11 July 2006

mısrama

7-6-2003
gecenin körü ...
ağrı, korku ve merak
sen cennette dolaşırken bizi seçmişsin...
anne baba olarak ...
dizlerim titredi doğururken seni
senden korktum ,hayattan korktum
başaramamaktan korktum anne olmayı
...
şimdi daha güçlü basıyorum yere
üç yıl oldu öğrendim alışkanlıklarımdan vazgeçmeyi
öğrendim seni ,ağlamanı, gülmeni
aşağı sarkan dudaklarındaki titremelerin sebebini
sevdiğin dondurma çeşitlerini
seni çok seviyorum annem deyişini
...
severken ayrım gözetmiyorsun
beni de babanı da sultanı da seviyorsun
hatta 'sosis bizim oğlumuz anne 'diyorsun ben ona kızınca
elindeki köfteyi atıyorsun onun şımarık yalvarmalarına
sevgi dolu yüreğin ,sevgi dolu pomucuk ellerin var
...
her gece uyuurken sen seyrediyorum seni sessiz sessiz
rüyalarında da olmak istiyorum
buhar gibi çicek kokusu gibi sızmalı diyorum oralara
biryerlerde durup seyretmeli geceni gündüzünü rüyanı
büyümenin hayata alışmanın her saniyesine ortak olmak
bir mucizeye koşulsuz şahitlik
...
senin cennetten bizim eve düşmenin 3. yılı
benim senin annen olman güzellğini yaşamanın 3. yılı
bilginin algının doruğundasın
geçmişten gelen kimbilir kaç 3 yıl var birikimlerinde
sen çatal tutmayı öğrendin ben çişe tutmayı seni
sen anne demeyi öğrendin ben annesizliğin derinliğini
senin arkadaşların oldu benim dostlarım
...
seni seviyorum
tüm dillerde tüm dinlerde
ben hayatı kocaman bir şiir sanırdım sayfa sayfa
acıkmış bir çocuğun memelere saldırması gibi hep yetişememe kaygısı ile
koşardım o satırdan bu satıra
şimdi yaşadığım ne varsa
bir sallanan koltukta ve kucağımda sen tadında
hep derim ya;
'bir mısra boyu maceram'sın ...'
yani az gittim uz gittim bir mısra boyu yol gittim

No comments: