16-3-2005
Sabri 1989 odtü yurtlarda başlayan hikayemiz ine çıka düşe kalka 2001 lere kadar ulaştı. Aynı hayatı yanı evi aynı düşleri paylaşarak ...2001 de resmi düzene taşıdık ilişkimizi. Bir Ankara bir Bursa ve bir İstanbul düğünüyle yedi düvele evlendiğimizi duyurduk .Böylece hayatımıza aile ziyaretleri ev oturmaları baldızlar görümceler eltiler girdi...2002 yılında evlendikten 1 yıl sonra çalıştığım bankadan istifa ettim. uzun yıllardır izin kullanmamış olmanın getirdiği başıboşlukla Kars trenine bilet aldım. Ev Sabri ile Kars'a Ani Harabelerine gittik. Gezdiğimiz her dakika her yer mucize gibiydi.Bir peri masalı gibiydi.Yaklaşık üç günlük bir tren yolculuğu ile geri döndük. Ve dönüşte hava değişimi yorgunluk derken ikimizde hasta bulduk kendimizi ...Antibiyotikler vitaminler zor kendimize geldik...
Ben çalışsam çalışmasam ne yapsam ne yapmasam diye evde keyif sürerken bir sabah 'ben hamile miyim ki 'diye içimden geçirdim takvimdeki kırmızı işaretleri ginün epey geride kaldığını görüp. Hemen aklıma o kadar ilaç aldım eyvah ya birşey olduysa geldi.Birkaç gün içinde doktora gidip hipotezimi teze dönüştürdüm.Hamile olduğumu bildiğim hissettiğim ya da anladığım andan itibaren çocukluğumdan beni beni bırakmayan yanlızlık duydusu bir anda kayboldu. Artık gülerken ağlarken kızarken korkarken hep yanında birisi olacaktı , kendimi ifade etmek an'ı anlatma zorunda kamayacaktım.İçimde bir göz daha vardı ...Bu duyguyu anlatmam mümkün değil.Artık çoğul olmuştum.Ben çok sabırlı bir insan değilim ve çocuk fikrine hiçbir zaman sıcak bakmadım ve istemedim. Dokuz ay karnımda taşımak ,doğum acıları ,dikiş işleri gibi şeyler bana hep zor ve soğuk gelmişti. Dokuz ay içimde tutmaya dayanamam ,ya sakat olursa ya bir şeyler ters giderse diye kuruntu içinde yüzer boğurdum diye zannediyorum .Hiç de öyle olmadı .Çok güleryüzlü ,çok mutlu çok turuncu bir hamilelik geçirdim .İlk 13 hafta aldılarım genelde
turuncu ,sarı ve yeşildi...Yakın çevremde hiç bebek olmadığı ,dahası benim de konuyla hiç ilgim olmadığı için ilk alışverişlerim genelde 'ay ne şirinmiş 've satıcıların 'bunu da almanız lazım'şeklindeki yönlendirmeleriyle oldu .
Bir bebek günde kaç tulum giyer ,body aldım ama atlet içine mi giyilecek ,günde kaç bez değişir, kenarı oyalı ter bezlerini nerden bulucam ,mevlut takımı aldım ama bu fillisi daha güzel şeklinde binbir soru oldu hep kafamda ...
13.5 hafta sonunda detaylı ultrasonda bebeğimin kız olduğunu öğrendim. (Ama kimseye söylemeyin ben biliyordum bir kızım olacağını hep ) İlk üç ay üç tane doktor değiştirdim . Zaten doktora gitmeyi ,o uzun sedyevari yataklara yatıp şikayetimi anlatmayı oldum olası sevmem. En sonunda gönlüme göre ,bana korkunç yasaklar getirmeyen ,strese sokmayan ,kendine ve tecrübelerine çok güvenen süper bir doktor buldum .Her ne kadar onun doğum doktorluğu konusunda çok tecrübeli olması ,benimse hamilelik ve doğum konusunda tecrübesiz ve korkak olmam yüzünden her seferinde fikir çatışması yaşasak da sonunda hissettiklerimi söylememle konu kapandı ve doktoruma tam teslim oldum. Zaten çalışmadığım için tüm boş zamanlarımı internet başında geçiriyordum.Sabahtan kalkıyor elimde ajandam ile bilgisayar başına geçiyor aynen üniversite sınavına hazırlanan bir öğrenci gibi çalışıyordum. İshalse ne olur ,sivrisinek ısırığına karşı ne yapmalı, gaz sancısı ,köpekle beraber çocuk.Aklıma gelebilecek herşeyi öğrenmeye çalışıyordum .Hiç bilmediğim bir dünya vardı önümde ve ben başarısız olmaktan çok korkuyordum ...
Subscribe to:
Post Comments (Atom)

No comments:
Post a Comment