ''kutlu olsun kutlu olsun diye''
çifliğin sahibi bey ve eğitim veren bayanla konuştuk (hey allahım ben kim at kim ,ben atları sevmem kahvaltıya at çifliğine gitmek gibi bir fantazim hiç olmadı şimdiye kadar ama anenelik çok şey değiştiriyor )
ordan çıkışta koştur koştur atlı spara gittik grup randevumuz var ,4:30 da toplaştık 5 aile .5 çocuk 5 at eşleşti çıktılar yola öyle komikler ki ,mutaka görmek lazım
çıkışta mısra uyudu
100 yıl pazarına gittik alışveriş yaptık biz de ,hala uyumaya devam etti pazarda da
odtü vişneliğe geçtik ordan .yemek için kalan son masayı rezerve yaptırdık.lobide piyano dinletisi vardı dinledik sohbet ettik msıra hala uyuyor
19:30 gibi aşağı yemeğe indik ,20 civarı msıra uyandı ,masada efendie fendi oturdu ,calan müziğe eşlik etti biraz kalamar yedi ,oyun parkına gidip oynadı orda bir çiçek boyamış üzerine de başlarında duran kızcağız güzel bir mesaj yazmış onu getirdi ...hoşuma gitmedi desem yalan olur
bir şişe şarabın tarafımdan bitirilmesi sonrasında eve döndük diye yazmak isterdim ama fanatikler turan güneş bulvarını kapatmıştı ve eve çok çok zor ve sinir katsayımız yükselmiş olarak döndük
gece 12 gibi kızımla yatakta çilek yeme fantazisi yapıyorduk sonra da birbirimizin ağzını ıslak mendille silmece ...
anneler günü hediyem mi ne?
tabiki beyaz altın bir kolye kenarı minik pırlantalar çevrili bir nazarboncuğu...mısranın hediyesi de cep telefonu :)))
üç yılın ardından
7-6-2006
gecenin körü ...
ağrı, korku ve merak
sen cennette dolaşırken bizi seçmişsin...
anne baba olarak ...
dizlerim titredi doğururken seni
senden korktum ,hayattan korktum
başaramamaktan korktum anne olmayı
...
şimdi daha güçlü basıyorum yere
üç yıl oldu öğrendim alışkanlıklarımdan vazgeçmeyi
öğrendim seni ,ağlamanı, gülmeni
aşağı sarkan dudaklarındaki titremelerin sebebini
sevdiğin dondurma çeşitlerini
seni çok seviyorum annem deyişini
...
severken ayrım gözetmiyorsun
beni de babanı da sultanı da seviyorsun
hatta 'sosis bizim oğlumuz anne 'diyorsun ben ona kızınca
elindeki köfteyi atıyorsun onun şımarık yalvarmalarına
sevgi dolu yüreğin ,sevgi dolu pomucuk ellerin var
...
her gece uyuurken sen seyrediyorum seni sessiz sessiz
rüyalarında da olmak istiyorum
buhar gibi çicek kokusu gibi sızmalı diyorum oralara
biryerlerde durup seyretmeli geceni gündüzünü rüyanı
büyümenin hayata alışmanın her saniyesine ortak olmak
bir mucizeye koşulsuz şahitlik
...
senin cennetten bizim eve düşmenin 3. yılı
benim senin annen olman güzellğini yaşamanın 3. yılı
bilginin algının doruğundasın
geçmişten gelen kimbilir kaç 3 yıl var birikimlerinde
sen çatal tutmayı öğrendin ben çişe tutmayı seni
sen anne demeyi öğrendin ben annesizliğin derinliğini
senin arkadaşların oldu benim dostlarım
...
seni seviyorum
tüm dillerde tüm dinlerde
ben hayatı kocaman bir şiir sanırdım sayfa sayfa
acıkmış bir çocuğun memelere saldırması gibi hep yetişememe kaygısı ile
koşardım o satırdan bu satıra
şimdi yaşadığım ne varsa
bir sallanan koltukta ve kucağımda sen tadında
hep derim ya;
'bir mısra boyu maceram'sın ...'
yani az gittim uz gittim bir mısra boyu yol gittim
gecenin körü ...
ağrı, korku ve merak
sen cennette dolaşırken bizi seçmişsin...
anne baba olarak ...
dizlerim titredi doğururken seni
senden korktum ,hayattan korktum
başaramamaktan korktum anne olmayı
...
şimdi daha güçlü basıyorum yere
üç yıl oldu öğrendim alışkanlıklarımdan vazgeçmeyi
öğrendim seni ,ağlamanı, gülmeni
aşağı sarkan dudaklarındaki titremelerin sebebini
sevdiğin dondurma çeşitlerini
seni çok seviyorum annem deyişini
...
severken ayrım gözetmiyorsun
beni de babanı da sultanı da seviyorsun
hatta 'sosis bizim oğlumuz anne 'diyorsun ben ona kızınca
elindeki köfteyi atıyorsun onun şımarık yalvarmalarına
sevgi dolu yüreğin ,sevgi dolu pomucuk ellerin var
...
her gece uyuurken sen seyrediyorum seni sessiz sessiz
rüyalarında da olmak istiyorum
buhar gibi çicek kokusu gibi sızmalı diyorum oralara
biryerlerde durup seyretmeli geceni gündüzünü rüyanı
büyümenin hayata alışmanın her saniyesine ortak olmak
bir mucizeye koşulsuz şahitlik
...
senin cennetten bizim eve düşmenin 3. yılı
benim senin annen olman güzellğini yaşamanın 3. yılı
bilginin algının doruğundasın
geçmişten gelen kimbilir kaç 3 yıl var birikimlerinde
sen çatal tutmayı öğrendin ben çişe tutmayı seni
sen anne demeyi öğrendin ben annesizliğin derinliğini
senin arkadaşların oldu benim dostlarım
...
seni seviyorum
tüm dillerde tüm dinlerde
ben hayatı kocaman bir şiir sanırdım sayfa sayfa
acıkmış bir çocuğun memelere saldırması gibi hep yetişememe kaygısı ile
koşardım o satırdan bu satıra
şimdi yaşadığım ne varsa
bir sallanan koltukta ve kucağımda sen tadında
hep derim ya;
'bir mısra boyu maceram'sın ...'
yani az gittim uz gittim bir mısra boyu yol gittim
mısrama
7-6-2003
gecenin körü ...
ağrı, korku ve merak
sen cennette dolaşırken bizi seçmişsin...
anne baba olarak ...
dizlerim titredi doğururken seni
senden korktum ,hayattan korktum
başaramamaktan korktum anne olmayı
...
şimdi daha güçlü basıyorum yere
üç yıl oldu öğrendim alışkanlıklarımdan vazgeçmeyi
öğrendim seni ,ağlamanı, gülmeni
aşağı sarkan dudaklarındaki titremelerin sebebini
sevdiğin dondurma çeşitlerini
seni çok seviyorum annem deyişini
...
severken ayrım gözetmiyorsun
beni de babanı da sultanı da seviyorsun
hatta 'sosis bizim oğlumuz anne 'diyorsun ben ona kızınca
elindeki köfteyi atıyorsun onun şımarık yalvarmalarına
sevgi dolu yüreğin ,sevgi dolu pomucuk ellerin var
...
her gece uyuurken sen seyrediyorum seni sessiz sessiz
rüyalarında da olmak istiyorum
buhar gibi çicek kokusu gibi sızmalı diyorum oralara
biryerlerde durup seyretmeli geceni gündüzünü rüyanı
büyümenin hayata alışmanın her saniyesine ortak olmak
bir mucizeye koşulsuz şahitlik
...
senin cennetten bizim eve düşmenin 3. yılı
benim senin annen olman güzellğini yaşamanın 3. yılı
bilginin algının doruğundasın
geçmişten gelen kimbilir kaç 3 yıl var birikimlerinde
sen çatal tutmayı öğrendin ben çişe tutmayı seni
sen anne demeyi öğrendin ben annesizliğin derinliğini
senin arkadaşların oldu benim dostlarım
...
seni seviyorum
tüm dillerde tüm dinlerde
ben hayatı kocaman bir şiir sanırdım sayfa sayfa
acıkmış bir çocuğun memelere saldırması gibi hep yetişememe kaygısı ile
koşardım o satırdan bu satıra
şimdi yaşadığım ne varsa
bir sallanan koltukta ve kucağımda sen tadında
hep derim ya;
'bir mısra boyu maceram'sın ...'
yani az gittim uz gittim bir mısra boyu yol gittim
gecenin körü ...
ağrı, korku ve merak
sen cennette dolaşırken bizi seçmişsin...
anne baba olarak ...
dizlerim titredi doğururken seni
senden korktum ,hayattan korktum
başaramamaktan korktum anne olmayı
...
şimdi daha güçlü basıyorum yere
üç yıl oldu öğrendim alışkanlıklarımdan vazgeçmeyi
öğrendim seni ,ağlamanı, gülmeni
aşağı sarkan dudaklarındaki titremelerin sebebini
sevdiğin dondurma çeşitlerini
seni çok seviyorum annem deyişini
...
severken ayrım gözetmiyorsun
beni de babanı da sultanı da seviyorsun
hatta 'sosis bizim oğlumuz anne 'diyorsun ben ona kızınca
elindeki köfteyi atıyorsun onun şımarık yalvarmalarına
sevgi dolu yüreğin ,sevgi dolu pomucuk ellerin var
...
her gece uyuurken sen seyrediyorum seni sessiz sessiz
rüyalarında da olmak istiyorum
buhar gibi çicek kokusu gibi sızmalı diyorum oralara
biryerlerde durup seyretmeli geceni gündüzünü rüyanı
büyümenin hayata alışmanın her saniyesine ortak olmak
bir mucizeye koşulsuz şahitlik
...
senin cennetten bizim eve düşmenin 3. yılı
benim senin annen olman güzellğini yaşamanın 3. yılı
bilginin algının doruğundasın
geçmişten gelen kimbilir kaç 3 yıl var birikimlerinde
sen çatal tutmayı öğrendin ben çişe tutmayı seni
sen anne demeyi öğrendin ben annesizliğin derinliğini
senin arkadaşların oldu benim dostlarım
...
seni seviyorum
tüm dillerde tüm dinlerde
ben hayatı kocaman bir şiir sanırdım sayfa sayfa
acıkmış bir çocuğun memelere saldırması gibi hep yetişememe kaygısı ile
koşardım o satırdan bu satıra
şimdi yaşadığım ne varsa
bir sallanan koltukta ve kucağımda sen tadında
hep derim ya;
'bir mısra boyu maceram'sın ...'
yani az gittim uz gittim bir mısra boyu yol gittim
parmak oyunu mu
12,6,2006
(başparmağım nerdesin ile başlayan çocuk oyununun müziği ile söyleyin)
doğum günüm doğum günüm nerdesin
burdayım
kaç yaşına girdin kaç yaşına girdin
otuz beş oldum !
otuz beş oldum!
geçen hafta işyerinde hoplaya zıplaya faxa giriyordum ...
sonra birden aklıam geldi
35 oluyorum diye ayın 12 sinde
doğru tuvalete gittim aynaya baktım
bak kadın dedim
yaşın 35
40lı yaşlara az kaldı
biraz ağır ol toparlan geyiği bırak ,yeşil ayakkabı turuncu gömlek sevdandan vazgeç
renkli tokaları kaldır bir kenara kıızna hatıra kalsın
sen dolma kalem kadınısın ne arar kırk renk boya masanda
dekontlara mor imzalar da atma
yerini bul
aman ne olgun ağır kadın desinler ...
baktım baktım kendime
sonra aman dedim otuzu kırkı ,20 mimde de böyleydim
ağırlık mı allaha şükür ağırım ama kişilik açısından değil ne yapalım
işte böyle
sağım solumçiçek bahçesi gibi oldu
ben de aralarında otuzbeşlik bir çiçek
otuzbeş güzel rakamdır
bir otuzbeşlik adamı alır nerelere götürür
ona göre...
(başparmağım nerdesin ile başlayan çocuk oyununun müziği ile söyleyin)
doğum günüm doğum günüm nerdesin
burdayım
kaç yaşına girdin kaç yaşına girdin
otuz beş oldum !
otuz beş oldum!
geçen hafta işyerinde hoplaya zıplaya faxa giriyordum ...
sonra birden aklıam geldi
35 oluyorum diye ayın 12 sinde
doğru tuvalete gittim aynaya baktım
bak kadın dedim
yaşın 35
40lı yaşlara az kaldı
biraz ağır ol toparlan geyiği bırak ,yeşil ayakkabı turuncu gömlek sevdandan vazgeç
renkli tokaları kaldır bir kenara kıızna hatıra kalsın
sen dolma kalem kadınısın ne arar kırk renk boya masanda
dekontlara mor imzalar da atma
yerini bul
aman ne olgun ağır kadın desinler ...
baktım baktım kendime
sonra aman dedim otuzu kırkı ,20 mimde de böyleydim
ağırlık mı allaha şükür ağırım ama kişilik açısından değil ne yapalım
işte böyle
sağım solumçiçek bahçesi gibi oldu
ben de aralarında otuzbeşlik bir çiçek
otuzbeş güzel rakamdır
bir otuzbeşlik adamı alır nerelere götürür
ona göre...
kokoreç kaçamağı
3-7-2006
çok keyifli bir haftasonu idi....
cuma akşamı bankacıların yemeğindeydim 10 gibi kaçtım ordan kcoamla kıızm bani almaya gelmişlredi vişnelik yapalım derken mısra arabada uyudu biz de şili meydanındak kokoreçciye gittik eski günlerdeki gibi ...orda yedik sohbet ettik ,güzel bir gece oldu
cumartesi günü 11 itibariyle maraton başladı ,atlısporda 5 kişilik kadro tamdı.bu kez çocuklar ilkkez at üzerindeyken hafifçe koşturuldu.5 yaşından derse başlayacakları düşünülürse çok iyi bir gelişme .ordan çıkışta vişnelik yaptık ...bu arada ben kızılaya uğrayıp yeni bakıcnın komisyonunu verdim ve beş kuruşsuz kaldım :)))
balgat-edokta ABD bilmem ne kutlamaları vardı şenlik mevzuları.Çok keyifli idi .Oynadık ,içtik çimenlere yayıldık ,bol bol yedik tam 80 usd harcadık .Grubun bankası olarak pekçok limit koydum tabi.ve de 50 centimiz arttı geride ...Bizler bira içince çocuklar da özendi .Neyseki kutuda meyvelu sodalar imdadımıza yetişti bebek birası şeklinde içtiler çocuklar .Gece muhteşem bir havai fişek gösterisi ile sonra erdi ama mısra o akdar gürültüye rağmen kulağını tıkayıp uyudu
pazar günü ise kazanda bir arkadaşımızın çiftliğine gittik .Mısra önceleri çok sıkıldı Arkadaşı yoktu hiç .Biz de akülü motor laptop kitaplar falan pekçok şey götürmüştük oyalansın diye biraz ondan biraz bundan derken ordakilerin de yoğun ilgili isi epey eğlendi.Biz de mangal başı sazlı sözlü rakı gecesi yaptık.
ve işte pazartesi işe başladık
güzel haber ;anneanemin çekilen tırnağı iyileşmiş :))))))
çok keyifli bir haftasonu idi....
cuma akşamı bankacıların yemeğindeydim 10 gibi kaçtım ordan kcoamla kıızm bani almaya gelmişlredi vişnelik yapalım derken mısra arabada uyudu biz de şili meydanındak kokoreçciye gittik eski günlerdeki gibi ...orda yedik sohbet ettik ,güzel bir gece oldu
cumartesi günü 11 itibariyle maraton başladı ,atlısporda 5 kişilik kadro tamdı.bu kez çocuklar ilkkez at üzerindeyken hafifçe koşturuldu.5 yaşından derse başlayacakları düşünülürse çok iyi bir gelişme .ordan çıkışta vişnelik yaptık ...bu arada ben kızılaya uğrayıp yeni bakıcnın komisyonunu verdim ve beş kuruşsuz kaldım :)))
balgat-edokta ABD bilmem ne kutlamaları vardı şenlik mevzuları.Çok keyifli idi .Oynadık ,içtik çimenlere yayıldık ,bol bol yedik tam 80 usd harcadık .Grubun bankası olarak pekçok limit koydum tabi.ve de 50 centimiz arttı geride ...Bizler bira içince çocuklar da özendi .Neyseki kutuda meyvelu sodalar imdadımıza yetişti bebek birası şeklinde içtiler çocuklar .Gece muhteşem bir havai fişek gösterisi ile sonra erdi ama mısra o akdar gürültüye rağmen kulağını tıkayıp uyudu
pazar günü ise kazanda bir arkadaşımızın çiftliğine gittik .Mısra önceleri çok sıkıldı Arkadaşı yoktu hiç .Biz de akülü motor laptop kitaplar falan pekçok şey götürmüştük oyalansın diye biraz ondan biraz bundan derken ordakilerin de yoğun ilgili isi epey eğlendi.Biz de mangal başı sazlı sözlü rakı gecesi yaptık.
ve işte pazartesi işe başladık
güzel haber ;anneanemin çekilen tırnağı iyileşmiş :))))))
memeli hayvan
5-7-2006
banyo yapıyorıuz mısrayı kzıdırıyorum msıra senin memen yok
anne memem var ama küçük büyüyünce büyüyecek diyor
sonra diyor ki bak babamın ki de var.
babadan cevap evet kızım benim de var çünkü biz memeli hayvanlarız
mısra dumur oldu tabi
banyo yapıyorıuz mısrayı kzıdırıyorum msıra senin memen yok
anne memem var ama küçük büyüyünce büyüyecek diyor
sonra diyor ki bak babamın ki de var.
babadan cevap evet kızım benim de var çünkü biz memeli hayvanlarız
mısra dumur oldu tabi
ben ne biçim anneyim
5-7-2006
dün gece yemeğe gittik dönüşte dondurma yedik ve arabaya binerken ben birşeye itiraz ettim hayır dedim mısraya
cevap
sen ben biçim annesin ya!!!
bunları nerdne nasıl öğreniyor kafayı yiyeceğim
BEN NE BİÇİM ANNEYİM YA
dün gece yemeğe gittik dönüşte dondurma yedik ve arabaya binerken ben birşeye itiraz ettim hayır dedim mısraya
cevap
sen ben biçim annesin ya!!!
bunları nerdne nasıl öğreniyor kafayı yiyeceğim
BEN NE BİÇİM ANNEYİM YA
hayalpark-eymir
10-7-2006
cmt sabah yine atlıspordaydık ,ufak ufak eğitimlere başladık ,atlarn başını sevmece falan :)seçil ve aykan da bize eşlik ettiler bu kez
ordan hayalparka gittik ve akşamı ettik armut koltuklar haaklar küçük bebek salıncakları ...
güzel yapmışlar harbiden
2 tane demirbaş kuzu var mekan da bol bol beslendiler tarafımızdan
***
pazar günü eymirde mini oyun grubu pikniği yaptık börekler sarmalar derken çok keyifli idi ...çocuklar gidip birilerinin yanında oturdu sohbetler ,bize satış yaptılar falan çok eğlendiler ...
ve çok uslu duran çocuklara ödül olarak madoda dondurma ile gün bitti.
cmt sabah yine atlıspordaydık ,ufak ufak eğitimlere başladık ,atlarn başını sevmece falan :)seçil ve aykan da bize eşlik ettiler bu kez
ordan hayalparka gittik ve akşamı ettik armut koltuklar haaklar küçük bebek salıncakları ...
güzel yapmışlar harbiden
2 tane demirbaş kuzu var mekan da bol bol beslendiler tarafımızdan
***
pazar günü eymirde mini oyun grubu pikniği yaptık börekler sarmalar derken çok keyifli idi ...çocuklar gidip birilerinin yanında oturdu sohbetler ,bize satış yaptılar falan çok eğlendiler ...
ve çok uslu duran çocuklara ödül olarak madoda dondurma ile gün bitti.
çizmeli kedi
29-5-2006
didem ahum esra hariç herkesi gördüm ....
cumartesi tiyatroya gittik çizmeli kedi ...konuyu bildiğimiz iiçn bize sıkıcı geldi ama çocuklar genel olarak eğlendi sanırım
tiyatro çıkışı migrosta oturma sorunu yeme sorunu...
bir da gidersem migrosa 2 olsun dedirtti !!!!
cmt akşamı ani bir kararla vişneliğe gittik oyun parkı oyun odası derken de yemeğe kaldık müzikli göbekli bir gece idi ...fotolar gelir
pazar telekom tesislerinde kalabalık bir brunch
çıkışta uçurtma uçurtmaca
sonra ptt tesisleri ve ahlatlıbel beledye tesislerinde mola
17 de atlıspor ...
çıkışta zeycanın yeni keşfi altın şiş
çocuklara kukla tiyatrosu ve oyun alanı ...
eve geliş banyoda köpüklerle dans ve hala uyuyan mısra ...
güzel ibr haftasonu idi velhasıl
allah içimize sindirsin
didem ahum esra hariç herkesi gördüm ....
cumartesi tiyatroya gittik çizmeli kedi ...konuyu bildiğimiz iiçn bize sıkıcı geldi ama çocuklar genel olarak eğlendi sanırım
tiyatro çıkışı migrosta oturma sorunu yeme sorunu...
bir da gidersem migrosa 2 olsun dedirtti !!!!
cmt akşamı ani bir kararla vişneliğe gittik oyun parkı oyun odası derken de yemeğe kaldık müzikli göbekli bir gece idi ...fotolar gelir
pazar telekom tesislerinde kalabalık bir brunch
çıkışta uçurtma uçurtmaca
sonra ptt tesisleri ve ahlatlıbel beledye tesislerinde mola
17 de atlıspor ...
çıkışta zeycanın yeni keşfi altın şiş
çocuklara kukla tiyatrosu ve oyun alanı ...
eve geliş banyoda köpüklerle dans ve hala uyuyan mısra ...
güzel ibr haftasonu idi velhasıl
allah içimize sindirsin
zeycandan
24-5-2006
bir yerinden yakalamak gerekiyor hayatı,
kimi kocasında,kimi işinde,
kimileri sen , ben, oyungrubu anneleri gibi,
çocuğunda
yani manyaklığın haddi hesabı yok..
nerede tiyatro biz orada,
cepte para yok olsun ....biz ürgüp de, çakraz da..
mısra acilde ,biz mısra ile,
yaşları henüz 3 olsa da 3000 den fazla fotoğrafla
büyüyoruz...
geçmişe dönüp bakınca,
ilk anne olduğum günlerde , ne kadar yalnızmışım kendimi dolu sanarken
şimdilerdedopdolu kalbimi boşaltamam
seni hiçbiryere gönderemem,
tıpkı benim gidemeyeceğim gibi..
yorgunsun,
yorgunum..
zor bir kış ,
zor bir bahar geçirdik..
şimdilerde yaz...tazelenmek , yenilenmek gerek...
olmaz,
gidemezsin , soluğumdan öte olamazsın,
istesen de istemesen de bir nefes gerinde olamam
kocaman öpüp
kokuluyorum
çiçeğim böceğim pelinim
bir yerinden yakalamak gerekiyor hayatı,
kimi kocasında,kimi işinde,
kimileri sen , ben, oyungrubu anneleri gibi,
çocuğunda
yani manyaklığın haddi hesabı yok..
nerede tiyatro biz orada,
cepte para yok olsun ....biz ürgüp de, çakraz da..
mısra acilde ,biz mısra ile,
yaşları henüz 3 olsa da 3000 den fazla fotoğrafla
büyüyoruz...
geçmişe dönüp bakınca,
ilk anne olduğum günlerde , ne kadar yalnızmışım kendimi dolu sanarken
şimdilerdedopdolu kalbimi boşaltamam
seni hiçbiryere gönderemem,
tıpkı benim gidemeyeceğim gibi..
yorgunsun,
yorgunum..
zor bir kış ,
zor bir bahar geçirdik..
şimdilerde yaz...tazelenmek , yenilenmek gerek...
olmaz,
gidemezsin , soluğumdan öte olamazsın,
istesen de istemesen de bir nefes gerinde olamam
kocaman öpüp
kokuluyorum
çiçeğim böceğim pelinim
dedemiz kermes ve saç
8-5-2006
cuma günü sabrinin babasını hastaneye kaldırmışlardı hatta güdülden ambulansla getirmişlerdi
tüm gün gatada kaldılar
tüm tetkikler normal çıkınca da geri döndüler -tabi tüm aile toplanmıştı
ben gitsem mi gitmesem mi diye kadar aşamasındayken baktım ki pek de bana ihtiaç yok ,nazmiyeyi aldım tiyatroya gittim süper gelin olarak :)
cumartesi kermeste güzel bir stand açtık ben ve özlem .tercüman olarak dasabri geldi gerçekten de güzel satış yaptı ,bu kermes daha çok 2. el kermesi idi ,genelde çocuk eşyaları oyuncak ve kitapları satılıyor
6-7 yaşıdnaki çocuklar kitaplarlarına oyuncaklarına fiyat biçip kendileri satıyorlardı ,çok güzel bir ortam ,mısra büyüsün ben de aynı şeyi yapmasını isteyeceğim .oyuncaklarını satan çocuklar benim tezgahıma gelip toka vb. şeyler aldılar ...keyifli idi .
pazar günü de 3 te bir kümes müzaikalindeydik .AST daki oyunun aynısı idi konu.Ama çok renkli bol oyunlu bol şarkılı idi .keyifle izledik ,ankanda da epey katılım vardı biz oyun grubu olarak da 9 kişi idik ...Çıkışta haftalık rutinimiz atlı spor orda da yemeğe gittik.Urfalıda yeni bir kız vardı hiç beğenmedik buarada . Konuyu da idareye bildirdik.
GEce geldik ,kıızmla haftalık saç bakımımızı yaptık ,saçı ile çok oynadım herhalde uyuyakaldı kafasında yağlarla :)
herkese iyi haftabaşları...
cuma günü sabrinin babasını hastaneye kaldırmışlardı hatta güdülden ambulansla getirmişlerdi
tüm gün gatada kaldılar
tüm tetkikler normal çıkınca da geri döndüler -tabi tüm aile toplanmıştı
ben gitsem mi gitmesem mi diye kadar aşamasındayken baktım ki pek de bana ihtiaç yok ,nazmiyeyi aldım tiyatroya gittim süper gelin olarak :)
cumartesi kermeste güzel bir stand açtık ben ve özlem .tercüman olarak dasabri geldi gerçekten de güzel satış yaptı ,bu kermes daha çok 2. el kermesi idi ,genelde çocuk eşyaları oyuncak ve kitapları satılıyor
6-7 yaşıdnaki çocuklar kitaplarlarına oyuncaklarına fiyat biçip kendileri satıyorlardı ,çok güzel bir ortam ,mısra büyüsün ben de aynı şeyi yapmasını isteyeceğim .oyuncaklarını satan çocuklar benim tezgahıma gelip toka vb. şeyler aldılar ...keyifli idi .
pazar günü de 3 te bir kümes müzaikalindeydik .AST daki oyunun aynısı idi konu.Ama çok renkli bol oyunlu bol şarkılı idi .keyifle izledik ,ankanda da epey katılım vardı biz oyun grubu olarak da 9 kişi idik ...Çıkışta haftalık rutinimiz atlı spor orda da yemeğe gittik.Urfalıda yeni bir kız vardı hiç beğenmedik buarada . Konuyu da idareye bildirdik.
GEce geldik ,kıızmla haftalık saç bakımımızı yaptık ,saçı ile çok oynadım herhalde uyuyakaldı kafasında yağlarla :)
herkese iyi haftabaşları...
mısra ben sabri
26,4,2006
yine dün akşam
1-ben eve geç gelmişim sabri de elinde tepsi yemek yiyiyor .ben de bir tepsi kaptım geldim
mısra ortalarda dolanıyor sosisle oynuyor sonra elinde bir yastıkla geldi büyükçe babasına verdi yastığı al tepsinin altına koy da rahat ye dedi.
ben mi ? şiştim tabi kıskançlıktan
2-küçük kas gelişimi çalışıyorum yapa çocuk klubu ödevimiz .elimde de pek çok kolye malzemesi incik boncuk var .gel diyorum kolye yapalım peki diyor 1-2 boncuk diziyor .sonra sıkılıyor. ben de bir tane kolye yapıyorum bu arada.yerimden bir vesile ile kalktığımda bizim cimcime benim yaptğım kolyeyi sultana hediye ediyor 'sultan bak sana ne yaptım 'diye
bu mudur ?budur işte ilişkimiz
yine dün akşam
1-ben eve geç gelmişim sabri de elinde tepsi yemek yiyiyor .ben de bir tepsi kaptım geldim
mısra ortalarda dolanıyor sosisle oynuyor sonra elinde bir yastıkla geldi büyükçe babasına verdi yastığı al tepsinin altına koy da rahat ye dedi.
ben mi ? şiştim tabi kıskançlıktan
2-küçük kas gelişimi çalışıyorum yapa çocuk klubu ödevimiz .elimde de pek çok kolye malzemesi incik boncuk var .gel diyorum kolye yapalım peki diyor 1-2 boncuk diziyor .sonra sıkılıyor. ben de bir tane kolye yapıyorum bu arada.yerimden bir vesile ile kalktığımda bizim cimcime benim yaptğım kolyeyi sultana hediye ediyor 'sultan bak sana ne yaptım 'diye
bu mudur ?budur işte ilişkimiz
Subscribe to:
Posts (Atom)









